Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TÜİK bu kez fena yakalandı: Gerçeği kendi verisiyle ortaya çıkardı

TÜİK’in Kasım Ayı Gıda Fiyatları Verileri ve Diğer Kuruluşlarla Çelişki

TÜİK’in Kasım Ayı Gıda Fiyatları Verileri ve Diğer Kuruluşlarla Çelişki

ENAG verilerinin yarısında altına inen rakamlarla enflasyonu açıklayan TÜİK’in verileri, uzman isimlerin eleştirilerinin hedefi haline gelirken yıl sonu için “belli ki yüzde 31 hedefini tutturacak” yorumu da yapıldı. Enflasyon verilerinde gıda grubunda yaşanan düşüş de dikkat çekti. TÜİK’in oranları ile İTO ve TÜRK-İŞ’in gıda grubu oranları arasında büyük farklılıklar ve çelişkiler göze çarpıyor.

TÜİK: Kasım’da Gıda Fiyatları Aylık Düştü

TÜİK’e göre Kasım ayında gıda fiyatları aylık yüzde 0,69 düşerken yıllık bazda ise yüzde 27,44 arttı. Buna karşın İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre gıda fiyatları yüzde 1,28 artarken, TÜRK-İŞ’in mutfak harcamaları başlığı altındaki hesaplaması yüzde 4,98 artış gösterdi.

Uzman Eleştirisi: Aktaş’ın Görüşleri

Açıkladığı oranlarla hedef haline gelen TÜİK’i eleştiren Ekonomi yazarı Alaattin Aktaş, Kasım verilerindeki çelişkilere dikkat çekti. Aktaş, TÜİK verilerine yönelik güvensizliğin ötesinde Kasım ayına dair çok tuhaf oranlar bulunduğunu belirterek şöyle dedi: “Hem TÜİK’in TÜFE’si kapsamında anlaşılması zor oranlar var, hem aynı başlık altında toplanan ve enflasyon hesaplaması yapan diğer kuruluşların bulduğu oranlarla taban tabana zıt bir tablo ortaya koyan oranlar var.”

Gıda Grubunun Ağırlıkları ve Madde Bazlı Değişimler

Aktaş, enflasyon hesaplamasında gıda grubunun yaklaşık yüzde 25’lik bir ağırlığa sahip olduğunu ifade etti. Kasım ayında payı yüzde 8,66 olan 8 kalemin fiyatı düşerken, payı yüzde 16,31 olan 29 kalemin fiyatı arttı. Sonuç olarak TÜİK’in hesaplamasında gıdada yüzde 0,69’luk bir ucuzlama görüldü.

TÜFE kapsamında gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan maddeler 5’li kod altında 37 alt grupta toplanıyor. Bu 37 alt grup içinde Kasım ayında yalnızca 8 kalemin fiyatı düştü. Yüzde olarak düşüşler (patates hariç) taze sebzelerde 9,52, tavuk etinde 8,64, yumurtada 8,38, taze balıkta 7,07, taze meyvelerde 2,91, makarna çeşitlerinde 2,71, su ve maden suyunda 1,08, çikolata ve şekerlemelerde 0,69 seviyesinde gerçekleşti. Bu 8 kalemin TÜFE’deki toplam ağırlığı 8,66; fiyatı artan 29 kalemin ağırlığı ise yüzde 16,31 olarak açıklandı.

Ağırlık x Fiyat Değişimi Yaklaşımı ve TÜİK’in Hesaplaması

TÜFE hesaplanırken her bir kalemin ağırlığı ile o ayki fiyat değişimi üzerinden değil, endeks bazında hareket ediliyor. Ancak yalnızca ağırlık ve değişim oranını dikkate alan yaklaşım da bir fikir veriyor. Buna göre ağırlık x fiyat değişimi yöntemiyle bu 8 kalemdeki toplam düşüşün 0,55 olduğu görülüyor. Buna karşın TÜİK’in açıkladığı gıda grubundaki toplam düşüş 0,69 olarak hesaplandı. Oysa fiyatı artan 29 kalem hâlâ mevcut.

Bölgesel Farklılıklar: İstanbul, Ankara ve Türkiye Karşılaştırması

TÜİK’in Kasım ayı için gıdada yüzde 0,69’luk bir ucuzlama hesapladığını aktardım; TÜİK’in hesaplaması tüm Türkiye’yi kapsıyor. Peki İstanbul’u kapsayan İTO’nun hesaplamasındaki yüzde 1,28’lik gıda grubu artışına ne diyeceğiz? İstanbul ile Türkiye böylesine taban tabana zıt olabilir mi? Peki ya TÜRK-İŞ’in Ankara için belirlediği yüzde 4,98’lik mutfak harcaması artışı?

Durum şöyle özetlenebilir: İstanbul’da yüzde 1,28 artış, Ankara’da yüzde 4,98 artış, Türkiye çapında ise yüzde 0,69 düşüş görünmekte. Bu nasıl oluyor? Kapsanan maddelerin ve bu maddelerin ağırlıklarının farklılığından dolayı aynı oranların gerçekleşmemesi normal karşılanabilir. Ancak bir yanda yüzde 5’e yaklaşan bir artış, diğer yanda görece düşük bir artış ve bir yanda düşüşün aynı dönemde görünmesi, TÜİK’in sunduğu düşüşün detayında izahı zor bir durum olduğuna işaret ediyor.

Sonuç ve Notlar

Aktaş, TÜİK’in Kasım ayı verilerindeki çelişkileri ve bölgesel farklılıkları vurgulayarak, verilerdeki bu tutarsızlığın dikkat çekici olduğunu belirtiyor. Farklı kuruluşların kullandığı madde kapsamı ve ağırlıklandırma farklılıklarının oranlarda sapmalara yol açtığı kabul edilse bile; İstanbul, Ankara ve Türkiye geneli arasındaki bu derece zıt tablo, hesaplama detaylarının ve kapsama ilişkin açıklamaların daha şeffaf şekilde paylaşılmasını gerektiriyor.