Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Pezeşkiyan’dan Trump’a “ulusa sesleniş” sürprizi! ABD halkına önce o seslendi

Pezeşkiyan’dan Trump’a Açık Mektup: İran’ın Tutumu, Tarihi ve ABD İlişkilerinin

Pezeşkiyan’dan Trump’a Açık Mektup: İran’ın Tutumu, Tarihi ve ABD İlişkilerinin Kökleri

Orta Doğu’da gerilimin tırmandığı bir dönemde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump’ın konuşması öncesinde yayımladığı açık mektupla iki ülke arasındaki tarihsel ve siyasi dinamiklere dikkat çekti. Pezeşkiyan, mektubunda kurgulanmış anlatıların ötesine bakma çağrısı yaparak savaşın ABD halkının hangi çıkarına hizmet ettiğini sorguladı.

Pezeşkiyan’dan Trump’a Açık Mektup: İran’ın Tutumu, Tarihi ve ABD İlişkilerinin Kökleri

Pezeşkiyan’ın vurguları

  • İran’ın köklü bir medeniyet olduğunu hatırlatan Pezeşkiyan, modern tarihlerinde yayılmacı veya sömürgeci bir politika izlemediklerini belirtti.
  • İran’ın askeri üstünlüğe sahip olduğu dönemlerde dahi savaş başlatmadığını, savunma amacıyla saldırılara karşı ölçülü yanıt verdiğini savundu.
  • “İran tehdidi” algısının güçlü aktörlerin siyasi ve ekonomik hevesleri için yaratılmış bir kurgu olduğunu öne sürdü.
  • ABD’nin İran çevresindeki askeri varlığını eleştirdi ve son saldırıların bu askeri mevcudiyetin ne kadar tehditkâr olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Amerikan halkına hitap

Pezeşkiyan, Trump’ın konuşması öncesinde doğrudan Amerikan halkına seslenerek iki ülke arasındaki güvensizliğin kökenine 1953 darbesini koydu. ABD’nin Şah rejimine verdiği destek, Saddam Hüseyin’e yönelik tutumu ve uygulanan uzun süreli yaptırımların bu güvensizliği derinleştirdiğini belirtti. Buna rağmen İran’ın eğitim, teknoloji ve sağlık alanlarında ilerlemeye devam ettiğini vurguladı.

Pezeşkiyan’ın mektubundan bazı bölümler

Pezeşkiyan mektubunda İran’ın tarihsel kimliğini, dış müdahalelere karşı tutumunu ve halkın devlet politikalarından ayrı düşünüldüğünü anlattı. Mektubunda şu ifadelere yer verdi:

  • İran, insanlık tarihinin en eski ve kesintisiz medeniyetlerinden biridir; modern tarihinde saldırganlık, yayılmacılık veya sömürgecilik yolu seçmemiştir.
  • Güçlü aktörlerin İran’ı tehdit olarak göstermesinin, baskıyı meşrulaştırma, askeri tahakkümü sürdürme ve stratejik çıkarları koruma amacı taşıdığını öne sürdü.
  • ABD’nin bölgedeki üsleri ve askeri kapasitesinin İran çevresine yığıldığını, son saldırıların bu durumun ne kadar sorunlu olduğunu gösterdiğini belirtti.
  • İran’ın verdiği tepkilerin meşru müdafaa kapsamında ölçülü bir yanıt olduğunu vurguladı.

1953 darbesi ve sonrası

Pezeşkiyan, ilişkilerdeki kırılma noktasını 1953 darbesi olarak gördüğünü ifade etti. Bu darbenin İran’ın demokratik sürecini sekteye uğrattığını, diktatörlüğü yeniden tesis ettiğini ve ABD politikalarına karşı derin güvensizlik tohumları ektiğini belirtti. Güvensizliğin daha sonra ABD’nin Şah rejimine verdiği destek, Saddam dönemindeki politikalar, kapsamlı yaptırımlar ve müzakerelerin ortasında gerçekleştirilen askeri saldırılarla derinleştiğini kaydetti.

İnsani etkiler ve ülkenin dayanıklılığı

Pezeşkiyan, yaptırımların ve saldırıların İran halkı üzerindeki yıkıcı etkisini vurgularken, ülkenin birçok alanda güçlendiğini anlattı: okuryazarlık oranının artması, yükseköğretimin yaygınlaşması, teknoloji ve sağlık hizmetlerinde ilerleme ile altyapı çalışmalarındaki gelişmeler gibi ölçülebilir kazanımlara işaret etti. Savaşın onarılamaz zararlar verdiğinde insanların sorumlulara karşı kayıtsız kalmayacağını dile getirdi.

İsrail’in rolüne ilişkin değerlendirme

Pezeşkiyan, ABD’nin izlediği politikaların İsrail’in etkisi altında olduğunu iddia ederek İsrail’in bir vekil gibi davranmakla ABD’yi bir taşeron olarak kullandığını öne sürdü. Bu bağlamda, savaşın Amerikan halkının gerçek çıkarlarına hizmet edip etmediğini sorguladı ve “Önce Amerika” söyleminin bugünkü önceliklerle örtüşüp örtüşmediğini sorgulattı.

Gerçekler ve çağrı

Pezeşkiyan, okuyucuları dezenformasyonun ötesine bakmaya ve İran’ı ziyaret etmiş, eğitim almış veya uluslararası başarılara katkıda bulunmuş İranlılarla konuşmaya davet etti. Bu gerçeklerin, İran hakkında anlatılan çarpıtmalarla örtüşüp örtüşmediğini sorgulattı.

Mektubunu, cepheleşme ile diyalog arasındaki seçimin gelecek nesillerin yarınlarını şekillendireceği uyarısıyla tamamladı ve barışçıl yolların önemine işaret etti.

Pezeşkiyan’ın mektubunun tam metni

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Amerika Birleşik Devletleri halkına ve çarpıtmalar ile kurgulanmış anlatılar selinin ortasında gerçeği aramaya ve daha iyi bir yaşama can atmaya devam eden herkese:
İran —tam da bu ismi, karakteri ve kimliğiyle— insanlık tarihinin en eski ve kesintisiz medeniyetlerinden biridir. Çeşitli dönemlerdeki tarihi ve coğrafi avantajlarına rağmen İran, modern tarihinde hiçbir zaman saldırganlık, yayılmacılık, sömürgecilik veya tahakküm yolunu seçmemiştir. Küresel güçlerin işgaline, istilasına ve sürekli baskısına maruz kaldıktan sonra bile —ve komşularının birçoğuna karşı askeri üstünlüğe sahip olmasına rağmen— İran hiçbir zaman bir savaş başlatmamıştır. Ancak kendisine saldıranları kararlılıkla ve cesaretle geri püskürtmüştür.
İran halkı, Amerika, Avrupa veya komşu ülkelerin halkları da dahil olmak üzere diğer uluslara karşı hiçbir düşmanlık beslememektedir. Gururlu tarihleri boyunca tekrarlanan dış müdahaleler ve baskılar karşısında bile İranlılar, hükümetler ile yönettikleri halklar arasında her zaman net bir ayrım yapmışlardır. Bu, geçici bir siyasi duruş değil; İran kültüründe ve kolektif bilincinde derin kökleri olan bir ilkedir.”

Pezeşkiyan, mektubunun devamında “İran tehdidi bir kurgudur” başlığı altında algı üretiminin amaçlarını, Amerika’nın askeri yığılmasını ve İran’ın ölçülü müdafaa tepkilerini detaylandırdı; 1953 darbesinin etkilerini, yaptırımların ve saldırıların sonuçlarını, ülkenin eğitim ve sağlık alanlarındaki ilerlemelerini ve savaşın insani maliyetlerini anlattı. Ayrıca İsrail’in bölgesel politikalarının ve ABD içindeki etkisinin sorgulanmasına yer verdi ve okuyucuları farklı kaynaklarla temas kurmaya davet ederek cepheleşme yerine diyalog çağrısını yineledi.

Pezeşkiyan’dan Trump’a Açık Mektup: İran’ın Tutumu, Tarihi ve ABD İlişkilerinin Kökleri