Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Son dakika… Devlet Bahçeli’den 8 maddelik ‘Suriye’ planı: ‘SDG, Kürtleri temsil etmiyor’

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den Suriye’ye İlişkin

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den Suriye’ye İlişkin Açıklama

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suriye’deki gelişmelere ilişkin yazılı bir bildirge yayımladı. Bahçeli, SDG/YPG’nin feshedilmesi çağrısı ile birlikte 8 maddelik bir yol haritası paylaştı. Açıklamada, SDG’nin Suriye Kürtlerini temsil etmediği ve örgütün ortadan kaldırılması gerektiği vurgulandı.

Bahçeli’nin Temel Vurguları

Bahçeli, Suriye’nin yeniden yapılanmasının anahtarının Suriye ordusunun tek bir çatı altında bütüncül biçimde toparlanması olduğunu belirtti. Çatışma döneminden kalan alışkanlıkların sona erdirilmesi gerektiğini, YPG/SDG ve altındaki tüm yapılanmaların hızla ve tamamen feshedilerek ilgili devlet kurumlarına geri dönüşü olmayacak şekilde bağlanması gerektiğini ifade etti.

Mesajında SDG elebaşı Mazlum Abdi’den de söz eden Bahçeli, Abdi’nin İsrail’den aldığı destek nedeniyle mutabakata olumlu cevap vermediğini öne sürdü ve Abdi’ye “SDG elebaşı” ifadesini kullandı.

Açıklamanın Ayrıntıları

Bahçeli, SDG’nin ülkenin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde fiilî kontrol alanları oluşturmasının yeniden inşa ve istikrar sürecinin önündeki en temel engellerden biri hâline geldiğini belirtti. Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin parçalı yapıyı sona erdirerek merkezi devlet otoritesini yeniden tesis etmeyi temel öncelik olarak gördüğünü, 10 Mart 2025’te SDG ile varılan mutabakatın ise örgütün silahlı varlığının sona erdirilmesi ve devlet kurumlarına entegrasyonu açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu kaydetti.

Bununla birlikte, geçen yaklaşık on aylık sürede SDG elebaşlığının mutabakatın ruhu ve hükümleriyle çelişen bir tutum sergilediğini, özerklik ve federasyon taleplerini gündemde tutarak süreci oyalamaya çalıştığını, bu yaklaşımın Şam yönetimi tarafından Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik açık bir tehdit olarak algılandığını ifade etti.

Türkiye’nin Rolü ve Bölgesel Dinamikler

Merkezi hükümetin tutumunu güçlendiren faktörlerden birinin Türkiye’nin Suriye’nin üniter yapısına verdiği açık ve kararlı destek olduğunu belirten Bahçeli, Türkiye’nin söyleminin Şam yönetimini cesaretlendirdiğini ve SDG tarafının direncine karşı merkezi hükümeti güçlendirdiğini kaydetti.

SDG’nin 10 Mart mutabakatının gereklerini yerine getirmemesi nedeniyle Ankara ve Şam’dan ciddi tepkilerin yükseldiğini, 2025 yılının son günlerinde başlayan askeri hareketliliğin Halep’te SDG unsurlarına karşı operasyonlarla yeni bir aşamaya geçtiğini ve Halep’in kısa sürede SDG’li unsurlardan temizlendiğini yazdı.

Suriye Ordusunun İlerleyişi ve SDG’nin Güç Algısı

Suriye ordusunun Fırat Nehri’nin batısında Deyr Hafir’den sonra Meskene’yi ve 34 köy ve kasabayı kontrol altına aldığı, birliklerin Rakka’nın güneybatısında konuşlandığı ve 17 Ocak sabahı bölgenin askeri kapalı bölge ilan edildiği anlatıldı. Bahçeli, Suriye ordusunun SDG/PKK karşısındaki üstünlüğünün SDG’nin iddia ettiği kadar güçlü ve etkin olmadığı gerçeğini ortaya koyduğunu belirtti.

Yerel Unsurlar ve Sosyolojik Gerçeklik

Bahçeli, SDG’nin kontrol ettiği bölgede yaşayan birçok Kürt ve Arap aşiretinin SDG varlığından rahatsız olduğunu, Şam yönetiminin egemenliğini tercih ettiğini ve olası çatışmalarda Şam tarafının yanında yer alacağını vurguladı. Rakka’ya doğru ilerleyen süreçte birçok aşiretin merkezi yönetimi desteklediğini kaydetti. Bu gelişmelerin SDG’nin çoğunluğu Araplardan oluşan coğrafyayı silah zoruyla kontrol edemeyeceğini gösterdiğini, zamanın artık SDG/PKK açısından lehlerine işlemediğini ifade etti.

SDG’nin Açık Seçenekleri

Bahçeli, SDG’nin önünde üç temel seçeneğin bulunduğunu söyledi: 1) Merkezi hükümetle bütünleşmeyi kabul ederek silahlı ve siyasi iddialardan geri adım atmak; 2) Mevcut statükoyu sürdürmeye çalışarak artan askerî ve siyasi baskıyı göze almak; 3) Dış aktörlere dayanarak zaman kazanmaya çalışmak. Mevcut bölgesel konjonktürün SDG/PKK’nın iddia edildiği ölçüde güçlü olmadığını gösterdiğini ifade etti ve tek makul seçeneğin Suriye’nin birlik ve bütünlüğünde karar kılmak ile 10 Mart mutabakatının gereklerini tam olarak yerine getirmek olduğunu vurguladı.

Kürtlere Yönelik Kararname ve Etkileri

Bahçeli, Ahmed el-Şara’nın Kürt dili ve kültürüne ilişkin yayımladığı 13 sayılı kararnameyi olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Kararnamenin Suriyeli Kürt vatandaşları Suriye halkının asli bir parçası olarak tanıdığını, kültürel ve dilsel kimliklerinin Suriye ulusal kimliğinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu belirttiğini aktardı. Bu kararnameyi SDG’nin “Kürtlerin temsilcisi” olduğu iddiasını zayıflatacak bir gelişme olarak nitelendirdi.

Kararnamenin, Kürtlere yönelik hükümlerin ülke genelinde diğer gruplar için de aynı şekilde uygulanmasının, Suriye genelinde demokratik ve kapsayıcı bir kültürel ve siyasal atmosferin oluşmasına katkı sağlayacağını savundu. Türkmenler gibi diğer etnik grupların haklarının da gözetilmesi gerektiğini, Kürtlere sunulan hakların ayrıcalık olarak algılanmaması gerektiğini belirtti.

10 Mart Mutabakatı ve Uygulama Çağrısı

Bahçeli, 10 Mart mutabakatının tüm maddeleriyle uygulanması için adımların ciddiyetle atılmasını istedi. SDG’nin Fırat’ın batısından çekilmesinin önemli olduğunu, Suriye hükümetinin kısa sürede bu bölgelerde istikrarı sağlayarak yaşamı normalleştireceğini ifade etti. Ancak sürecin Fırat’ın batısıyla sınırlı kalmaması, Irak’taki gibi bir federasyon hayalinden vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı. Suriye’nin coğrafi veya etnik bölünmelerle parçalanmaması, tüm ülke sathında egemenliğin tesis edilmesi gerektiğini belirtti.

Anayasa, Resmî Dil ve Eğitim Politikası

Bahçeli, yeni ve kapsayıcı bir anayasanın Suriye’nin birliği ve istikrarı için vazgeçilmez olduğunu; anayasada etnik ve dinî her kesimi kucaklayan, eşitlikçi, temel hak ve hürriyetleri garanti eden unsurların yer alması gerektiğini belirtti. Ayrıca devletin tek resmî dilinin Arapça olması gerektiğini, ancak Kürtçe ve Türkçe gibi dillerin seçmeli ders olarak müfredata dahil edilmesi gerektiğini savundu. Kamusal alanda ortak dilin önemine dikkat çekti ve ulusal dil ile resmî dil ayrımının bilimsel ve akılcı bir değerlendirme gerektirdiğini ifade etti.

Nevruz ve Kültürel Haklar

Bahçeli, 21 Mart’ın Nevruz Bayramı olarak resmî tatil ilan edilmesinin ne gibi sakıncalar doğuracağına ilişkin eleştirileri sorguladı ve kararın Suriye ve bölge açısından mahzuru olmadığını savundu. Kararnamenin doğru zamanda atılmış isabetli bir adım olduğunu belirtti.

Güvenlik, Yönetim ve Sosyal Uzlaşma

Bahçeli, Suriye’nin üniter yapısının korunması gerektiğini; federasyon, konfederasyon, özerklik gibi ayrıştırıcı modellerin gündeme getirilmemesi gerektiğini vurguladı. Suriye vatandaşlığı bağının ortak payda haline getirilmesini, yönetimde istikrarın sağlanmasını, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tesis edilmesini, demokratik, katılımcı bir seçim sistemi ile çok partili hayatın güvence altına alınmasını önerdi. Başkanlık sistemi temelinde yönetimde istikrarın sağlanması gerektiğini ifade etti.

8 Maddelik Yol Haritası

Bahçeli, Suriye’nin barış, huzur, birlik ve bütünlüğü ile Suriyelilerin refahı için uygulanması gereken 8 maddelik yol haritasını şöyle sıraladı:

  • 1. 10 Mart 2025 mutabakatının tüm maddeleriyle hayata geçirilmesi; SDG ve türev yapıların tamamen feshedilerek Suriye devlet kurumlarına eksiksiz ve geri dönüşü olmayacak biçimde entegre edilmesi,
  • 2. Federasyon, özerklik ve bölünme tartışmalarının gündemden çıkarılması; Suriye’nin toprak bütünlüğünün kalıcı olarak güvence altına alınması; merkezi devlet otoritesinin ülke genelinde süratle tesis edilmesi; Suriye hükümetinin Fırat’ın batısı ve doğusu ayrımı olmaksızın tüm ülke sathında egemenlik sağlaması; yapay coğrafi, etnik veya siyasi bölünmelerin önüne geçilerek üniter devlet yapısının korunması,
  • 3. Yeni ve kapsayıcı bir Suriye anayasasının yapılması; tüm etnik ve dini kesimleri kapsayan, kucaklayıcı, eşitlikçi, demokratik ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir anayasal düzenin kurulması,
  • 4. Kürtlerle SDG’nin net biçimde ayrıştırılması; SDG’nin “Kürtlerin temsilcisi” olduğu iddiasının geçersiz kılınması ve bu algının toplumsal düzeyde kırılması,
  • 5. Kürtçenin seçmeli ders olarak eğitim sistemine dâhil edilmesi; Türkmenler başta olmak üzere tüm asli unsurların kültürel haklarının dikkate alınması,
  • 6. “Suriye vatandaşlığı” kavramının güçlendirilmesi; etnik ve dini aidiyetler yerine vatandaşlık bağının temel ortak payda hâline getirilmesi; tek resmî dil ilkesinin korunması; toplumsal uzlaşma ve milli birliğin güçlendirilmesini mümkün kılacak adımlar atılması,
  • 7. Başkanlık sistemi temelinde yönetimde istikrarın sağlanması; yürütme kapasitesi güçlü, istikrarlı bir hükümet yapısının oluşturulması; kuvvetler ayrılığı ilkesinin tesis edilmesi; demokratik, temsile dayalı siyasal sistem kurulması; serbest ve adil seçimler; çok partili hayat ve temsil adaletinin sağlanması; temel hakların güvence altına alınması; din ve vicdan özgürlüğü, hür teşebbüs, insan hakları ve özgürlüklerin korunması,
  • 8. Ekonomik ve siyasi olarak güçlü, bütünleşmiş Suriye’nin bölgesel istikrarın temel aktörlerinden biri hâline gelmesi.

Sonuç ve Değerlendirme

Bahçeli, Suriye’nin üniter bir yapıyı esas alan, toprakları ve nüfusuyla bölünmez bir bütün olarak kurgulanmasının milli birliğin tesis edilmesi için acil ve ihmal edilemez bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. Yeni anayasanın toplumun her kesimini kucaklayan, temel hak ve hürriyetleri garanti eden, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını esas alan bir içerikte olması gerektiğini belirtti. Ayrıca Türkiye’nin huzuru ve güvenliğinin Suriye’nin güvenliği ve istikrarıyla yakından ilişkili olduğunu ifade ederek açıklamasını sonlandırdı.