DİSK-AR: 2026 Asgari Ücret Tartışması ve Türkiye’de ‘Sefalet Ücreti’ Gerçeği
Milyonlarca çalışanın gözü kulağı 2026 asgari ücret zammına çevrilmişken, DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR) açıkladığı raporla Türkiye’deki ‘sefalet ücreti’ gerçeğini ortaya koydu. DİSK-AR, “2026 Asgari Ücret Araştırması” ile çalışma hayatının en yakıcı sorununu masaya yatırdı. TÜİK verilerine dayandırılarak hazırlanan rapor, asgari ücretin sadece bir “taban ücret” olmaktan çıkıp genel bir ücret haline geldiğini belgeledi. On milyonlarca yurttaşın derdi olan asgari ücretin, enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında nasıl eridiği bilimsel verilerle ortaya konuldu.

ALIM GÜCÜ ÇÖKTÜ: YILLIK KAYIP 50 BİN TL! Raporun en çarpıcı tespiti alım gücündeki ciddi erime oldu. Asgari ücretin kişi başına düşen milli gelire oranı tarihi dip seviyelere geriledi. 1974 yılında kişi başına GSYH’nin yüzde 80,6’sı seviyesinde olan brüt asgari ücret, 2025 yılında yüzde 43,6’ya kadar düştü.
ASGARİ ÜCRETLİ 22 CUMHURİYET ALTINI Enflasyonun altında ezilen asgari ücretlinin 2025 yılındaki alım gücü kaybı 50 bin TL’yi aştı. Altın hesabı durumu bir kez daha gözler önüne serdi: “Asgari ücretli 2005’ten bu yana 22 Cumhuriyet altını kaybetti!”
TÜRKİYE ‘ASGARİ ÜCRETLİLER ÜLKESİ’ OLDU DİSK-AR verilerine göre Türkiye’de işçilerin yarısı asgari ücretle çalışıyor. Kayıt dışı çalışanların neredeyse yarısı asgari ücretin bile altında bir ücrete mahkum durumda. Kadın işçilerde tablo daha da karanlık: kadınların yüzde 60,1’i asgari ücret ve civarında maaşlarla yaşam mücadelesi veriyor.

2015 yılında Avrupa’da Türkiye’den avro bazında daha düşük asgari ücrete sahip 14 ülke varken, 2025 yılında bu sayı sadece 2’ye düştü. Türkiye, Avrupa’nın ucuz iş gücü merkezine dönüşmüş durumda. AB ülkelerinde toplu iş sözleşmesi kapsamının yüksek olması nedeniyle asgari ücretli oranı düşükken, Türkiye’de sendikasızlaştırma politikaları asgari ücreti bir “ortalama ücret” haline getirdi.
AÇLIK SINIRININ ALTINDA YAŞAM SAVAŞI Raporda asgari ücretin açlık ve yoksulluk sınırı karşısındaki çaresizliği de belgeleniyor. 2024 Ocak ayından 2025 sonuna kadar geçen 24 aylık dönemde asgari ücret yalnızca 4 ay açlık sınırının üzerinde kaldı; geri kalan 20 ayda emekçi, karnını bile doyuramayacak bir ücretle çalıştırıldı.
“BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET ÇÖZÜM DEĞİL” Son günlerde gündeme gelen “bölgesel asgari ücret” tartışmalarına DİSK-AR noktayı koyuyor: Bu çözüm değil. Türkiye’de 1951-1974 yılları arasında uygulanan ve 50 yıl önce vazgeçilen bu sistemin geri getirilmesinin emeğin daha da ucuzlatılması anlamına geleceği belirtiliyor.
Raporda ayrıca şu tespitlere yer verildi:
- Vergi Dilimi Soygunu: 2000 yılında gelir vergisi ilk dilimi asgari ücretin 22 katıyken, 2025’te 6,1 katına geriledi. Vergi istisnasının matrahtan değil vergiden indirim yoluyla yapılması çalışanı mağdur ediyor.
- Enflasyon Yalanı: Asgari ücret artışının enflasyonu tetiklediği iddiası gerçeği yansıtmıyor. Reel artış yapılan yıllarda (2016, 2019, 2023) enflasyon patlaması yaşanmadı.
- İşverene Destek Var, İşçiye Yok: 2008’den beri işveren prim payı bütçeden karşılanıyor. 2025’in ilk on ayında işverene 207,6 milyar TL destek verilirken, işçiye sağlanan SGK prim desteği yetersiz kaldı.
TALEP NET: İNSANCA YAŞAM ÜCRETİ Raporda sonuç bölümünde asgari ücretin sadece işçinin değil ailesinin de geçimini sağlayacak düzeyde belirlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Asgari ücretin bir pazarlık unsuru olmaktan çıkarılıp, ülke ekonomisindeki büyümeye ve gerçek enflasyona endeksli, toplu pazarlıkla belirlenen bir “geçim ücreti” olması gerektiği ifade edildi.

