Ankara’da yürütülen kapsamlı soruşturma kapsamında, kamu kurumlarının yöneticilerine ait e-imzalar kopyalanarak düzenlenen sahte diploma ve sürücü belgeleriyle ilgili davada sanık sayısı 199’a yükseldi. Olay, Mayıs ayında 134 sanık hakkında açılan davanın ardından hazırlanan ikinci iddianameyle genişledi. Dün Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ikinci duruşmada, pek çok sanık detaylı savunmalarını sundu.
Osman Kürşat Mert, Atatürk Üniversitesi İnşaat Mühendisliği diploması oluşturulduğu iddialarını reddederek, hiçbir şekilde böyle bir talepte bulunmadığını ve durumla ilgisi olmadığını öne sürdü. Benzer şekilde, Nizam-ı Cedid Derneği Genel Başkanı Nizam Perk de, sahte mezuniyet kaydının siyasî bir komplo sonucu oluşturulduğunu savunarak, “Bu olayın arkasında siyasi amaçlar var” dedi.
Üniversite Notu ve Sahte Kayıt İddiaları
Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği öğrencisiyken notlarının yasa dışı biçimde değiştirildiği öne sürülen Doğukan Fırat Özyürek ise, okul kaydını sildirdikten sonra Ankara Üniversitesi’nden psikoloji mezunu olduğunu belirtti. “Not yükseltmeye ihtiyacım yoktu,” diyen Özyürek, kişisel verilerinin izinsiz kullanılması nedeniyle yasal şikayette bulunduğunu ifade etti.
Sanığın avukatı da, olası bir üçüncü kişi adına sahte mezuniyet oluşturmak için bazı öğrencilerin eski kayıtlarının manipüle edilmiş olabileceğini belirterek, müvekkilinin olaydan hiçbir çıkar sağlamadığını savundu.
Evinde Kalan Arkadaş Üzerinden Sahte Giriş
Abdullah Doğan isimli bir sanık, internet aboneliği üzerinden Atatürk Üniversitesi sistemine yasa dışı giriş yapıldığı iddiasıyla suçlandı. Doğan, “Evime gelen herkese Wi-Fi şifremi veririm, bu bağlantı üzerinden giriş yapılmış olabilir” diyerek suçu kabul etmedi.
Bir diğer sanık olan Mehmet Üveyir ise Adana’da Anavatan Partisi İl Başkanı olduğunu belirterek, adına düzenlenen sahte işletme diplomasından haberinin olmadığını söyledi ve “Ben mobilyacıyım, bu sahte diplomadan hiçbir kazancım olmadı” dedi.
Teknik Destek mi, Suç Ortaklığı mı?
Tutuklu sanıklardan Gökay Celil Gülen, kendi hattı üzerinden sisteme giriş yaptığı iddiasını reddederek, “Kendi hattımla böyle bir şeye girişmem mantıklı değil,” dedi. Gülen, bilişim alanında hizmet veren bir işletme sahibi olduğu için yalnızca teknik destek sağladığını öne sürdü.
Tutuklu sanıklardan Ziya Kadiroğlu bazı üniversitelerde belirli eylemlerde aracılık yaptığını kabul ederken, diğer suçlamaları reddetti. Mıhyeddin Yakışır ise “Ayhan Ateş beni kandırdı, pişmanım,” diyerek suçlamalardan kurtulmaya çalıştı.
MİT Personeli Olduğunu Söyleyerek Güven Kazanmış
Sanıklardan Yalçın Maraşlı ise, Ayhan Ateş’in kendisini MİT personeli olarak tanıtarak güven kazandığını söyledi. “E-Devlet şifremi onun isteğiyle verdim, o süreçte internet bağlantımı açtım ama sisteme girmedim” şeklinde savunma yaptı.
Kahramanmaraş Barosu ve Türkiye Barolar Birliği’nin, depremlerde hayatını kaybeden avukatların diplomalarının kullanılmasına ilişkin davaya katılma talepleri ise doğrudan zarar görmedikleri gerekçesiyle reddedildi.
Mahkeme sonunda, tutuklu sanıklar Ziya Kadiroğlu, Mıhyeddin Yakışır, Taner Dağhan, Yalçın Maraşlı ve Gökay Celil Gülen’in tahliyelerine karar verdi. Duruşmanın bir sonraki oturumu ise 16 Ocak 2026 tarihinde saat 10.00’da yapılacak.
















