Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Cumhuriyeti Demokrasiyle Buluşturmak: 102. Yılda Yeniden Düşünmek

Cumhuriyet, hem kurtuluşun hem de kuruluşun bir ifadesi olarak ortaya

Cumhuriyet, hem kurtuluşun hem de kuruluşun bir ifadesi olarak ortaya çıktı; fakat kuruluş sürecinde çoğulcu ittifak ruhu zamanla yerini tekçi ve merkezi bir anlayışa bıraktı. Bugün, 102 yılın ardından, demokrasi ve Cumhuriyeti nasıl uyumlu kılacağımız sorusu yeniden önümüzde duruyor. Halkların ortak yaşam sözleşmesini yeniden yazma yeteneğine sahip olduğuna inanmak, bu çabanın merkezinde yer almalıdır.

Demokrasiyi ve Cumhuriyeti bir araya getirmek yalnızca kurumsal değişikliklerle sınırlı kalmamalıdır; aynı zamanda devlet-toplum ilişkisini yeniden kurgulamak, yurttaşı aktif siyasi özneler olarak kabul etmek ve kolektif yaşam alanlarına izin vermekle mümkündür. Devletin bekasını öne alıp demokrasiyi geçici bir tedbir olarak görmek, tarih boyunca en çok Kürt meselesinde kendini gösteren kalıcı sorunlara yol açtı.

Cumhuriyeti yeniden tahayyül etmek

Cumhuriyet, bir egemenlik biçimi olmanın ötesinde demokrasiyi mümkün kılan zemindir. Ancak uygulama pratikleri bu ideal ile çeliştiğinde, 1925, 1961, 1980, 1982, 2007 ve 2016 gibi kırılma anları gösteriyor ki demokratikleşme süreçleri yeterince işletilemedi. Bizim için öncelik, kamu ile devleti özdeşleştiren anlayışı terk ederek yurttaşa siyasal yaşamın kapılarını açmaktır.

Kürt meselesi bu bağlamda Cumhuriyetin demokratikleşme sınavıdır. Sorun temelde haklar, katılım ve eşit yurttaşlık talepleridir. Barış ve Demokratik Toplum Süreci gibi girişimler, yalnızca çatışmayı sonlandırmakla kalmaz; Demokratik Cumhuriyet inşa etme şansını da beraberinde getirir. Eğer farklı toplulukların tanındığı, merkeziyetçi ve keyfi düzenin reddedildiği bir sistem kurabilirsek, devletin bekası ile toplumsal meşruiyet birbirini güçlendirecektir.

Tarihsel hafızayı demokratikleştirmek

Tarihle kuracağımız ilişkiyi yeniden kurgulamalıyız: Ortak hafıza, ayrıcalıkların gerekçesi değil, farklılıkları kapsayan eşit yurttaşlığı mümkün kılan bir kaynak olmalıdır. 1919 ve sonraki yıllarda dile getirilen bazı telgraflar ve protokoller, Kürtlerin hak ve gelişiminin güvence altına alınması gerektiğine işaret ediyordu; bugünün koşullarında bu anlayışı tüm halkları kapsayacak eşit yurttaşlık tezine dönüştürmek elzemdir.

Resmi dil, bayrak ve ortak vatan kavramları demokratik toplumlarda ayrıcalık değil, müşterek yaşamın vücut bulmuş biçimleridir. Kürtler, Türkler, Araplar, Çerkezler, Ermeniler, Lazlar, Aleviler, Sünniler, Süryaniler ve bölgede yaşayan diğer topluluklar; hem eşit hukuk için hem de ortak tarihsel hafızalarını korumak için birlikte hareket etmelidir.

Barışın yeni dili: Demokratik müzakere

1 Ekim 2024’te başlayan süreç, Türk-Kürt ilişkilerinin demokratik zeminini güncelleme açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Barış, yalnızca silahların susması değil; eşit yurttaşlığın ve özgürce ifade hakkının güvence altına alınmasıdır. Demokratik müzakere bu dönüşümün anahtar kavramıdır; düşünmenin ve konuşmanın arasındaki ilişkiyi hatırlatarak, kapsayıcı çözümler üretmeye olanak verir.

Mustafa Kemal’in demokrasiyi ve cumhuriyeti ilişkilendiren ifadeleri bize şu gerçeği hatırlatıyor: Yaşama hakkının korunması, diğer hakların temelidir ve barış da yaşam hakkının bir gereğidir. İkinci yüzyıla girerken en büyük görevimiz, demokrasiyi hak; Cumhuriyeti ise toplumsal bir sorumluluk olarak benimsemektir.

Toplumsal entegrasyon ve ortak yaşam

Demokratik entegrasyon, sadece hukuki tanımadan ibaret değildir; farklı toplulukların günlük hayatta birbirlerinin yaşamlarına korkusuzca dahil olmasıdır. Böyle bir entegrasyon, Cumhuriyetin uzun vadeli savunusunun en gerçekçi yoludur. Bu nedenle yalnızca hukuki reformlar değil, sosyal ve kültürel yakınlaşmayı sağlayacak adımlar da gereklidir.

Sırrı Süreyya Önder’in düğün hikâyesi gibi örnekler, Cumhuriyeti bir halaya benzeterek hepimize şu imkânı sunar: Herkesin adımını ve rengini kattığı, kimseyi dışlamayan ortak bir ritim. Bu metafor, arzulanan Demokratik Cumhuriyetin ruhunu çok iyi özetler.

Sonuç olarak, Cumhuriyetin 102. yılında hedefimiz; demokrasiyle arasındaki gerilimi ortadan kaldırarak, topluma iade edilen, yurttaşların aktif olarak sahip çıktığı bir Cumhuriyet inşa etmektir. Bu mümkündür; yeter ki farklılıkları tanıyan, katılımı güçlendiren ve ortak yaşamı savunan bir irade gösterilsin.