Trump: Küba’yı Dostane Yollarla Devralma İmkanı ve Artan Gerilim
Eski ABD Başkanı Donald Trump, Küba’nın “başarısız bir devlet” olduğunu ve Washington’un yardımını isteyebileceğini öne sürdü. Trump, “Küba hükümeti bizimle konuşuyor. Paraları yok, hiçbir şeyleri yok. Ama konuşuyorlar ve belki Küba’yı dostane bir şekilde devralabiliriz” dedi.
Gerilim tırmanıyor. Trump’ın bu açıklamaları, Küba yönetiminin iki gün önce duyurduğu bir olayın ardından geldi. Havana yönetimi, Florida kayıtlı bir sürat teknesiyle ABD’den gelen 10 silahlı Kübalının adanın kuzey kıyısında askerlere ateş açtığını bildirdi. Çıkan çatışmada dört saldırganın öldüğü, altısının yaralandığı açıklandı.

Washington ile Havana arasındaki ilişkiler, 1962’den bu yana yürürlükte olan ABD ticaret ambargosu nedeniyle onlarca yıldır gergin. Ambargo, 1961’deki başarısız Domuzlar Körfezi çıkarmasının ardından devreye alınmıştı.
Maduro vurgusu ve ekonomik baskı. Trump, ocak ayında Venezuela lideri Nicolás Maduro‘nun ABD güçleri tarafından görevden uzaklaştırılmasının ardından Küba’nın ekonomik olarak daha da zayıfladığını savundu. Venezuela’dan petrol sevkiyatının kesilmesinin ada ekonomisini çöküşe sürükleyebileceğini ifade eden Trump, askeri müdahalenin gerekmeyebileceğini dile getirdi.
Ocak sonunda imzaladığı başkanlık kararnamesiyle, Küba’ya petrol sağlayan ülkelere gümrük vergisi uygulanacağını açıklayan Trump yönetimi, bu adımla ada üzerindeki ekonomik baskıyı artırmayı hedefliyor. Ancak ABD makamları, bazı durumlarda Venezuela petrolünün Küba bağlantılı özel sektör kuruluşlarına satılabileceğini de belirtti.
Havana’dan “toplu cezalandırma” tepkisi. Küba Dışişleri Bakan Yardımcısı Carlos Fernández de Cossío, sosyal medya platformu X‘te yaptığı ve daha sonra sildiği paylaşımda, ABD’nin yakıt ambargosunun “tam güçle sürdüğünü” belirtti. Cossío, bunun Küba halkına yönelik bir “toplu cezalandırma” olduğunu savundu.
Öte yandan, ABD’de 40’tan fazla sivil toplum kuruluşu Kongre’ye mektup göndererek Trump yönetiminin Küba politikasını tersine çevirmesini talep etti. Aralarında ActionAid USA ve Presbyterian Church‘un da bulunduğu kuruluşlar, petrol sevkiyatının kesilmesinin insani bir çöküşe yol açabileceği uyarısında bulundu. Mektupta, sivillere açlık ve kitlesel yoksulluk dayatan politikaların uluslararası insancıl hukukun ağır ihlali olduğu vurgulandı.
















