Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanı Abdullah Yaman ve Yeni Şafak Haberleri Üzerine Gelişen Tartışma
İktidara yakın Yeni Şafak gazetesi, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanı Abdullah Yaman hakkında daha önce çeşitli iddialarda bulunmuştu. Yaman, bu iddialara tepki göstererek gazeteyi “Yeni Şafak çetesi” diye nitelendirmiş ve hakkındaki iddiaları yalanlamıştı.
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, Yeni Şafak’ın Yaman ile ilgili haberlerine dair değerlendirmesinde, gazetenin “özel” olarak yayımladığı ve muhabir imzası taşımayan yedi haberin hukukçular tarafından oluşturulmuş izlenimi verdiğini belirtti. Bildirici, gazeteci tarafından yazılmış olsaydı habercilik kurallarına uyulacağını, iki tarafın görüşlerine yer verileceğini ve Yaman’ın yanıt hakkına saygı gösterileceğini ifade etti.
T24’te yayımlanan “Yeni Şafak’ın amacı gazetecilik olsaydı” başlıklı yazısında Bildirici, üzerine atılan iddialar ve karşılıklı suçlamalara ilişkin yetkili makamların herhangi bir adım atmamasını da eleştirdi: “Enteresandır, ne Adalet Bakanı ne de Yargıtay Başkanı’ndan bir açıklama geldi; tamamen suskun kaldılar.”
Bildirici’nin yazısında olayın gelişimi şu şekilde aktarıldı: Yeni Şafak’ın kampanyası “Milyonluk projede Altınbaş yolsuzluğu: FETÖ’nün temsilcisi gibi davranıyorlar” başlıklı haberle başladı. 23 Ekim’de yayımlanan bu haberin ardından iki gün sonra “Yargıtay’da FETÖ gölgesi” başlıklı bir haber daha yayımlandı.
Yeni Şafak, Kâmil Darbaz adlı iş insanının, milyonluk araziyi ortağının kendisinden habersiz sattığı gerekçesiyle 17 yıl önce açtığı davada Abdullah Yaman’ın taraflı davrandığını ve görevini kötüye kullanarak davayı etkilediğini öne sürdü. Yaman ise “Beni karalamaya kalkışmasının yegâne nedeni haksız taleplerine geçit vermememdir” diyerek yanıt verdi ancak Yeni Şafak, Yaman’ın yanıtını yayımlamadan 26 Ekim ve 28 Ekim tarihlerinde iki haber daha yayımladı.
Beklenmedik bir şekilde Yeni Akit’in başyazarı Ali İhsan Karahasanoğlu, Yeni Şafak’ın adını vermeden “muhafazakâr çizgideki bir yayın grubu” ifadesiyle Yaman’ı savundu ve “İşte ‘Hodri meydan’ diyebilen örnek bir yüksek hâkim” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Ancak bu müdahale Yeni Şafak’ın yayınlarını durdurmadı. 29 Ekim’de “Hakareti bırak, dosyaya bak” ve 30 Ekim’de “Ortak mülk habersiz satılamaz” başlıklı haberlerle gazete yayınlarına devam etti.
Yaman da ikinci bir açıklama yaparak Yeni Şafak’ı “yarı resmi El Ahram” ve “dünyalık namına ne varsa hepsine kavuşmuş; ancak ahlak, etik, haysiyet, din gibi kavramları geçmişteki gecekondusunda unutmuş obez çete” şeklinde nitelendirdi. Yeni Şafak ise Yaman’ı istifaya çağırdı.
Medya Ombudsmanı Bildirici, Yeni Şafak’ın “özel” olarak yayımlanan ve muhabir imzası bulunmayan yedi haberinin de hukukçuların elinden çıkmış gibi göründüğünü, bunun tek taraflı ve hakaret içeren bir saldırı izlenimi verdiğini belirtti. Bildirici, Yargıtay hâkiminin “FETÖCÜ” diye damgalandığını, kanıtsız iddialarla suçlandığını ve bunun açıkça yargıya baskı yapma amacı taşıdığını yazdı.
Yeni Şafak’ın bu davaya müdahalesinin yeni olmadığını belirten Bildirici, 2017’de de aynı davayla ilgili “Arazi gasbına terör soruşturması” başlıklı bir haber yayımlandığını ve o haberde de Kâmil Darbaz’ın başka isimleri davayı etkilemekle suçladığını aktardı.
Bildirici, aradan geçen yıllarda Yeni Şafak’ın bu davayı neden sahiplenip yargıya baskı girişiminde bulunduğunu sorguladı; ticari çıkarlar mı yoksa Yargıtay’daki daireyle ilgili başka nedenler mi olduğu sorularının yanıtının bilinmediğini belirtti. Bildirici’nin ifadelerine göre bilinen, Yeni Şafak’ın daha önce sahibi Albayrak Grubu lehine yayınlar yaptığı ve gazeteciliği şirket çıkarlarına alet ettiği yönündeki iddialardı. Örneğin, Yeni Şafak’ın Albayrak – Öztaş ortaklığının TOKİ’ye karşı açtığı davadaki bilirkişiyi de “Bilirkişi mi, çete mi?” başlıklı haberle hedef aldığı hatırlatıldı.

