Aquiry Uygarlığının Gizemi Ormana İşaret Ediyor
Güneybatı Amazon’da gerçekleştirilen geniş ölçekli LiDAR taramaları, orman örtüsünün altında daha önce bilinmeyen büyük bir insan yerleşimini açığa çıkardı. Araştırma, bölgenin tarihsel anlatılarını yeniden yazabilecek önemde bulgular ortaya koydu.

Araştırmacılar, LiDAR cihazlarıyla toplam 4 bin 400 kilometreden fazla uçuş yaparak 4 bin 500 kilometrekarelik alanda ayrıntılı haritalama gerçekleştirdi. Bu taramalar sonucunda ormanın altında saklı 396 adet geometrik jeoglif ve toplamda kayda değer sayıda toprak yapısı belirlendi. Yeni tespitlerle bölgede kayıtlı toprak yapı sayısı 1 bin 700’e ulaştı.
Yerleşim ve nüfus verileri
Buluntular, bölgenin tarih boyunca yalnızca dağınık köylerden ibaret olmadığına dair güçlü kanıtlar sundu. Araştırmacılar, keşfedilen yerleşimlerin Acre Nehri yakınında yoğunlaştığını ve adlandırmanın yerel dilde “kayman nehri” anlamına gelen Aquiry uygarlığıyla bağlantılı olduğunu belirtiyor. Aquiry topluluğunun MÖ 500 ile MS 850 yılları arasında varlık gösterdiği; özellikle MS 100 ile 300 yılları arasında en parlak dönemini yaşadığı tespit edildi. Aynı dönemde tepe nüfusun 1,25 milyon ile 3 milyon arasında olduğu hesaplandı.
Toprak yapılar ve kullanım amaçları
Taramalar, toprak yapıların sadece kalıcı konut niteliğinde olmadığını, daha çok topluluklar arası ilişkileri kuvvetlendiren tören, politika ve dini ritüeller için inşa edilmiş merkezi alanlar olduğunu ortaya koydu. Halkın bu merkezlere yakın çok aileli uzun evlerde yaşadığı ve geçimini mısır ile kabak tarımı yaparak sağladığı belirlendi.
Gerileme ve arkeolojik bağlam
Aquiry medeniyeti MS 850 ile 950 yılları arasında hızlı bir gerileme sürecine girerek yerleşimleri terk etti. Bu çöküşün zaman olarak Orta Amerika’daki Maya uygarlığı ve And Dağları’ndaki Tiwanaku kültürünün çözülme dönemleriyle örtüşmesi dikkat çekiyor. Araştırmacılar, kıtada hâlâ on binlerce keşfedilmeyi bekleyen yapının olabileceğini ve yapılacak yeni LiDAR çalışmalarıyla bölge tarihinin yeniden yazılabileceğini ifade ediyor.
Bu bulgular, Amazon ormanlarının insan-toplum etkileşimi açısından geçmişte olduğundan çok daha yoğun bir yerleşim tarihine sahip olduğunu gösteriyor ve gelecekte yapılacak ayrıntılı saha çalışmaları için kapsamlı bir yol haritası sunuyor.
















