Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Milli ve manevi değerler UNESCO kararıyla savunuldu: İbadet değil, kültürel etkinlikmiş

Başvurunun Konusu ve Taraflar Laiklik Meclisi üyeleri N.T. ve U.T.

Başvurunun Konusu ve Taraflar

Laiklik Meclisi üyeleri N.T. ve U.T. adlı veliler, 4 Mart’ta Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Ramazan Genelgesi’ne ilişkin olarak Danıştay’da yürütmenin durdurulması ve iptali talebiyle dava açtı. Veliler dilekçelerinde anayasanın 24. maddesindeki “Kimse ne suretle olursa olsun dini ya da din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz” hükmüne atıfta bulunarak, dinin istismar edilemeyeceğini vurguladılar.

Bakanın Suç Duyurusu ve Velilerin Atıfları

Bakan Yusuf Tekin’in “Laiklik Bildirisi”ne ilişkin yaptığı suç duyurusunda, anayasada devletin görevlerini düzenleyen 5. maddeye yer verilmiş; bu maddede geçen “insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” ifadesine dikkat çekilmişti. Veliler de kendi dilekçelerinde aynı maddeye atıf yaparak, anayasanın dinin istismarıyla ilgili hükmünün hatırlatılmasını sağlamışlardı.

Danıştay’ın İşlemleri ve Bakanlığın Savunması

Danıştay 8. Dairesi, 12 Mart’ta velilerin dava ehliyeti olduğuna karar verip bakanlıktan savunma istedi. Bakanlık ise 23 Mart’ta daireye savunmasını sundu. Yapılan tespitlere göre, bakanlığın savunmasındaki birçok ifade, Bakan Tekin’in “Laiklik Bildirisi”ne ilişkin suç duyurusundaki ifadelerle örtüştü.

Genelgenin Anayasal Dayanağı

Bakanlığın savunmasında, Ramazan Genelgesi’nin kaynağını doğrudan anayasadan aldığı; genelge yazısında anayasaya atıf yapıldığı belirtilerek, genelgenin anayasal rejim tanımının dışında kalmadığı savunuldu. Savunmada özellikle anayasanın 5. maddesine vurgu yapılarak, “Mezkur madde devletin temel amaç ve görevleri arasında ‘insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak’ hükmünü içermektedir. Bu hüküm ile devlet, bireyin yalnızca akademik gelişimini değil, manevi ve ahlaki gelişimini de gözetmekle yükümlü kılınmıştır. Manevi gelişimi dışlayan bir devlet yorumu anayasanın özüyle bağdaşmaz” ifadelerine yer verildi.

Genelgenin Niteliği: Sosyal ve Kültürel Etkinlikler

Bakanlığın savunmasında, tıpkı Bakan Tekin’in suç duyurusundaki görüşe paralel olarak, ramazan ayı “eğitsel bir fırsat” şeklinde değerlendirildi. Savunmada, “Ahlaki gelişim, manevi değerlerden bağımsız düşünülemez. Bu bağlamda, bakanlığımızın yazısı, yasal yetki sınırları içerisinde olup eğitim sisteminin ‘akademik başarı ile ahlaki olgunluğu bütünleştirme’ vizyonuna hizmet etmektedir. Dava konusu düzenlemede öngörülen faaliyetler ibadet organizasyonu niteliğinde olmayıp, sosyal dayanışma, yardımlaşma, paylaşma ve kültürel geleneklerin tanıtılması amacı taşıyan sosyal ve kültürel etkinliklerdir” denildi.

UNESCO Kararı ve Kültürel Dayanak

Bakanlık savunmasında, ramazan ayının kültürel bir etkinlik olarak değerlendirilmesinde Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) 2023 kararına atıf yapıldı. Savunmada UNESCO’nun 2023’te “Ramazan iftarı ve gelenekleri”ni “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi”ne dahil ettiğinin hatırlatıldığı belirtilerek, “UNESCO’nun bu kararı, iftar geleneğinin yalnızca dini bir ritüel olarak değil; aile ve toplum bağlarını güçlendiren, dayanışma ve hayırseverlik duygularını teşvik eden kadim bir sosyo-kültürel gelenek olduğunu ortaya koymaktadır” ifadelerine yer verildi.

Bakanlığın Talebi

Bu savunmalar ışığında bakanlık, davanın usulden reddedilmesini talep etti.