Bağırsak Florası ve Sağlık: Mikrobiyal Düzenin Hastalıklar Üzerindeki Rolü
Bilimsel araştırmalar bağırsaklarımızın genel sağlık üzerinde doğrudan etkili olduğunu gösteriyor. Bu etki, bağırsaklarda barınan mikroorganizma topluluğu aracılığıyla gerçekleşir. Son çalışmalarda; bağışıklık sisteminin aşırı tepki verip kendi dokularına zarar verdiği otoimmün hastalıklar ile nörolojik ve psikolojik rahatsızlıkların bağırsak florasındaki bozukluklarla ilişkili olabileceği görülmüştür. Vücudumuzdaki bağışıklık hücrelerinin büyük bir bölümü bağırsaklarda yer almaktadır, diyen İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, bağırsakların hastalıklarla ilişkisini şu şekilde açıkladı.

100 trilyon mikroorganizma barındırır
Bağırsaklarımızda, vücudumuzun diğer bölgelerinden çok daha fazla bakteri yaşar. Erişkin bir insanın bağırsaklarında yaklaşık 100 trilyon mikroorganizma (bakteri, mantar, maya) bulunur. İnsan vücudunda ve özellikle bağırsaklarda bulunan mikrobiyal floranın insan sağlığı ve hastalıklarla yakın ilişkisinin her geçen gün daha iyi anlaşıldığı gözlemlenmektedir. Bu mikrobiyal flora amaçsız misafirlerden oluşmaz; nitelikli bir organ gibi davranır. Hipokrat’ın “Bütün hastalıklar bağırsaklarda başlar” sözünün boşuna söylenmediği, bağırsakların insan beyni yanında ikinci bir beyin gibi işlev gördüğü ve beyinle bağırsaklar arasında çok yönlü etkileşimler olduğu artık daha net bilinmektedir.

İyi ve kötü bakterilerin fonksiyonları
Bağırsak bakterilerinin oluşturduğu mikroflora, bağırsak hücreleri üzerinde belirli bir kalınlıkta bariyer oluşturarak dış çevreden gelen toksik maddelerin, yabancı maddelerin ve patojenlerin vücuda zarar vermesini önler. Ayrıca bu mikroflora birçok enzim salgılayarak besinlerin sindirilmesi ve emiliminde önemli rol oynar. Bunun dışında pek çok antioksidan, antikarsinojen ve antitoksik protein salgılayarak sağlığa olumlu katkılarda bulunur. Bu bakteriler K ve B vitaminlerini sentezler.
Bağırsak mikroflorasının büyük çoğunluğu (%80) yararlı bakterilerden, yaklaşık %20’si ise potansiyel zararlı bakterilerden, maya ve mantarlardan (örneğin E. coli, Candida, Clostridium türleri) oluşur. Yararlı bakteriler vücudun önemli bir güvenlik bariyeridir; bu bariyer bozulduğunda zararlı bakteriler ve mantarlar artar, kana ve vücuda girerek çeşitli hastalıklara yol açabilir.
Nelere dikkat edilmeli?
Sağlıklı bağırsaklar için rafine karbonhidratlardan (un, şeker) fakir, düşük kalorili; sebze ve meyvelerin ağırlıklı olduğu bir beslenme tarzı önemlidir. Turşu, yoğurt, ayran, kefir, peynir, boza, sirke gibi mayalı gıdalar doğal yollarla üretildiklerinde zengin probiyotik (yararlı mikroorganizma) kaynaklarıdır ve dost bağırsak bakterileri için değerlidir. Bu gıdaların doğal olanları tercih edilmelidir. Alkol ile gereksiz antibiyotik ve ağrı kesici kullanımının bağırsak bakterileri üzerinde olumsuz etkileri vardır.
Prebiyotik gıdaların önemi
Prebiyotikler, mide ve ince bağırsaklarda sindirilmeden kalın bağırsağa ulaşan ve orada bulunan yararlı bakterilerin gelişip üremesini sağlayan kompleks karbonhidratlardır. Yer elması, hindiba kökü, soğan, sarımsak, pırasa, enginar, kuşkonmaz ve muz gibi sebze ve meyveler bol miktarda prebiyotik içerir. Bu besinlerin dengeli tüketimi bağırsak sağlığı açısından önem taşır.
Takviye almak gerekir mi?
Probiyotik takviyeler rastgele kullanılmamalıdır; bilinçsiz alınan takviyeler fayda sağlamaz. Gerektiğinde doktor tarafından önerilen takviyeler tercih edilmelidir.
Sızıntılı bağırsak sendromu
Yanlış beslenme, fazla kalori alımı, şekerli ve işlenmiş gıdalardan zengin beslenme; antibiyotikler, antiromatizmal ilaçlar, kortizon türü ilaçlar ve kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar bağırsaklardaki sağlıklı bakterilerin oluşturduğu güvenlik bariyerini zayıflatarak hastalık yapıcı mikroorganizmaların ve toksik maddelerin vücuda girişine yol açabilir. Bağırsak geçirgenliğinin bozulduğu bu duruma sızıntılı bağırsak sendromu denir. Bu durum birçok hastalığa neden olabilir; genellikle iyi tanımlanamayan bağırsak sorunları, karın ağrısı, yorgunluk, baş ağrısı gibi yakınmalara yol açabileceği gibi alerjik reaksiyonlar, otoimmün romatizmal hastalıklar ve inflamatuvar bağırsak hastalıkları gibi daha ciddi durumlara da zemin hazırlayabilir.
Vücuda etkileri
Bağırsak bakterilerinin hastalıklarla ilişkisi şu başlıklar altında sıralanabilir.
Obezite
Aynı kalori alımı ve fiziksel aktiviteye rağmen insanların farklı kilolarda olmalarının bir nedeni bağırsaklardaki bakteri sayı ve türleri olabilir. Kompleks karbonhidratları sindirebilme yeteneğine sahip iki büyük dost bakteri grubundan Firmicutes türü bakteriler, kompleks karbonhidratları daha fazla basit şekere dönüştürme eğilimindedir. Firmicutes oranı yüksekse daha fazla karbonhidrat sindirilir ve emilir, bu da kilo alımına katkıda bulunur. Bacteroidetes türü bakteriler ise kompleks karbonhidratları sindirme yeteneği daha azdır.
Bağırsak kanseri
Bağırsaklarda emilemeyen karbonhidrat ve liflerin, dost bakteriler tarafından işlenmesi sonucunda ortaya çıkan kısa zincirli yağ asitleri bağırsak hücrelerinin beslenmesi ve yenilenmesi üzerinde olumlu etki gösterir. Bu bileşikler kalın bağırsakta kanser gelişimini engelleyici etki sergileyebilir.
Kalp-damar hastalıkları
Kalp damar hastalığı olan kişilerin kanlarında yüksek düzeyde tespit edilen TMAO adlı kimyasalın bağırsak kökenli olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle bağırsak mikrobiyotasının sayı ve türündeki değişikliklerin (özellikle zararlı bakterilerin artışı) koroner kalp hastalıklarına dahi yol açabileceği düşünülmektedir.
















