Türkiye Komünist Partisi (TKP), Cumhuriyet’in kuruluşunun 102. yılı vesilesiyle yaptığı açıklamada, Milli Mücadele ruhunun bugün de emperyalizm ve sömürüye karşı kararlı duruş gerektirdiğini vurguladı. Partinin mesajında, ülkenin kaynaklarını yağmalayan iç ve dış güçlerin aynı hedef doğrultusunda olduğu, dolayısıyla gerçek bağımsızlığın halkın çıkarlarının savunulmasından geçtiği ifade edildi.
TKP açıklamasında, emperyalizmin salt “dış güç” olmadığı; çokuluslu tekellerin düzeni ve sömürü ilişkilerinin ürünü olduğu belirtildi. Birinci Dünya Savaşı sonrası Anadolu’yu paylaşma hevesinde olan güçlerle günümüzde bölgedeki yeni operasyonları planlayanların temelde aynı çıkar sahipleri olduğu; aradaki farkın, içerde güçlenen yerli kapitalist sınıfın halkı sömürerek ve devleti kendi çıkarı için kullanarak uluslararası ilişkilere dahil olması olduğu kaydedildi.
İşbirlikçilik Eleştirisi ve Sınıf Gerçeği
“BUGÜN İŞBİRLİKÇİLİK BİR MARİFET GİBİ GÖRÜLMEKTE” denilen açıklamada, Milli Mücadele dönemindeki işbirlikçiliğin suç sayıldığı; günümüzde ise aynı tavrın övüldüğü ve yabancı liderlerden takdir görmenin prestij sayıldığı eleştirildi. Bu durumun kaynağı olarak, ülkenin büyük çoğunluğunu yoksulluğa mahkûm eden, zenginleşen ve yayılmacı politikalar benimseyen bir patron sınıfının varlığı gösterildi. Partiye göre bu sınıfın çıkarları ne kadar farklı söylemler altında sunulursa sunulsun, ülke çıkarlarıyla bağdaşmıyor.
Halk ve Vatan İlişkisi
“HALKSIZ ÜLKE, HALKSIZ VATAN OLMAZ” vurgusuyla açıklama, emeğin dışında kalan bir ülkenin ne iç ne de dış politikada gerçekten milli olamayacağını savundu. Günümüz küresel sermaye ilişkilerinin şirketleri birbirine bağladığı, ancak bağları besleyen temel unsurun emekçi sınıfların sömürüsü olduğu belirtildi. Bu sömürü ilişkilerinin yol açtığı rekabetin çatışma ve savaşların ana kaynağı olduğu ifade edildi; dolayısıyla barışçı veya milli kapitalizm düşüncesinin gerçekçi olmadığı öne sürüldü.
Komünistlerin Tutumu
“KOMÜNİSTLER MİLLİ MÜCADELE’NİN PARÇASI OLDULAR ÇÜNKÜ HALKA GÜVENİYORLARDI” başlığı altında TKP, komünistlerin Milli Mücadele’ye destek verişini halkına güvenmelerine ve emperyalizme karşı duruşlarına bağladı. Komünistler yalnızca destek vermekle kalmayıp fiilen katılarak, emperyalist dayatmalara ve Sevr Anlaşması’na karşı çıktılar; bugünkü duruşun da aynı temelde sürdüğü belirtildi.
Mücadele Çağrısı
“BİR YERDE SÖMÜRÜ VARSA NE YAPACAĞIMIZ BELLİDİR: SONUNA KADAR MÜCADELE” ifadesiyle TKP, ne milliyetçilik söylemleri ne de ‘yerli’ maskesi altında yerli sömürücüler için müsamaha gösterilemeyeceğini belirtti. Emperyalist zincirin parçası olan yerli sermayenin aklanamayacağı vurgulandı. Partiye göre, ülkemizde palazlanan sermaye sınıfı ne kadar güçlü olursa olsun, temelde Amerikancılıktan veya NATO ilişkilerinden vazgeçemeyecek; bunun örnekleri tarih boyunca tekrarlandığı için bugünkü dışa yakın eğilimlerin kökleri de ekonomik ve sınıfsal yapılarda aranmalı.
Sermaye Dünyasının Gerçekleri
“SERMAYENİN DÜNYASINDA GERÇEK DOSTLUK YOKTUR” sözleriyle açıklama, uluslararası sermaye ilişkilerinde dostluktan çok çıkar çatışması ve geçici ortaklıklar olduğunu vurguladı. Bu ortamda işbirlikçiliğin arttığı, Türkiye’nin yeniden ABD–İngiltere odağına doğru kaydığı; bunun arkasında TÜSİAD, MÜSİAD gibi patron örgütlerinin ve tarihsel siyaset çizgilerinin olduğu belirtildi. AKP dönemi ve öncekiler arasındaki sürekliliğe dikkat çekilerek, bu çizginin elbette sonunun geleceği iddia edildi.
Cumhuriyet ve Gelecek Vurgusu
“GELDİĞİNİZ GİBİ GİDECEKSİNİZ” başlıklı bölümde, 102 yıl önce kurulan Cumhuriyet’in eşitlik ve halk yönetimi idealine işaret edildi. Açıklama, bugün halkın derin eşitsizlikler içinde boğulduğu, ülkenin hâlâ emperyalist müdahalelere açık olduğu koşullarda Cumhuriyet’i selamlamanın aynı zamanda bu rezalete meydan okumak anlamına geldiğini belirtti. TKP söz verdi: Türkiye’yi emperyalizm ve sömürüden arındıracak, Cumhuriyet’i sosyalizmle yeniden ayağa kaldıracak ve ona yapışan asalakları söküp atacaktır.
Sonuç olarak, parti açıklaması Milli Mücadele’ye ve Cumhuriyet’in kuruluşuna ilişkin hatırlatmaları, sınıf temelli eleştirileri ve geleceğe dönük mücadele çağrısını birleştiriyor; iç ve dış güç ayrımı yapmaksızın halkın çıkarlarının esas alınması gerektiğini savunuyor.
















