Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır’da İş Dünyasıyla Buluştu
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, çeşitli temaslarda bulunmak üzere gittiği Diyarbakır’da iş dünyasıyla bir araya geldi. Bir otelde düzenlenen Diyarbakır İş Dünyası Buluşması’nda konuşan Yılmaz, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yılmaz, dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini belirterek, “Dünyayı anlamadan Türkiye’yi ve içinde bulunduğumuz bölgeyi tartışmak eksik kalacaktır” dedi. Eski kurumların ve kuralların zayıfladığı, aşındığı ve yer yer ortadan kalktığı bir dönemden geçildiğini vurgulayan Yılmaz, bunun hem ekonomi hem de siyaset alanında görüldüğünü söyledi. “Ben güçlüysem her şeyi yapabilirim” anlayışının hakim hale geldiğini belirterek, bu tür dönemlerin riskli olduğunu ancak sağlam duruş sergileyenlerin orta ve uzun vadede kazançlı çıkacağını ifade etti. Yılmaz, yaşanan sürecin bir gün sona ereceğine inandığını ve yeni bir küresel ya da bölgesel düzenin oluşacağını vurguladı.
Son Dönemde Ticaretin Büyümesi, Ekonomik Büyümenin Altına Düştü
Küresel ekonomide yaşanan sorunlara değinen Yılmaz, Orta Doğu’daki savaşa bağlı olarak ekonomik büyümede sorunlar yaşanacağını söyledi. Dünyada büyüme ve ticaretin tarihi ortalamaların altında seyrettiğini belirtti. Geçen yıl dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 3 büyüdüğünü, bu yıl da benzer bir büyüme beklendiğini ancak savaşların etkisiyle bunun daha da aşağı gelebileceğini ifade etti. Yılmaz, geçmişte ticaretin ekonomik büyümenin önünde gittiğini; bugün ise ticaret büyümesinin ekonomik büyümenin altına düştüğünü, bunun korumacılık, tarife savaşları ve ülkelerin kapanması gibi nedenlerden kaynaklandığını anlattı.
Yılmaz, dünyada pandemi, savaşlar, bölgesel jeopolitik gerilimler ve teknolojik dönüşümlerin ekonomik yapıyı değiştirdiğini, dijitalleşme ve yapay zekâ gibi gelişmelerin bazı meslekleri dönüştürdüğünü veya ortadan kaldırabileceğini söyledi. Teknolojik dönüşümlerin ve güç mücadelesinin aynı zamanda ekonomik ve siyasi dengeleri yeniden şekillendirdiğini belirtti.
Makro Finansal İstikrar ve Enflasyonla Mücadele
Yılmaz, Türkiye’nin 2020-2025 döneminde dünya ekonomisine kıyasla daha yüksek reel büyüme sağladığını; dünya 100’den 118’e gelirken Türkiye’nin 100’den 135’e yükseldiğini aktardı. Bu büyüme sürecinde finansal dengelerde sorunlar ortaya çıktığını ve şimdi makro finansal istikrarı sağlamaya, enflasyonu daha aşağı seviyelere çekmeye gayret ettiklerini söyledi. Aynı zamanda yatırımları, üretimi, ihracatı koruyup geliştirmeye çalıştıklarını belirtti.
Dengeli büyüme anlayışını savunan Yılmaz, sadece tüketimle değil yatırımla, üretimle ve ihracatla büyüyen bir yapıyı hedeflediklerini; böylece enflasyonu daha aşağı çekmeyi amaçladıklarını söyledi. Enflasyonu düşürürken büyümeyi belirli bir seviyede tutmanın zor olduğunu ama son üç yıldır bunu başardıklarını ifade etti. Yatırımlar, ihracat artışı, tek haneli işsizlik ve düşen enflasyonun birlikte sürdürüldüğünü söyledi.
Savaşın Maliyeti ve Bölgesel Gerginlikler
Yılmaz, yaşanan savaşların insani ve çevresel maliyetler ürettiğini, bunun bölge ve dünya ekonomisini etkilediğini kaydetti. Dünya piyasalarında petrol fiyatlarının ve piyasa hareketlerinin yakından takip edildiğini söyledi. Türkiye’nin savaş çıkmaması için diplomasi düzeyinde yoğun çaba sarf ettiğini, ancak süreçte İsrail’in kışkırtmaları ve bölgedeki müdahalelerle çatışmaların başladığını ifade etti. Yılmaz, savaşın uzaması halinde maliyetinin artacağını ve derinleşeceğini vurguladı.
Ayrıca bölgedeki etnik ve mezhebi kimlikler üzerinden kışkırtma yapan güçlerin olduğunu söyleyen Yılmaz, İran başta olmak üzere komşu ülkelerdeki farklı kimliklerin ve mezheplerin nasıl davrandığını takdir ettiklerini belirtti. Emperyal güçlerin bölgeyi kullanma ve politikalarını değiştirme pratiğinin defalarca görüldüğünü, ancak şu anda bu tuzaklara düşülmediğini ifade etti.
Terörsüz Türkiye Süreci ve Önemi
Yılmaz, “Terörsüz Türkiye” sürecinin ne kadar kıymetli olduğunu ve mevcut ortamda bunun daha iyi anlaşıldığını söyledi. Sürecin belli bir aşamaya gelmiş olmasının önemine dikkat çeken Yılmaz, Meclis’te oluşturulan komisyonun ve partilerin desteğinin takdir edilesi olduğunu belirtti. Komisyon tarafından oluşturulan rapor ve yol haritası çerçevesinde yeni bir aşamaya gelindiğini ifade etti.
Suriye’deki gelişmeler ve İran’daki barış ikliminin sağlanmasıyla bu sürecin daha hızlı ve etkili bir şekilde ilerleyeceğini söyleyen Yılmaz, örgütün sahada kendini feshetme ve silah bırakma sürecinin gerçekçi şekilde izlenmesi, raporlanması ve mekanizmaların sağlıklı işletilmesinin önemine vurgu yaptı. Sürecin gerektirdiği düzenlemelerin sonuç odaklı ve sağlıklı bir şekilde yapılması gerektiğini belirtti.
Yılmaz, süreci sabote etmeye çalışan, provoke eden ve dezenformasyon yayan çevrelere karşı uyanık olunması gerektiğini; herkesin diline, üslubuna ve yaklaşımına dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Terörsüz Türkiye sürecinin demokrasi ve kalkınma açısından yeni bir atmosfer oluşturacağını, güvenlik endişelerinin ortadan kalkmasıyla Türkiye’nin genel kalkınma sürecinin hızlanacağını ve Doğu ile Güneydoğu’nun potansiyelinin daha hızlı harekete geçeceğini ifade etti. Önümüzdeki dönemde Doğu ve Güneydoğu’nun Türkiye ortalamasının üzerinde bir büyüme, ticaret ve gelişim perspektifi sunacağına inandığını belirtti.
Demokratik Standartlar ve Siyasi Partilere Çağrı
Terörün olmadığı bir ortamda demokratik standartların yükselmesinin ve demokrasinin daha ileriye taşınmasının kolaylaşacağını söyleyen Yılmaz, demokratik standartların gelişmesini hep birlikte arzu ettiklerini belirtti. Ancak demokratik standartları silah bırakmanın ön koşulu gibi göstermek gibi bir yaklaşımın sağlıklı olmadığını ifade etti.
Yılmaz, siyasi parti iddiasındaki aktörlere, özellikle DEM Parti dahil olmak üzere, bu konuda çok net tavır sergilemeleri gerektiğini söyledi. Kamu kurumlarına ve devlete rol biçme üslubundan çıkılıp, “biz ne yapmalıyız” sorusunun sorulmasının faydalı olacağını belirtti. Demokrasi gelişecekse bunun herkesin katkısıyla olacağını, vesayet odaklarından uzaklaşılması gerektiğini, partilerin de vesayet odaklarından uzaklaşıp gerçek anlamda demokratik siyaseti yapmasının önemli olduğunu vurguladı.

