ABD Başkanı Donald Trump, Gazze’de ilan edilen ateşkesi bir barış adımı olarak değil, adeta bir siyasi gösteri olarak değerlendirdi. İsrail ziyareti sırasında sergilediği tavırlar ve kullandığı dil, bir devlet başkanının ciddiyetinden oldukça uzaktı. Bu durum, dünya kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
Trump, kameralar karşısında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu için gülerek yaptığı açıklamalarda, “Bibi defalarca beni aradı ve benden silah istedi. Biz de ona istediklerini verdik; o da bunları çok güzel kullandı.” ifadelerini kullandı. Buradaki “çok güzel kullandı” sözleri, 67 bin Gazzelinin hayatını kaybettiği saldırılara gönderme yapıyordu.
Trump’ın Talihsiz Mizahı ve Diplomatik Hataları
Trump, soykırım sonrası “Artık biraz daha nazik olabilirsin Bibi, çünkü artık savaşta değilsin bebeğim.” şeklinde espri yaparak tepkilerin odağına oturdu. Bu yaklaşım, ateşkes kararının ciddiyetini gölgelemiş ve ABD’nin bölgedeki rolüne dair soruları artırmıştır.
Mısır’ın Şarm el-Şeyh kentinde düzenlenen liderler zirvesinde de Trump’ın tutumunda bir değişiklik gözlenmedi. İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ı kürsüye çağırıp konuşma hakkı tanımadan geri göndermesi, diplomatik nezaket açısından eleştirilere neden oldu.
Şarm el-Şeyh Zirvesi ve Niyet Belgesi
Zirvede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah el-Sisi ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad el-Sani tarafından bir niyet mektubu imzalandı. Ancak bu belgenin, Gazze için gerçek bir barış anlaşması niteliği taşımadığı görülüyor. Çünkü belgede İsrail Başbakanı Netanyahu’nun imzası bulunmuyor ve İsrail için bağlayıcı hiçbir hüküm içermiyor.
Belgenin genel yapısı, Trump ve Netanyahu’nun politikalarını destekleyen bir içerikte. Gazze’nin, Trump’ın denetiminde bir heyet tarafından yönetileceği, İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair’in de fiilen yönetici rolü üstleneceği belirtiliyor. Bu durum, bölge halkının kendi geleceğini belirleme hakkına gölge düşürüyor.
İki Devletli Çözümden Uzak Bir Süreç
Belgede iki devletli çözüme veya İsrail’in 1967 sınırlarına çekilmesine dair hiçbir ifade yer almıyor. Bu nedenle, belgenin Filistin sorununa kalıcı bir çözüm getirmesi mümkün görünmüyor. Gazzelilerin özgürlüğü ve devletleşme umutları, bu anlaşmayla güvence altına alınmış değil.
Gazze’yi yerle bir eden, binlerce masum insanın hayatına mal olan saldırıların ardından Trump ve Netanyahu’nun yönlendirmesiyle oluşturulan bu belge, barış değil, geçici bir ateş barındırıyor. Buna rağmen, çatışmaların son bulması ve daha fazla can kaybı yaşanmaması en önemli kazanım olarak öne çıkıyor.
Barış her zaman savaşın alternatifi olmalıdır. Ancak bu sürecin Filistinliler için gerçek bir güvenlik ve özgürlük sağlamadığı da ortada. Gerçek barış, ancak adalet ve eşitlik temelinde inşa edilebilir.
















