Berlin’de Uğur Mumcu anma toplantısı düzenlendi
24 Ocak 1993’te arabasına yerleştirilen bombanın infilak etmesiyle katledilen gazetemiz yazarı ve hukukçu Uğur Mumcu, Berlin’de düzenlenen bir etkinlikle anıldı. Sosyal Demokratlar Derneği (HDB) tarafından IG Metall salonunda gerçekleştirilen anma toplantısına Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu Aybars konuşmacı olarak katıldı.
Anma, bağımsızlık, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitiren aydınlar için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Törenin açılış konuşmasını HDB Eş Başkanı Alev Ayhan yaptı. Ayhan, Mumcu’nun 1978’de HDB Genel Kurulu’na katıldığını ve ölene kadar dernekle yakın bir ilişki sürdürdüğünü vurguladı. Ayrıca Mumcu’nun 1992’deki HDB Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın görüntülerinin değerli bir anı olduğunu kaydetti.

Özge Mumcu Aybars: Babamın bıraktığı iz olayların derinliğini gösteriyor
Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu Aybars konuşmasında, sevgi dolu bir ailede büyüdüğünü ancak patlamanın gerçekleştiği gün henüz 11,5 yaşında bir çocuk olduğunu anlattı. O günün kendisi için hayatı altüst eden bir deneyim olduğunu ifade eden Aybars, bir anda kendini kameraların önünde, cenaze töreninde ve her zaman başka bir yerde bulduğunu belirtti. Uzunca bir süre konuyu konuşamadığını, bugün paylaşabiliyorsa bunun zaman sayesinde olduğunu dile getirdi. “Babamın sizlerde bıraktığı iz, Türkiye’de yaşanan olayların derinliğini gösteriyor. Herkesin kalbinde ve belleğinde yaşıyor” dedi.
Mumcu’nun HDB ile olan yakın ilişkisine dikkat çeken Aybars, babasının çok çalışkan bir insan olduğunu, 25 kitap bıraktığını ve haftanın 6 günü Cumhuriyet gazetesinde yazdığını söyledi. 1987’den sonra üzerinde çalıştığı eserlerden birinin İslami örgütlerin finansal yapılanmasını anlattığı “Rabıta”, diğerinin ise ölümünden sonra yayınlanan ve tamamlayamadığı “Kürt Dosyası” olduğunu belirtti.
Mumcu’nun araştırmacı gazeteciliğe uzanan yaşam öyküsüne de değinen Aybars, babasının hukuk fakültesinde asistan olarak çalışırken açılan bir soruşturma sonrası askerliği sakıncalı olarak yapıp “Sakıncalı Piyade” adlı kitabını yazdığını ifade etti. Babasının esprili bir insan olduğunu, gazeteciliğe Anka Ajansı’nda başladığını, daha sonra Altan Öymen’le çalıştığını aktardı. Ayrıca Yahya Demirel’in sunta kaçakçılığı ve hayali ihracatını tespit ettiğini; 1979’da Abdi İpekçi cinayetini araştırmaya başladığını; Mehmet Ali Ağca ve Abdullah Çatlı olaylarıyla soruşturmacı gazeteciliğe adım attığını anlattı.
HDB ve HDF temsilcilerinin değerlendirmeleri
“Ortak noktamız aydınlanmacı, özgürlükçü hukuk devletiydi”
HDB Başkanı ve HDF Onursal Başkanı Ahmet İyidirli, Mumcu’nun HDF ile yoğun ilişkisine dikkat çekti. 1990’lı yılları gazetecilere, aydınlara ve Kürtlere yönelik cinayetlerin yoğunlaştığı yıllar olarak tanımlayan İyidirli, Abdi İpekçi ile başlayan sürecin Uğur Mumcu’nun da aralarında bulunduğu birçok aydını kapsadığını belirtti. “Ortak noktamız aydınlanmacı, Cumhuriyet ilkeleri ışığında laik, demokratik ve özgürlükçü bir hukuk devleti yaratma arzusuydu” dedi.
İyidirli, Mumcu’nun 12 Eylül öncesi ve sonrası dönemdeki dik duruşunu hatırlatarak, günümüzde hukuk devletinin, parlamentonun ve ekonomik düzenin ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğunu, ancak demokrasi, laiklik ve hukuk devleti savunucularının sonunda kazanacağının altını çizdi.
















