Kayyım Atanan CHP’li Ahmet Özer’den Bahçeli Ziyareti ve Barış Sürecine İlişkin Değerlendirmeler
Yerine kayyum atanan CHP Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etti. Görüşmenin ardından açıklama yapan Özer, ziyarette CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in selamlarını ilettiğini belirtti ve Bahçeli’nin barış sürecine gösterdiği özverili ve samimi katkıları için teşekkür etti.
Seçilmiş Başkan Özer, barış sürecinin önündeki engellerin ancak samimi, kararlı ve özverili bir tutumla aşılabileceğini vurguladı ve bu tarihi süreçte üzerlerine düşeni yapacaklarını söyledi. Görüşmede toplumsal barışın kalıcı hale gelmesi için atılması gereken adımlar ile mevcut çelişkiler üzerine derin bir sohbet gerçekleşti.
“Kuşatma son bulmalı”
Özer, Bahçeli’ye yaptığı ziyarette toplumsal barışın kalıcı hale gelmesi için kimsenin dışlanmaması gerektiğini, özellikle bu süreçte CHP’ye yönelik kuşatmanın son bulmasının önemine değindiğini aktardı.
“Yumuşamaya ihtiyaç var”
Özer, görüşmede yargılamaların cezalandırmaya dönüşmemesi gerektiğini, tutuksuz yargılama ile bir yumuşamaya ihtiyaç olduğunu ilettiğini ifade etti.
“AYM ve AİHM kararları uygulanmalı”
Özer, görüşmede güveni artıracak somut hukuki talepleri gündeme getirdiğini bildirerek kayyım rejimine son verilmesi ve AYM (Anayasa Mahkemesi) ile AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararlarının uygulanması talebini iletti.
Özer açıklamasında şunları söyledi: “Şimdi kutuplaşmayı geride bırakıp kucaklaşma zamanıdır. Bunu mutlaka başarmalı ve yakaladığımız bu fırsat hiçbir koşulda heba edilmemelidir. Yıllar içinde ön yargı, ezberler ve korkularla beslenen süreç ancak samimi, kararlı ve özverili bir tutumla aşılabilir. Bu anlamda Sayın Bahçeli’ye barış sürecine özverili ve samimi katkıları için teşekkürlerimi sundum.
Barış sürecine doğrudan ve dolaylı katkı sağlayacak hususlar ve çelişkiler üzerine derin bir sohbetimiz oldu. Toplumsal barışın kalıcı hale gelmesi için kimsenin dışlanmaması ve özellikle bu süreçte CHP’ye yapılan kuşatmanın son bulmasının önemine değindim. Yargılamaların cezalandırmaya dönüşmemesi gerektiği, tutuksuz yargılama ile bir yumuşamaya ihtiyaç olduğunu, kayyım rejimine son verilmesi ve AYM ile AİHM kararlarının uygulanmasının sürece olan katkısını vurguladım. Zira günümüzde yargıya olan güvenin azalması ülkemiz demokrasisine ve barış sürecine zarar verdiği aşikardır.
Şimdi kutuplaşmayı geride bırakıp kucaklaşma zamanıdır. Bunu mutlaka başarmalı ve yakaladığımız bu fırsat hiçbir koşulda heba edilmemelidir. Zira bu fırsat sadece Türkiye’nin iç barışı için değil aynı zamanda bölge barışı için de büyük bir öneme sahiptir.”

