TÜSİAD Başkanı Orhan Turan: Enflasyonla Mücadelede Yapısal Reformlar ve AB İlişkilerinin Önemi
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Orhan Turan, para politikasının tek başına kalıcı fiyat istikrarını sağlayamayacağını belirterek yapısal reformların önemine dikkat çekti.
“ENFLASYONUN TEK HANELİ SEVİYELERE İNMESİ ÖNCELİĞİMİZ”

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, makroekonomik istikrarın sürdürülebilir büyüme için hayati olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Makroekonomik istikrarın en büyük belirleyicisi, enflasyonun düşük seviyelerde korunabilmesidir. En önemli, öncelikli konumuz enflasyonun kalıcı olarak düşük, tek haneli seviyelere indirilmesidir.” Son iki yılda sanayicilerin yüksek finansman maliyetleri ve zayıflayan talep nedeniyle enflasyonla mücadelenin bedelini ağır şekilde hissettiğini belirten Turan, enflasyonun yüzde 75’lerden 30’lara inmesinin önemli bir başarı olduğunu, ancak önlerinde zorlu bir süreç bulunduğunu ifade etti.
“SADECE PARA POLİTİKASINA BEL BAĞLAYAMAYIZ”
Turan, kalıcı fiyat istikrarı sağlamak için yapısal alanlarda reformlar yapılması gerektiğini vurguladı: “Doğru para politikası elbette çok önemli ama tek başına yeterli değil. Mali disiplinin korunması, yapısal reformlarla desteklenmesi gerekiyor.” Yaz aylarından itibaren bütçede daha disiplinli bir görünüme geçilmesinin memnuniyet verici olduğunu, ancak bunun kalıcı hale getirilmesi gerektiğini belirtti.
“SANAYİDE TOPARLANMA DÖNEMİNE GİRDİK”
TÜSİAD Başkanı sanayi sektöründe son dönemde kademeli bir toparlanma yaşandığını ifade ederek, “Sanayide en zorlu dönemi geride bıraktık.” dedi. Yatırımlarda güçlenme görüldüğünü ancak toparlanmanın büyük kısmının savunma sanayinden kaynaklandığını ekledi. Avrupa’daki talep artışı ve Euro’nun dolar karşısında güçlenmesinin ihracatçılar için avantaj yaratacağını, finansman maliyetlerinin düşmesi ve enerji fiyatlarındaki istikrarın bu süreci destekleyeceğini belirtti.

“AB İLE İLİŞKİLER REKABETÇİLİĞİMİZİN ANAHTARI”
Orhan Turan, Türkiye’nin uzun vadeli rekabetçiliği açısından Avrupa Birliği ile ilişkilerin önemine dikkat çekti: “Türkiye’nin rekabetçiliği deyince AB’ye değinmeden konuşmak mümkün değil. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi hem Türkiye’nin hem de AB’nin çıkarına olacaktır.” AB’nin rekabetçilik stratejisi olarak bilinen Draghi Raporu’nun, Türkiye’nin sektör politikalarını yeniden tanımlaması açısından önemli bir referans olduğunu belirterek, küresel koşulların hızlı hareket etmeyi zorunlu kıldığını; Türkiye’nin coğrafi konumu, güçlü altyapısı ve özel sektörüyle geleceğin ekonomisinde önemli bir oyuncu olmaya aday olduğunu ifade etti.
















