Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup konuşmasında kapatılan askeri hastanelerle ilgili beklenti ve destek mesajı verdi. Bahçeli, kapatılmanın hata olduğunu ancak yeniden faaliyete geçirilmesinin önemli ve yararlı olacağını belirterek konunun takipçisi olacaklarını söyledi.
CHP cephesinden de yasal adım atıldı. Parti grup başkanvekilleri tarafından sunulan kanun teklifinde, kapatılan askeri sağlık kurumlarının yeniden kurulması ve bazı sağlık kuruluşlarının Millî Savunma Bakanlığı ile Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne devrine dair düzenleme yer alıyordu.
CHP’nin teklif gerekçesinden vurgular
Teklifin gerekçesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel etkinliğinde askeri sağlık yapısının hayati bir rol oynadığı savunuluyor. Metinde, askeri hastaneler ile asker sağlık personelinin yalnızca tedavi sağlamadığı; aynı zamanda ordunun harp kabiliyeti için vazgeçilmez bir unsur olduğu ifade ediliyor. Böyle bir hizmetin sivil sağlık sistemiyle birebir ikame edilemeyeceği, ordunun sağlık kapasitesinin korunmasının devlet ciddiyeti açısından önem taşıdığı belirtiliyor.
Nefes yazarı Nuray Babacan’ın değerlendirmeleri
Yeni bir model önerisi gündeme gelmiş durumda. Babacan’ın kaleme aldığı yazıda, tamamen eski sisteme dönülmediği, bunun yerine tüm güvenlik teşkilatlarına hizmet verebilecek daha kapsayıcı bir yapı üzerinde çalışıldığı aktarılıyor. Buna göre; askeri personel ile polis ve benzeri güvenlik unsurlarının ortak faydalanacağı hastaneler ve yeni bir kurumsal düzenleme öneriliyor.
Yazıda öne çıkan noktalar arasında, hastanelerin doğrudan Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı olmaması, bunun yerine Sağlık Bakanlığı çatısı altında hizmet vererek bütün güvenlik unsurlarına açık olması fikri bulunuyor. Ayrıca askeri hekim ve sağlık personelinin yetiştirilmesinde Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin, MSB’nin belirlediği kontenjanlar çerçevesinde rol alması öneriliyor.
Geçmiş deneyimler ve tıkanma noktaları
Babacan, benzer önerilerin daha önce gündeme geldiğini ancak uygulamada bazı engeller nedeniyle sürecin durduğunu hatırlatıyor. 12 Eylül dönemiyle ilişkilendirilen düzenlemelerin öncesi ve sonrasındaki yapısal farklılıklara dikkat çekilerek, yeni modelde hem askeri eğitimin hem de hizmet organizasyonunun nasıl kurgulanacağına dair tartışmaların devam ettiği belirtiliyor.
Sonuç olarak, siyasi partilerin ve uzmanların önerileri çerçevesinde askeri hastanelerin statüsü, bağlılığı ve eğitim mekanizmaları hakkında alternatif modeller tartışılıyor. Konunun hem milli güvenlik hem de sağlık hizmetleri boyutuyla değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

