Özgür Özel: DEM ile İlişkilerde Kopma Lüksümüz Yok
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İlke TV canlı yayınında asgari ücretten bütçe görüşmelerine, DEM Parti ilişkilerinden İBB davasına kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Gazeteciler Ercüment Akdeniz, Banu Güven ve Dilek Odabaş’ın sorularını yanıtlayan Özel, DEM Parti ile ilişkilerde kopmanın söz konusu olamayacağını belirterek, bunun siyasi çıkar değil Türkiye’nin ortak geleceği ve demokrasi umudu açısından önem taşıdığını vurguladı.
DEM ile ilişkiler: Özel, DEM Parti ile ilişkileri bozma lükslerinin olmadığını söyleyerek, birlikte ortak bir yarına yürümek gerektiğini ifade etti. 19-26 Mart tarihlerinde Saraçhane’de yapılan konuşmaya atıfla, farklı siyasi cephelerden isimleri aynı platformda savunduklarını anlattı ve demokrasi vurgusu yaptı. Ayrıca İmralı Heyeti’nin Salı günü CHP’yi ziyaret edeceğini duyurdu.
Bütçe eleştirisi: TBMM Genel Kurulu’nda süren 2026 bütçe görüşmelerine değinen Özel, Meclis’in etkisizleştirildiğini savunarak, Meclis’in sadece dekor haline getirildiğini söyledi. Bütçenin iktidar önceliklerine, büyük şirketlere ve Kamu-Özel İşbirliği projelerine kaynak aktardığını, emeğin ve emeklinin haklarını gözetmediğini belirtti. Meclis ve bütçe hakkının tarihsel önemine atıf yaparak, mevcut rejimde bütçenin reddi halinde önceki bütçenin yeniden değerleme ile uygulanmasının mümkün olduğunu hatırlattı.
Asgari ücret ve emek: Özel, TÜİK verilerine yönelik eleştirilerde bulunarak gerçek enflasyon ile açıklanan enflasyon arasındaki farkın asgari ücretin erimesine yol açtığını belirtti. Geçen yıl asgari ücretin 22 bin TL kaldığını, bunun gerçekte 30 bin TL olması gerektiğini savundu. TÜRK-İŞ’in Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılmamasını doğru bulduğunu, ancak daha önce katılmalarını eleştirdiğini söyledi. Asgari ücretin belirlenme biçiminin tüm ücretleri etkilediğini, 27–28 bin TL olarak belirlenirse bunun yine yetersiz kalacağını, idealin 30 bin TL olduğunu ifade etti. Ayrıca en düşük emekli maaşının da ciddi oranda yoksulluk riski taşıdığını belirtti.
Grev yasakları ve tatbikat görüntüleri: Özel, grev yasaklarının örgütlü tepkiyi bastırma amacı taşıdığını söyleyerek, olağanüstü şartlar ve milli güvenlik gerekçelerinin kitlesel grev ertelemeleri için kötüye kullanıldığını belirtti. Tatbikat görüntüleri üzerinden yapılan hazırlıkları eleştirerek bunun toplumu sindirmeye yönelik olduğunu vurguladı.
Sokaktaki öfke ve sosyal patlama riski: Sokakta gözlemlediği öfkeyi daha önce görmediğini belirten Özel, asgari ücretliyle yemek hesabını ödeyenin durumu arasındaki adaletsizlik hissinin toplumsal gerilimi artırdığını anlattı. İnsanların borçlarla yaşadığını, tefecilik ve sanal bahis gibi eğilimlerin artmasının ekonomik altyapısı olduğunu söyledi. Mesleki Eğitim Merkezlerindeki iş kazalarını da Türkiye’nin utanç verici meselelerinden biri olarak nitelendirdi.
İBB soruşturması ve gizli tanık iddiaları: İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında gizli tanık değişimi iddialarına değinen Özel, Meşe adlı gizli tanığın ifadelerinin İmamoğlu aleyhine kullanıldığını, ardından İlke adlı bir kişinin aynı ifadeyi tekrar ettiğini, fakat İlke’nin dört gün sonra tanıklıktan çekildiğine dair resmi yazının ellerinde olduğunu ve iddianame sürecinde bunun kendilerinden saklandığını söyledi. Gizli tanıkların değiştirilmesini senaryo yazıp oyuncu değiştirmeye benzetti.
Yargılama süresi ve tensip zaptı: Özel, tensip zaptında öngörülen uzun yargılama süresine vurgu yaparak, iddianamenin zayıf olabileceğini, ancak öngörülen sürecin 14 yıla varabileceğini belirtti. Tutukluluk uygulamalarına eleştiriler yönelterek, hakim güvenliğinin kalmadığını, hakimlerin yer değiştirilmesi ve soruşturma süreçlerinin uzatılmasının adalet açısından sorun oluşturduğunu söyledi.
DEM Parti, kapatma davaları ve kent uzlaşısı: Parti kapatma davalarına ilişkin geçmişten örnekler vererek, partileri milletin açıp kapatması gerektiğini savundu. Kent uzlaşısı meselesinde DEM Parti ile işbirliğine değinen Özel, yerel seçimlerdeki ittifak pratiklerini ve aday belirlemedeki uzlaşıları anlattı. Dem’in kent uzlaşısı yaklaşımıyla bazı yerlerde aday çıkarmama veya farklı adaylarla iş birliği yapma niyetine değindi. DEM ile yerel düzeyde ortak çalışmaların olduğunu, bazı isimlere belediye yönetiminde temsil imkânı verildiğini söyledi.
Kayyımlar ve vekillikler: Özel, çeşitli yerlerde DEM Partinin kayyımlarla karşılaştığını, çok sayıda kayyım ataması yapıldığını ve bunun siyasi bir baskı aracı olduğunu ifade etti. Kayyımların kaldırılmasına yönelik konuşmalar olduğunu, ancak önceki süreçlerde bunun suç olarak görüldüğünü belirtti.
Kapanış notu: Özel, DEM Parti ile ilişkilerini siyasi çıkar değil ülkenin geleceği açısından değerlendirdiklerini, demokrasi ve sandık vurgusunu yineleyerek, birlikte sandığı koruyup demokrasiyi kurtarma çağrısı yaptı.

