Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Suud, NATO ve İsrail’e eş mi?

Trump-Bin Selman Ortak Basın Toplantısı ve Öne Çıkan Başlıklar Donald

Trump-Bin Selman Ortak Basın Toplantısı ve Öne Çıkan Başlıklar

Donald Trump’ın Suudi Veliaht Prensi Mohammed bin Salman (MBS) ile düzenlediği ortak basın toplantısı, Suudi-ABD ilişkilerine dair mesajların yanında Trump hakkında dikkat çeken bazı unsurları da ortaya koydu. Hafıza boşlukları, bazı sorulara karşı hassasiyeti ve bugün söyledikleri ile yıllar önce kabul ettikleri arasındaki çelişkiler toplantıda öne çıktı.

Suudi Arabistan’a Verilen Statü ve Jeopolitik Mesajlar

Trump’ın Suudi Arabistan’ı NATO dışında “büyük bir müttefik” olarak tanımlaması dikkat çekti. Bu tanımlama İsrail’e yakın bir düzeyde okunabilecek bir sinyal verdi. Bir yanda Suudi liderliğe meşruiyet sağlayan bir görüşme, diğer yanda konsoloslukta adam katline ilişkin iddiaların gölgesindeki ilişkiler arasındaki kontrast kamuoyunun dikkatini çekti. Para ve jeopolitik çıkarların bu ilişkide belirleyici olduğu vurgulanabilecek bir unsur oldu.

Türkiye, NATO üyesi olmasına rağmen Trump’ın açıklamalarında beklenen stratejik sıcaklığı henüz elde edememiş gibi görünüyordu. Trump, Türkiye’nin “kendini kanıtlaması gerektiğini” doğrudan söylemedi ancak Ankara’dan “bazı şeyler istediğini” belirtti; bu da Washington’un hâlâ ek tavizler veya adımlar beklediğini gösteriyor. Bu beklentiler Gazze Anlaşması veya HAMAS’ın silah bırakması gibi konulara atıfla yorumlandı çünkü spesifik bir açıklama yapılmadı.

Trump ayrıca Suudi Arabistan’ın F-35 alacağını doğruladı ve uçakların İsrail’in sahip olduğu özelliklere sahip olacağını belirterek İsrail’in bundan memnun olduğunu söyledi. Bu açıklama, Türkiye’nin NATO üyeliğine rağmen askeri dengedeki konumuna ilişkin farklı bir algı yarattı.

Protokol Hediyeleri ve Akşam Yemeği

Basın toplantısında ayrıca İsviçre’ye sağlanan tarife indiriminin lüks bir İsviçre saatiyle ilişkilendirildiği iddiası hatırlatıldı. MKS SA’nın başkanı Marwan Shakarchi Trump’a altın külçe takdim etti. Rolex’in başkanı Jean-Frédéric Dufour ise saat hediye etti; nadir bir titanyum saat yerine altın saatin Trump’ın zevkine daha uygun olduğuna karar verildiği belirtildi. Akşam bin Selman onuruna verilen yemeğe Cristiano Ronaldo ve Elon Musk da katıldı; burada General Motors ve Apple övgü aldı.

Nadia Bilbassy’nin Soruşturulması ve Duraklama Anı

En çarpıcı anlardan biri, Trump’ın Al Arabiya muhabiri Nadia Bilbassy’yi tanımaması oldu. Yaklaşık yirmi yıldır Beyaz Saray’ı takip eden, 2016 ve 2024 kampanyalarında Trump’ı izleyen Filistinli Amerikalı gazetecinin kimliği sorulduğunda Trump “Sen Suriye’den misin? … Nerelisin?” diye sordu. Nadia “Filistinliyim” yanıtını verdi; bu an küçük bir duraklama, yutkunma ve söyleyip söylememe kararını yansıttı. Beyaz Saray’da uzun yıllardır çalışan bir gazetecinin nereli olduğunun sorulması nadir bir durumdu.

Trump, Oval Ofis’te bir Filistinli gazetecinin bulunmasını yeni bir “ilerleme” simgesi gibi sundu; oysa Nadia uzun süredir Washington’dan Suudi devlet televizyonu için çalışan bir gazeteciydi. 2016 kampanyasını takip etmiş ve Trump ile daha önce de röportaj yapmıştı. Toplantıda ilerleme olarak sunulan tek yenilik, Trump’ın Nadia’dan nereli olduğuna cevap istemesiydi.

Tanıdığı Gazetecileri Fark Edememe ve Unutkanlık Örnekleri

Nadia ile yaşanan durum tek başına bir hata değildi. Trump, yakın zamanda daha önce etkileşimde bulunduğu ve iki gün önce konuştuğu bir Politico muhabirini de tanımadı. Ayrıca gazetecilerle görüşmelerde kendisine “IQ testi” yapıldığını söyleyerek sorulara değindi; bu soruların bazıları bunama tarama sınavına benzer nitelikteydi.

Cemal Kaşıkçı Dosyası Konusundaki Çelişkiler

Trump, ABC’den Mary Bruce’un Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili sorusunu azarlarcasına yanıtladı. Kaşıkçı, İstanbul’daki Suudi konsolosluğunda yaşamını yitirmiş, Washington Post yazarı ve Suudi muhalifiydi. Trump, “Bu konuda hiçbir şey bilmiyordu. Misafirimizi mahcup etmene gerek yok.” diyerek MBS’yi savunur bir ton kullandı. Ancak gazeteci Bob Woodward, Trump’ın 2020’de kaydedilmiş bir itirafını hatırlatarak “Onu kurtardım… Üzerine çok baskı yapılıyordu ve Kongre’nin ona dokunmamasını sağladım.” sözlerini hatırlattı. Trump şimdi MBS’nin “hiçbir şey bilmediğini” iddia ederken, Prens de “üzgün olduklarını, gereken her soruşturmaların yapıldığını ve bir daha olmaması için gerekenin yapıldığını” söyledi. Olayda en çok zarar gören ise evlilik belgesi almak için konsolosluk önünde bekleyen Hatice Cengiz oldu.

Epstein Dosyaları Hakkında Soru ve Trump’ın Tepkisi

Mary Bruce’a Kaşıkçı sorusundan yaklaşık 30 dakika sonra ikinci kez söz verildi ve Bruce Epstein dosyaları hakkında soru sordu. Trump, bu soru karşısında sinirli bir tondaydı ve muhabire “Tutumun kötü. Sen korkunç bir muhabirsin.” şeklinde çıkış yaptı. Epstein dosyalarını, dikkatleri saptırmak için tasarlanmış bir “Demokrat hilesi” olarak nitelendirdi; Epstein ile “hiçbir ilgisi olmadığını” ve Epstein’in parayı Demokratlara verdiğini, kendisine vermediğini iddia etti.

Trump ayrıca Clinton döneminden bazı isimleri ve teknoloji bağışçısı Reid Hoffman’ı Epstein ile ilişkili olarak gündeme getirdi. Reid Hoffman’ı tanımadığını söyledi ancak “radikal sola çok para harcıyor, araştırılmalı” dedi. Bu tartışma sürerken Trump, ABC’nin yayın lisansının iptal edilmesi gerektiğini ima eden ifadeler kullandı ve haberlerin sahte olduğunu iddia etti. Epstein belgelerinin açıklanması yasası Kongre’den geçti ve şimdi başkanın önüne gelecek.

Toplantının Genel Değerlendirmesi

Tanıdığı gazetecileri unutma örnekleri, Kaşıkçı konusundaki önceki itiraflarla çelişen söylemler ve Suudi Arabistan’ı NATO üyesinden daha üstün bir konuma yerleştiren ifadeler, Trump’ın Bin Selman ile basın toplantısının dikkat çeken yönleri oldu. Prens Abraham Anlaşmalarına sıcak baktığını belirtirken iki devletli çözüme dair duruşunu korudu. Görüşmede Gazze, HAMAS ve bölgesel denge konuları gündeme gelirken Türkiye ve İran ile ilişkiler bağlamında da çıkarımlara yer verildi.

Trump toplantı sonrası ABD’ye 600 milyar dolarlık Suudi yatırımını görünürde 1 trilyon dolara yükseltmeyi başardığını belirtti; Gazze için ne kadar harcanacağı konusunda ise “miktar konuşmadık” dedi ve “Onlar için çok önemli, çok verecek” ifadelerini kullandı. MBS’nin İran konusunda “arayı yapmaktan onur duyarım” beyanı toplantıda yer aldı. Trump, kısıtlı bir basın havuzuna rağmen herkesten gelen soruları yanıtlayabildiğini gösterdi; ancak aynı zamanda ABC’nin lisansı hakkında tehditkar ifadeler de kullandı. Trump’ın Oval Ofis’te bir Filistinli gazeteci bulundurmayı Filistin meselesinde ilerleme simgesi olarak vurgulaması, Anayasa Birinci Değişiklik’in ifade özgürlüğü korumalarının yabancılar için nasıl uygulandığına dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.