Adalet Bakanı Akın Gürlek, Tutuklama, Öcalan Düzenlemesi ve İBB Davası Hakkında Konuştu
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara temsilcisi olan basın kuruluşlarıyla iftarda bir araya gelerek çeşitli hukuki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İBB başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu ile ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk davası da toplantıda gündeme geldi. Gürlek, soruşturma sürecinde dosyaya bu şekilde yaklaştığını belirterek, “O bakımdan yani o şahsın şahsım hakkındaki açıklamalarını ben önemsemiyorum. Ben sadece Cumhuriyet Savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım. Yargılama aşaması başlıyor. Yani hukukta şu var. Mutlaka her karar denetlenebilir” ifadelerini kullandı.
Öcalan İçin ‘Umut Hakkı’ ve Statü Düzenlemesi
Bakan Gürlek, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan için ‘statü’ ve ‘umut hakkı’ konularında Meclis’te yapılacak düzenlemelere dikkat çekti. Gürlek, terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri bulunmadığını, bu konunun Meclis takdirinde olduğunu belirterek, “Eğer ceza güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur” dedi.
Selahattin Demirtaş Süreci ve Anayasa Değişikliği Görüşü
Edirne’de tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a ilişkin sürecin ayrı yürüdüğünü vurgulayan Gürlek, “Terörsüz Türkiye için Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulur mu?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Bence şu an temel kanunlarda değişiklik yapılarak ihtiyaç giderilebilir. Ama genel olarak ben şunu söylüyorum: Anayasa değişikliğini sadece terörsüz Türkiye süreci için değil, genel olarak ülkemizin bir Anayasa değişikliği ihtiyacı var. Genel olarak bu konuda, Anayasamızda eksiklikler var. 1982 darbe anayasası biliyorsunuz. Yani yamalı bohçaya döndü, sürekli olarak değişiklikler yapıldı. Elbette anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor. Ama terörsüz Türkiye süreci için Ceza Kanunu, Ceza Güvenlik İnfaz Kanunu ve diğer kanunlarda değişiklik yapılması yeterli.”
Tutuklu Yargılama Eleştirilerine Yanıt
Gürlek, tutuklama kararlarının genelde istisnai bir tedbir olduğunu anlatarak şartlarının belli olduğunu, ancak bazen çok rahat kullanıldığını veya toplumda infial oluşturan olaylarda kullanılmaması nedeniyle eleştiriler olduğunu söyledi. Tutuklamada hakimin takdiri olduğunu vurgulayan Gürlek, “Tabii kuvvetli suç şüphesi olması gerekiyor. Katalog suçlar olması gerekiyor. Ama şuna dikkat ediyoruz: toplumda infial oluşturan bir olay. Nedir infial oluşturan bir olay? Mesela bir trafikte eşinin çocuğunun yanında diğer bir araç sürücüsünün onu dövmesi, yumruklaması bu bize göre toplumda infial oluşturan bir olaydır. Burada hakimlerimiz tutuklama tedbirine başvuruyor. Ölçülü bir tedbirdir. Bu şekilde tutuklamada hakim takdiri var. Yani biz buna karışamayız. Olaya göre bir şeydir.”
Gürlek, tutuklanmayınca toplumda sanki o kişinin beraat ettiği, ceza almadığı gibi bir algı oluştuğunu; bunun yanlış olduğunu ve sosyal medyada bu algıların düzeltilmesi gerektiğini belirtti. Tutuklamanın bir takdir hakkı olduğunu, şartlar varsa hakimin tutuklama kararı verebileceğini, savcılığın tutuklama isteyip Sulh Ceza Hakimliğinin reddetmesi halinde itiraz hakkının bulunduğunu ifade etti. Hukukun birbirini denetleyen ve tamamlayan bir sistem olduğunu, hakimlerin uygulamaya dikkat ettiğini söyledi.
İBB Yolsuzluk Davası: Vicdani Rahatlık ve İddianamedeki Deliller
İBB başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da tutuklu bulunduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk davasına ilişkin Gürlek şu değerlendirmeyi yaptı: Soruşturma sürecinde dosyaya böyle yaklaştığını, şahsın kendisi hakkında yaptığı açıklamaları önemsemediğini, sadece Cumhuriyet Savcısı olarak görevini yaptığını ve vicdanen rahat olduğunu vurguladı. “Yargılama aşaması başlıyor. Yani hukukta şu var. Mutlaka her karar denetlenebilir.”
Gürlek, iddianamedeki delillerin çoğunun somut olduğunu belirterek örnek olarak MASAK raporları, tanık beyanları, etkin pişmanlık ifadeleri, para hareketleri ve HTS baz istasyon kayıtlarını sıraladı. Soruşturmanın bu şekilde ilerlediğini, kişilerin isimlerine bakılmadığını, savcının kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklamaya sevk ettiğini, makul şüphe varsa soruşturma başlatıldığını ve delillerin tamamlanma aşamasının ardından iddianame düzenlendiğini söyledi. “Biz şahıslarla ilgili bir şeyimiz yok, çekincemiz yok. Savcı olarak o tarihte görevimizi yaptık.” dedi.
Gürlek ayrıca İBB davasının önümüzdeki pazartesi başlayacağını, mahkemeye sadece tek bir heyetin bakacağını, bu heyetin başka bir dosyası olmadığını, alanında uzman ve vakıf arkadaşlardan oluştuğunu belirtti. Ne kadar sürede tamamlanacağına ilişkin kesin bir değerlendirme yapmadığını; savunmaların alınması, tanıkların dinlenmesi ve delillerin tartışılması aşamalarının takip edileceğini söyledi.

