Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Diyarbakır’da ‘Abdullah Öcalan’ yürüyüşü: ‘Umut hakkı derhal uygulansın’

Diyarbakır’da Avukatlar ‘Umut Hakkı’ İçin Yürüdü Özgürlük İçin Hukukçular Derneği

Diyarbakır’da Avukatlar ‘Umut Hakkı’ İçin Yürüdü

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) öncülüğünde ve 16 bölge barosunun katılımıyla yüzlerce avukat, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” tanınması talebiyle Diyarbakır’da yürüyüş düzenledi. Sur’daki Ulu Cami önünden başlayan yürüyüş, adliye binası önünde sona erdi.

Yürüyüşün ardından basın açıklamasını ÖHD Eş Başkanı Ekin Yeter Moray yaptı. Moray, AİHM kararlarının derhal uygulanması çağrısında bulunarak, “Umut hakkının geçiş yasasına ötelenmesi hukuk düzenine uygun olmayacaktır” dedi.

Moray’ın Açıklamaları ve Süreç Değerlendirmesi

Moray, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde Abdullah Öcalan/Türkiye No.2 kararının verildiği 18 Mart 2014 tarihinden bu yana gündemde olan umut hakkının, Kürt sorununun siyasi ve barışçıl çözümüne odaklanan “Barış ve Demokratik Toplum” sürecinin merkezine yerleştiğini belirtti. Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde başlattığı “Barış ve Demokratik Toplum” sürecinin birinci yılını geride bıraktığını; son bir yılda atılan tarihi adımlar ve yaşanan somut gelişmelerin, umut hakkı konusunda yasal adımların artık atılması gerekliliğini ortaya koyduğunu ifade etti.

Bakanlar Komitesi’nin Çağrıları

TBMM bünyesinde kurulan komisyonun ortak raporunda umut hakkının doğrudan düzenlenmediği, AİHM kararlarının icrası başlığı altında değerlendirildiği belirtiliyor. Moray, Sayın Öcalan (2014), Sayın Kaytan (2015), Sayın Gurban (2015) ve Sayın Boltan (2016) hakkında verilen umut hakkı kararlarının icrasının 2016’dan bu yana Gurban Grubu/Türkiye adıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından takip edildiğini söyledi.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, geçmişte eylem planlarının sunulmasını talep ederken, 2021’den bu yana umut hakkının derhal uygulanması için doğrudan Türkiye’ye yazılı çağrılarda bulundu. Ancak Türkiye’nin, Sözleşme’nin 46. maddesi gereği üstlendiği taahhütleri yerine getirmediği kaydedildi. Komite, 17 Eylül 2025 tarihli açıklamasında tespit edilen ihlalin giderilmesi için gerekli tedbirlerin, belli bir asgari süreden sonra gözden geçirme imkanı ve serbest kalma olanağı tanıyacak bir mekanizmanın hayata geçirilmesine bağlı olduğunu belirtti. Ayrıca AİHM kararlarında vurgulandığı üzere, uluslararası hukukta ağırlaştırılmış müebbet cezalarının en geç 25 yıl sonra gözden geçirilmesini öngören bir eğilim bulunduğunu da kaydetti. Komite, gerekli yasal ve diğer tedbirlerin halen alınmamış olmasından duyduğu derin üzüntüyü ifade ederek yetkilileri derhal gerekli tedbirleri almaya çağırdı.

Yasal Engellerin Kaldırılması ve Yeni Mekanizma Gerekliliği

Umut hakkının uygulanabilmesi için ilgili yasal düzenlemelerin koşulsuz kaldırılması gerektiğini vurgulayan Moray, bu uygulamanın tahliye olanağını mutlak engelleyen bazı maddelerin yürürlükten kaldırılmasını gerektirdiğini belirtti. Söz konusu maddeler arasında 5237 sayılı yasanın 47. maddesi, 5275 sayılı yasanın 25. maddesi, 107/16, geçici madde 2 ve 3713 sayılı yasanın 17/4. maddesi sayıldı.

Moray, bu düzenlemelerin kaldırılmasının ardından infaz ve koşullu salıverilme sürelerinin değiştirilmesi ve bu cezaların uluslararası standartlara göre en geç 25 yılın sonunda gözden geçirilmesinin gerektiğini söyledi. Yasal ve uygulamadaki engeller nedeniyle gözden geçirme mekanizmasının yeni, yargısal, bağımsız, tarafsız, şeffaf, düzenli ve etkili olacak şekilde oluşturulması gerektiğini belirtti.

Moray ayrıca Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine atıfla Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ndan yararlanılması ve Meclis’e sunulan yasa değişikliği tekliflerinin kabul edilmesi yönünde önerilerde bulunduğunu aktardı.

Geçiş Yasasına Öteleme Eleştirisi

Meclis komisyonunun ortak raporu sonrası sürece özgü yasa tartışmalarının başladığını ifade eden Moray, somut gelişmelerin Ramazan Bayramı sonrasında olacağının belirtildiğini söyledi. Ancak AİHM kararlarının uygulanması için geçiş yasasının beklenmesinin gerekmediğini; kararların derhal hayata geçirilebileceğini vurguladı. Ortak raporda da bu hususa yer verildiğini belirtti. Moray, AİHM kararlarına konu olan umut hakkı ile ilgili düzenlemelerin geçiş yasası tartışmalarına ötelenmesinin hukuk düzenine uygun olmayacağını bildirdi.

Moray, umut hakkının diğer kararların icrası gibi herhangi bir gelişmeye bağlı kalmadan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 46 ve Anayasa madde 90 gereği derhal icra edilmesi ve yasaların evrensel standartlara uyumlu hale getirilmesi gerektiğini söyledi.

Barışın Hukuki Zemini

Moray, Sayın Öcalan’ın sürecin dünya tarafından ilgiyle izlendiği bir ortamda Kürt sorununu çatışmalı zeminden çıkarma yönünde teorik ve pratik katkılar sunduğunu; Mezopotamya, Anadolu ve Orta Doğu’da savaş ve kan deryasının kader olmadığını ilan ederek alternatif siyasi ve demokratik yaşamın yolunu gösterdiğini belirtti. Ancak Moray, barışın yalnızca çatışmalı sürecin ve şiddetin geride bırakılması olmadığını; kalıcı barış için hukuki zeminin oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Barışın, demokratik çözümün ve toplumsal adaletin hukuki zemini kurulmadan Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun derinleşen siyasal, toplumsal ve insani krizlerden çıkmasının mümkün olmayacağını ifade etti.

TBMM ve Adalet Bakanlığı’na Çağrı

Moray, TBMM ve Adalet Bakanlığı’na şu çağrılarda bulundu: Umut hakkının hayata geçirilmesi; Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması; Kürtlerin ve tüm toplumsal kesimlerin hukuk dışı bırakılmasına son verilmesi ve demokratik entegrasyon hukukunun inşa edilmesinin gerçek ve kalıcı barışın temel koşulu olduğunu belirtti.

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği olarak bu nedenlerle TBMM ve Adalet Bakanlığı’nı umut hakkını güvence altına alan ve özgürlüğü hukukun merkezine yerleştiren yasal düzenlemeleri gecikmeksizin hayata geçirmeye çağırıyoruz.