Yavuzyılmaz: ‘Akkuyu ve Osmangazi Projeleri Üzerinden Türkiye’ye Büyük Mali Yük Yükleniyor’
CHP Kamu Denetimi ve Yolsuzluklarla Mücadeleden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, 33’üncü Adalet ve Demokrasi Haftası kapsamında CHP Keçiören İlçe Başkanlığı ve Sosyal Demokrasi Derneği tarafından düzenlenen “Suskunluğun Bedeli: Yoksulluk ve Yolsuzluk” başlıklı panele katıldı. Gazeteci-yazar Uğur Mumcu anısına düzenlenen panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Ahmet Yıldız yaparken, gazeteci Deniz Zeyrek de konuşmacı olarak yer aldı.
Yavuzyılmaz, Uğur Mumcu’nun yazıları ve kitaplarıyla yolsuzlukları açığa çıkardığını belirterek Mumcu’yu örnek aldığını ifade etti. Konuşmasında, Türkiye-Rusya ortaklığı ile yapılan Mersin Akkuyu Nükleer Santrali’ne ilişkin yeni belgeler paylaştığını ve santralin yapımı nedeniyle kamunun zarar uğratıldığına dair evrakları gazeteci Deniz Zeyrek’e teslim ettiğini söyledi.
“2088 YILINA KADAR HER YIL TÜRKİYE RUSYA NET KAR OLARAK 3 MİLYAR DOLAR PARA ÖDEYECEK”
Yavuzyılmaz, konuşmasında Akkuyu Nükleer Santrali’nin kapsamını ve finansal boyutunu anlattı: Mersin Akkuyu’da inşa edilen nükleer santralin 60 yıl işletme süresi, ardından 20 yıl rehabilitasyon uzatma süresi ve 20 yıl söküm süresi olmak üzere toplamda 100 yıllık bir ömre sahip olduğunu belirtti. Buna göre santralin bugün faaliyete geçtiği kabul edilse bile sökümünün 2125 yılında tamamlanacağını ve bu sürecin Türkiye topraklarının önemli bir bölümünü fiilen Rusya’ya tahsis etme niteliği taşıdığını vurguladı. Bu tahsisin AKP yönetimi tarafından bir uluslararası anlaşmayla gerçekleştirildiğini söyledi.
AKP hükümetinin santral konusunda şeffaf davranmadığını, projenin maliyetleri, satış fiyatları, Rusya’nın kârı ve Türkiye halkının üzerindeki mali yük hakkında kamuoyunu bilgilendirmediğini ifade etti. Yavuzyılmaz, kendilerine ulaşan belgelerle Rusya’nın işletme süresi boyunca Akkuyu’dan elde edeceği kârın 207 milyar dolar olduğunu; yapım maliyetinin 24 milyar dolar, Rusya’ya ait devlet şirketlerinin koyduğu öz sermaye tutarının 3 milyar 100 milyon dolar olduğunu belirtti. Toplam yatırım ana para ve öz sermaye tutarının 27 milyar dolar olduğunu, bu tutar çıkarıldığında 180 milyar dolar net kâr kaldığını söyledi ve güncel kurla bunun 7 trilyon 777 milyar lira olduğunu aktardı.
Yavuzyılmaz, bu hesaplamaya göre 2088 yılına kadar her yıl Türkiye’nin Rusya’ya net kâr olarak 3 milyar dolar ödeyeceğini, bu ödemenin elektrik faturalarına gelecek zamlarla veya vergilerle halk tarafından karşılanacağını söyledi. Bu yükün beş nesli etkileyebileceğini ifade etti ve proje teşvikleri kapsamında sağlanan indirimlerin de eklendiğinde Rusya’ya verilen toplam desteğin arttığını belirtti. AKP’nin verdiği yatırım teşviki kapsamında Rusya’ya sağlanan indirim tutarının 9 milyar 819 milyon dolar olduğunu paylaştı.
Yavuzyılmaz, yapılan teşvikler ve vergi indirimleri nedeniyle santralin yarısının Türkiye’ye ait olması gerektiğini, ancak Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yüzde 0’ının Türkiye’ye ait olduğunu, yönetim kurulundaki üyelerin de yabancı olduğunu ve santralin %100’ünün Rusya Devleti’ne ait olduğunu söyledi. Bu durumun 2125 yılına kadar süreceğini, iktidara gelmeleri halinde bu konuları masaya yatırıp ülkeyi ve gelecek nesilleri kurtarmak için çalışacaklarını belirtti.
“ÜLKEMİZİ VE GELECEK NESLİMİZİ KURTARMAK İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”
Yavuzyılmaz, Türkiye’deki yoksulluğun, emeklilerin ve memurların ekonomik sıkıntısının tesadüfi olmadığını, kaynağın var olduğunu ancak yanlış harcandığını savundu. Elindeki belgelere göre 8 trilyon liralık kaynağın nerelere harcandığını gösterdiğini ifade etti ve AKP ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin politika ve uygulamalarının bu duruma yol açtığını söyledi. Hazineye bağlanan bazı noktaların kesileceğini ve vatandaşların refahını sağlayacak bir formülle kalkınmanın hedefleneceğini belirtti.
“OSMANGAZİ KÖPRÜSÜ İÇİN BUGÜNE KADAR HAZİNEDEN ÇIKAN PARA: 5 MİLYAR 15 MİLYON DOLAR”
Yavuzyılmaz, AKP tarzı yap-işlet-devret modeli projelerinin dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguladı ve Osmangazi Köprüsü örneğini sundu. Köprünün yapım bedelinin sadece köprü kısmı için 1 milyar 480 milyon dolar olduğunu, açıldığı 2016 yılından 2025 yılı sonuna kadar hazine tarafından şirkete yapılan garanti ödemesinin 5 milyar 15 milyon dolar olduğunu ifade etti. 2026 yılından 2035 Kasım ayındaki kamuya devir tarihine kadar öngörülen garanti ödemenin 5 milyar 314 milyon dolar olduğunu ve toplamda 10 milyar 329 milyon dolar hazine ödemesinin söz konusu olduğunu açıkladı. Aradaki farkın 8 milyar dolar olduğunu ve bununla altı adet Osmangazi Köprüsü daha yapılabileceğini belirtti.
Yavuzyılmaz, hazinenin şirkete garanti ettiği günlük araç geçiş sayısı tutturulursa araç başına öngörülen ücretin %60’ının ödendiğini; tutturulamazsa bile %100’ünün ödendiğini söyledi. 2025 yılı garanti edilen araç geçiş sayısının 14 milyon 600 bin, gerçekleşenin ise 20 milyon 732 bin olduğunu, buna rağmen hazine tarafından şirkete yapılan garanti ödemesinin 505 milyon dolar olduğunu aktardı. Bunun sözleşme koşullarından kaynaklandığını, sözleşmede araç başına ödenecek tutarın ABD tüketici fiyatları endeksine göre artışa tabi tutulduğunu ve böylece araç başına garanti bedelinin ilk sözleşme dönemindeki 35 dolardan günümüzde 56,5 dolara yükseldiğini söyledi.
Bu durumun araç başına kullanıcıya yansıtılan ücretle hazine tarafından garanti edilen ücret arasındaki farkı büyüttüğünü belirten Yavuzyılmaz, bugünkü durumda geçen araçtan alınan gerçek ücretin 995 lira, hazinenin garanti ettiği toplam tutarın ise 2 bin 430 lira olduğunu, böylece hazine tarafından araç başına 1.435 lira ödendiğini; eğer garanti tutarı tutturulamazsa hazine 2.430 lirayı ödeyeceğini ifade etti. Bu uygulamanın ekonomi açısından büyük maliyet yarattığını ve kaynak israfı anlamına geldiğini söyledi.
Yavuzyılmaz, Osmangazi Köprüsü ile ilgili olarak şirkete giden paraların yanında geçen araçlardan alınan ücretlerin de şirket kasasına girdiğini, toplamda şirketlerin kasasına 15 ila 20 milyar dolar para gireceğini belirtti. Bu tür uygulamaların küçük esnaf, borçlu vatandaşlar ve aileler üzerinde yıkıcı etkileri olduğunu, borçlarını ödeyemeyenlerin icra, hapis gibi süreçlerle karşılaşabildiğini ve bunun toplumsal sonuçları olduğunu açıkladı.
“ŞU ANA KADAR BU KONULARLA İLGİLİ YAKLAŞIK 50 SUÇ DUYURUSU YAPTIM”
Yavuzyılmaz, araştırma, tespit ve belgeleme çalışmalarına dayalı olarak yargıya taşınan konular olduğunu, bugüne kadar bu konularla ilgili yaklaşık 50 suç duyurusu yaptığını belirtti. Vatandaşları uyarmak, tespit edilen usulsüzlükleri belgelemek ve suç duyurularında bulunmak suretiyle bu meseleleri kamuoyunun bilgisine sunduklarını aktardı.
Panelde dile getirilen iddialar, Akkuyu Nükleer Santrali ve Osmangazi Köprüsü örnekleri üzerinden Türkiye ekonomisine ve vatandaşlar üzerindeki mali yüke dair ayrıntılı rakamlar ve belgelerle kamuoyuna taşındı. Yavuzyılmaz, iktidara gelmeleri halinde bu projelere ilişkin sözleşmelerin ve teşviklerin yeniden değerlendirileceğini ve ülkenin kaynaklarının vatandaşların refahına yönlendirileceğini söyledi.

