Erdoğan’ın Suudi Arabistan ve Mısır Ziyaretine Dair Açıklamaları
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretinin ardından uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Suudi Arabistan ile Savunma Sanayii İş Birlikleri ve KAAN
Soru: Son dönemde Suudi Arabistan ile olumlu ivmelenen ikili ilişkiler kapsamında savunma sanayii alanında, özellikle insansız hava araçları başta olmak üzere çeşitli iş birlikleri ve anlaşmalar imzalandı. Milli muharip uçağımız KAAN ile ilgili Suudi Arabistan’ın ilgisi olduğu iddiaları gündemde. KAAN ile Suudi Arabistan arasında bir iş birliği ya da ortak yatırım söz konusu olabilir mi?
Erdoğan: Suudi Arabistan ile kültürel ve tarihsel boyutları bulunan köklü ilişkilere sahibiz. Ziyaretimizde bu ilişkileri geliştirecek önemli anlaşmalara imza attık. Türkiye’nin savunma sanayii alanında kaydettiği mesafe Suudi Arabistan tarafından da ilgiyle takip ediliyor. Öncelikle kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaya odaklandık; bunun yanında dost ve kardeşlerimizin ihtiyaçlarının temini için de çaba gösteriyoruz. Suudi Arabistan ile savunma sanayiinde önemli iş birliklerine imza atıyoruz ve bunu geliştirmekte kararlıyız. KAAN sadece bir savaş uçağı değil; Türkiye’nin mühendislik kabiliyetinin ve bağımsız savunma iradesinin sembolüdür. KAAN hakkında olumlu geri dönüşler alıyoruz; bu alanda daha fazla söz sahibi oldukça iş birliklerimiz artacaktır. Hatta Suudi Arabistan ile ortak yatırım söz konusu; her an bu ortak yatırımı gerçekleştirebiliriz.
Enerji Alanında İmzalanan Anlaşma
Soru: Suudi Arabistan ile enerji alanında önemli anlaşmalar imzalandığı yansıtıldı. Bu anlaşmaların kapsamı nedir ve ne anlama geliyor?
Erdoğan: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız ile Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı arasında yenilenebilir enerji alanında önemli bir anlaşma imzalandı. Suudi Arabistan şirketleri Türkiye’de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman’da 1.000’er megavatlık güneş enerjisi santralleri yapılacak. Yatırımlar dış finansman ve uluslararası krediler yoluyla hayata geçirilecek. Bu santrallerden Türkiye’de bugüne kadar görülen en düşük fiyatlardan elektrik alımı yapılacak. İki güneş enerjisi santrali projesiyle yaklaşık 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacı karşılanacak. 2027’de temelleri atılacak santraller yüzde 50 yerlilik oranına sahip olacak ve projeler elektrik ekipman ile hizmet sektörlerimize önemli katkı sağlayacak.
İran-ABD Gerginliği ve Türkiye’nin Arabuluculuk Rolü
Soru: İran-ABD gerginliğinin başlamasından sonra yürütülen görüşmelerin geldiği nokta nedir?
Erdoğan: Amerika ile İran arasındaki gerilimin bölgeyi yeni bir çatışmaya, kaosa sürüklememesi için elimizden geleni yapıyoruz. ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüm; İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile de ertesi gün temas sağladım. İran Dışişleri Bakanı ile İstanbul’da üçlü bir görüşme gerçekleştirdik. İşi sıcak tutuyoruz; İran’a askeri müdahaleye karşı olduğumuzu net şekilde muhataplarımıza ilettik. Şu ana kadar tarafların diplomasiye alan açmak istediğini görüyorum; bu olumlu bir gelişme. Sorunların çözüm yolu çatışma değil, uzlaşma ve müzakeredir. Süreç canlıdır ve diyaloga açıktır; alt düzeyde mesafe alınmasının ardından liderler seviyesinde müzakerelerin faydalı olacağını düşünüyorum. Askeri gerilim artmışken müzakere masasının kurulması önemlidir. Umarız sorunlar diyalog yoluyla çözülür ve bölgemizde yeni bir çatışma baş göstermez. Lider diplomasisi ve diğer düzeylerde görüşmelerle müzakere zeminini kuvvetlendireceğiz; zemin genişledikçe başka ülkelerin devreye girip girmeyeceğini göreceğiz.
Bölgede Yeni Bir Savaş İstenmiyor
Soru: Körfez ülkelerinin İran-Amerikan krizindeki tutumları hakkında değerlendirmeniz nedir? Bazıları Türkiye’nin politikalarına daha yakın duruyor gibi görünüyor.
Erdoğan: Bölgemizde yeni bir savaş istemiyoruz; bu görüşümü her zaman net şekilde dile getirdim. Suudi Arabistan da bölgedeki çatışmalardan etkileniyor ve huzur, barış ile sağduyu istiyor; hassasiyetlerimiz genel anlamda örtüşüyor. Bölgede tam anlamıyla tesis edilecek huzur, barış ve istikrar hepimize kazandırır; çatışmaların hakim olduğu bir coğrafyada herkes kaybeder. Bu nedenle barışın tarafında olmak akılcıdır. Bölge ülkelerinin son yıllarda yaşanan çatışmalı süreçlerden etkilenip duruşumuzu desteklediklerini düşünüyorum. Bu ateş çemberinden sıyrılmak, yanan ateşleri söndürmek vakti çoktan gelmiş bir gerekliliktir. Bu meseleye sadece askeri pencereden bakmak bölgeyi felakete götürür; ateşi harlamanın kimseye faydası yok. Bölge kana ve gözyaşına doymuştur; artık barışı, huzuru ve iş birliklerini konuşmak istiyoruz. Sorunlar her zaman olur; diplomasi bunlar içindir. Biz de barışçıl diplomasiyi güçlendirmek zorundayız; bu hem ülkemizin hem bölgenin çıkarı açısından hayati önemdedir.
Gazze Barış Planında Türkiye’nin Rolü
Soru: Türkiye, Gazze barış planının uygulanmasında nasıl bir rol üstlenecek? Türkiye’nin hedefi nedir ve mevcut süreçte ne noktadasınız?
Erdoğan: Türkiye, Gazze barış planının gerektiği gibi işletilmesi ve Gazze’de huzurun yeniden tesis edilmesi için etkin bir rol oynayacaktır. Filistinli kardeşlerimizin onurlu bir geleceğe ve kalıcı bir barışa ulaşmasını istiyoruz; barışı kağıt üzerinde değil sahada tesis etmekten yanayız. Gazze’de yaşanan zulümlere, soykırıma varan uygulamalara ve açlığın silah olarak kullanılmasına karşı durmak için Müslüman olmak gerekmez; duruşumuz insanlığın temel değerlerini muhafaza etmektir. Filistinli kardeşlerimizle tarihsel ve kültürel bağlarımız da etkilidir; ancak bunu körü körüne bir karşıtlık olarak göstermek meselenin özünü saptırır. Biz yıllardır ‘Mazlumun diline, dinine, inancına, derisinin rengine bakmayız’ demiyoruz mu? Ateşkes, insani yardım ve sivillerin korunması için atılacak adımların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Türkiye bu hedefleri sağlamak için büyük çaba gösteriyor.
Mısır’ın Yaklaşımı ve Garantör Ülkeler Arasında Fikir Birliği
Soru: Gazze meselesinde Mısır’ın yaklaşımları Türkiye’nin görüşleriyle örtüşüyor mu? Gazze yönetiminin devri konusunda Mısır ne öngörüyor?
Erdoğan: Mısır, Gazze’deki zulmün etkilerini en yakından hisseden ülkelerden biri ve sürecin daha fazla derinleşmesini istemiyor. Bölgenin yeni bir yangını kaldıramayacağını Mısır yönetimi de görüyor. İsrail’in bölgede oluşturduğu sistematik istikrarsızlık Mısır’ı da yıprattı; çatışmaların sona ermesini ve Filistin’in huzura kavuşmasını Mısır da istiyor. Özellikle açlığın silah olarak kullanılmasına ve Filistinlilerin topraklarından sürülmesine yüksek sesle karşı çıktılar. Mısır coğrafi konumu ve tarihi sorumluluğu itibarıyla Gazze’nin kaderinde önemli bir aktör; Refah’tan insani yardımların girişinde ve yardımların organizasyonunda gösterdikleri gayret takdire şayandır. Hep birlikte Gazze’de huzurun yeniden hakim olmasını ve yeniden inşa edilmesini sağlayacağımıza inanıyorum. İsrail’in bitmek bilmeyen saldırıları ve ateşkes ihlalleri kabul edilemez; uluslararası toplumu İsrail’e ateşkese tam uyum için baskı yapmaya çağırıyoruz. Filistinlilerin hak ettikleri mutlu günlere kavuşması için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.
Suriye ve ‘SDG’ Yapısına Dair Değerlendirme
Soru: Suriye’de gelinen son nokta nasıl değerlendiriliyor? Bu gelişmeler ‘Terörsüz Türkiye’ projesine yeni bir ivme kazandırabilir mi? Meclis’e çağrınız olur mu?
Erdoğan: Suriye’nin kuzeyinde istikrarın ve huzurun tesisi bizi doğrudan ilgilendiriyor. Komşumuzun tek devlet, tek ordu, tek Suriye anlayışı ile bütünleşmesi en büyük arzumuzdur. ‘SDG’ denilen yapının imzaladığı anlaşmalara uyması Suriye’deki barış iklimini güçlendirecek ve kalıcı istikrarı kolaylaştıracaktır. Kimse çatışmaları körüklemeyi, gerilimi tırmandırmayı veya zamana oynamayı düşünmemeli. Yanlış hesap bugüne kadar hem Şam’dan hem de Ankara’dan dönmüştür; yine dönecektir. Biz tüm renkleriyle bir, bütün, güçlü ve huzurlu bir Suriye’den yanayız. Suriye’nin yanındayız; Kürt, Arap, Türkmen, Nusayri demeden herkesi muhabbetle kucaklıyoruz. Bizim sorunumuz terördür; ayrılıkçı emellerine ulaşmak için terörü yol ve yöntem olarak kullananlarla mücadele ediyoruz. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun çözülmesiyle ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin yükü hafiflemiştir. Meclis’teki komisyon ortak raporunu tamamlamak üzere; temennimiz rapora uzlaşının ve sürece dinamizm kazandıracak bir bakış açısının damga vurmasıdır. Hedefimiz terörsüz bölgeye doğru ilerlemek ve bu hedeflere suhuletle ulaşmaktır.
Deprem Bölgesi, Konut Teslimleri ve Muhalefet Eleştirileri
Soru: Asrın felaketinin üçüncü yıldönümü yaklaşırken muhalefetin tutumu ve deprem bölgesinde gözlemlenen tepkiler hakkında değerlendirmeniz nedir? Üç yıl dolmadan 455 bin konut teslim edildiği belirtiliyor.
Erdoğan: (Bu bölümde Erdoğan’ın doğrudan verdiği kısa yanıt haberde yer almıştır. İçerikte muhalefete yönelik eleştiriler ve konut teslimlerine ilişkin bilgiler aktarılmıştır.)
Su Yönetimi ve Belediyelerin Rolü
Soru: Türkiye su stresi altında bir ülke olarak su yönetimiyle ilgili yeni düzenlemelere ihtiyaç var mıdır? Şehirlerde evlere yönelik suyun yönetimi yerel yönetimlerden alınabilir mi?
Erdoğan: Su medeniyetin, üretimin, enerjinin, kısaca yaşamın kaynağıdır. Su yönetimi tecrübe ve vizyon ister. Biz su kaynaklarının korunması ve halka temiz, sağlıklı su ulaştırılması için gayret gösterdik. Belediyecilik dönemimizde Istranca Dağları’ndan İstanbul’a su getirdik; Boğaz altından geçişle Sakarya Nehri suyunu da Anadolu yakasına taşıdık. Devamlı takviyeler yaptık; su kaynaklarının korunması ve temiz su temini önceliklerimiz oldu. Bugün CHP’li belediyelerin bazı yerlerde suyu halka ulaştıramadığını görüyoruz; geceleri vatandaşlar bidonlarla suya ulaşmaya çalışıyor. Biz su zengini bir ülke değiliz; bu yüzden tasarrufu önemsiyoruz ve vatandaşımızı su tasarrufuna teşvik eden projeler geliştiriyoruz. Belediyelerin su temini dışında Devlet Su İşleri de aktif çalışıyor; belediyelerin su temininin desteği olarak DSİ’nin çalışmalarını sürdüreceğiz.
2026 Reform Yılı ve Belediyelerin Mali Disiplini
Soru: 2026’yı kapsamlı bir reform yılı ilan ettiniz. Belediyelerin mali yapıları, harcama ve borçlanma denetimi, merkezi idare-belediye ilişkilerinin çerçevelenmesi gibi konularda örnek başlıklar verebilir misiniz? CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk iddiaları reform ihtiyacını artırdı mı?
Erdoğan: CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet iddiaları yargı tarafından takibe alındı; yargı kararlı şekilde üzerine gidiyor. Ortaya çıkan tabloya bakınca belediyelerin millet adına kullandıkları kaynakların denetiminde sorunlar görüyoruz. Merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki hantal ve yetki çatışmalarına yol açan yapıyı modernize etmeliyiz. Düzgün işleyen, şeffaf bir sistem çok önemli; mali disiplinin artırılması ve daha etkin, verimli hizmet üretilmesi bir gerekliliktir. Şehirlerin yönetiminde siyasi değişiklikler aynı kaynaklarla farklı performanslara yol açmamalı. Milletin vergileri millete hizmete harcanmalı; belediye yönetimi hizmet odaklı ve verimli çalışmayı zorunlu kılmalıdır. Bunu sağlamayanlara müeyyideler uygulanmalı; gerekli sistem planlanıp hayata geçirilmelidir.

