ABD-Rusya Yaptırımları ve Türkiye’nin Enerji Dengesi: Son Gelişmeler
ABD Savunma Bakanlığı’nın Doğu Avrupa’daki kuvvet rotasyonlarını azaltma kararı, aynı hafta Türkiye’ye Rus petrolü ithalatını kısma çağrısının yinelendiği bir döneme denk geldi. Son haftalarda dizele yapılan zam haberleri öne çıktı. Dağıtımcı Güzel Enerji, 3 Kasım fiyat artışının gerekçesi olarak ABD’nin 22 Ekim’de Rus petrol şirketleri Lukoil ve Rosneft ile ilgili aldığı yaptırım kararını gösterdi. Durum daha da değişebilir.
NATO’nun doğu kanadında enerji ekonomisi üzerinden baskı stratejisi önceleniyor; Rusya’da kırılganlık hesabı yapılıyor ve caydırıcılık dengesi değişiyor. Romanya ve Bulgaristan, Rusya bağlantılı petrol şirketlerine uygulanan yaptırımlar nedeniyle ciddi tedarik sorunları yaşıyor. Lukoil ve Rosneft gibi firmalara getirilen kısıtlamalar, bu ülkelerdeki rafinerilerin operasyonlarını sekteye uğrattı. Bükreş ve Sofya yönetimleri, yerel arzı korumak için müdahale gibi olağanüstü adımları değerlendiriyor.
Bu tablo, Avrupa’nın enerji arz zincirindeki kırılganlığı gösteriyor. Kıta genelinde, Almanya da dahil olmak üzere Rus petrolüne bağımlılık azalsa da etkileri hâlâ hissediliyor. Yaptırımlar arz kısıtlarına, bunun da fiyat artışına yol açmasına neden oluyor. Rusya satmaya devam ettikçe fiyat artışı işine yarıyor; marifet hem yaptırımları uygulayıp hem de fiyatları düşük tutmak. OPEC+, küçük bir üretim artışını onaylarken global fiyatlar bir miktar düştü.
Türkiye’ye Yönelik Enerji Baskısı
Bu hafta Pazartesi günü Suriye Devlet Başkanı Şara’nın gelmesiyle aynı gün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Beyaz Saraydaydı. ABD Dışişleri yetkilileri, Hakan Fidan ile yapılan görüşmede Türkiye’ye Rus enerji ithalatını sonlandırma çağrısının yinelendiğini duyurdu. Türkiye, Çin ve Hindistan’ın ardından Rus petrolünün en büyük üçüncü alıcısı konumunda.
Türkiye’nin durumu Avrupa’dan farklı. Ülke rafinerilerinin birçoğu teknik olarak Rus Urals tipi ağır ham petrolü işlemeye uygun. Bu tedariki hızlıca Orta Doğu ya da Latin Amerika menşeli hafif petrolle değiştirmek hem maliyetli hem de verimi düşüren bir süreç.
Reuters verilerine göre, 2025 yılı Ocak–Ekim döneminde Türkiye’nin toplam ham petrol ithalatının yaklaşık %47’si (günlük 314 bin varil) Rusya kaynaklıydı. Tüpraş ve STAR gibi rafineriler ithalatı kademeli olarak azaltmaya başlasa da, ikame kaynak bulmak zaman ve ciddi maliyet gerektiriyor.
Avrupa’nın Durumu
Brüksel’in resmi verilerine göre AB’nin Rus doğalgazına bağımlılığı 2021’de %45 iken, 2025’in ikinci çeyreğinde %12’ye geriledi. Rusya’dan yapılan petrol ithalatı 2021’deki yaklaşık %27 seviyesinden 2024 itibarıyla yaklaşık %3’e düştü; ancak Macaristan, Slovakya ve Bulgaristan hâlâ bağımlı. Macaristan ve Slovakya boru hattı bağımlılığı nedeniyle yüksek oranda Rus gazı kullanıyor. Almanya, gaz alımını %45 oranından azaltarak Hollanda, Norveç, Katar ve ABD’den alım yapma yöneldi. Rus kökenli işlenmiş petrol ürünleri ise az da olsa ithal ediliyor.
Ayrıca AB ülkeleri Ağustos 2025’te bile Rusya’dan 1,15 milyar avro tutarında fosil yakıt ithal etti. Yani enerji bağımlılığı azalmış olsa da tamamen bitmiş değil.
Türkiye’nin Alternatif Arayışları ve Zorlukları
Türkiye, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için Irak, Kazakistan, Libya ve Brezilya gibi ülkelerle temaslarını artırıyor. Ancak kısa vadede Rusya’dan tam kopuş hem teknik hem ekonomik olarak kolay değil. Türkiye üzerindeki enerji baskısı, Ankara’yı daha zor bir denge siyasetine itiyor: Bir yanda NATO dayanışması, diğer yanda enflasyon ve özellikle dizel yakıtta fiyat dengesi.
ABD’nin Kaygıları ve Küresel Etkiler
ABD siyasetinde de benzer kaygılar mevcut. Dünyadaki petrolün yaklaşık %20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor; buradaki akışta yaşanacak herhangi bir kesinti, küresel petrol fiyatlarını hızla yükseltebilir. ABD kendi içinde yeterince petrol üretiyor; ancak yurtiçi fiyatlar küresel göstergeler üzerinden şekillendiği için fiyat artışları benzin ve dizel maliyetlerini yükseltip nakliye ve taşıma giderlerini artırarak enflasyona yol açabiliyor. Suriye’deki üretim ABD için de Türkiye için de sınırlı bir etkiye sahip oldu. Esad dönemindeki yaklaşımlar ve uygulanan yaptırımların etkileri farklı boyutlarda değerlendirildi.
Rusya’nın petrol kapasitesi ABD’ninkine yakın seviyelerde. ABD’nin çeşitli gelir kaynakları bulunurken Rusya’nın gelir alternatifleri daha sınırlı. Rusya’ya yönelik petrol yaptırımları, Batı ile Moskova arasındaki karmaşık ilişkiyi gösteriyor: Kazanan yok, piyasalar dalgalanıyor. Fiyatlar arttığında ABD hedef açısından kazanmış sayılabiliyor çünkü Rusya gelir kaybediyor. Donald Trump beş gün önce olumlu bir açıklama yapmış olsa da durum hızla değişebiliyor. Özetle stratejik hedefin başarısı sadece yaptırımların varlığına değil, küresel petrol fiyatlarının hangi seviyede seyrettiğine de bağlı.
















