Ekonomik Koşullar Emeklinin Geçim Sıkıntısını Derinleştiriyor
Ekonomik kriz derinleştikçe emeklinin geçim derdi de artıyor. Açlık sınırının altında maaşla geçinmek zorunda kalan milyonların zam taleplerine olumsuz yanıt verilirken, yaşanan sıkıntının temelinde emeklilik sistemindeki yapısal sorunlar olduğu uzmanlarca sıkça vurgulanıyor. Çalışma hayatına yönelik düzenleme yapılmadan emeklilerin sorunlarının çözülemeyeceği ifade ediliyor. Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, milyonlarca kişinin çözüm beklediği başlıkları ve emeklilikte rahatlatacak düzenlemeleri açıkladı.

Özgür Erdursun Emeklilikte Rahatlatacak Düzenlemeleri Açıkladı
Uzmanlar kısa vadede etkili olan düzenlemelerle emeklilik sorunlarının kalıcı şekilde çözülemeyeceğini, sistem değişmediği sürece yeni sorunların ortaya çıkmaya devam edeceğini belirterek reform ihtiyacını yineliyor. Erdursun, Dünya’daki yazısında, emeklilikte yüzleri güldürebilecek düzenlemeleri ve çözüm bekleyen konuları sıraladı. Özellikle düşük emekli aylıkları, prim sisteminin maaşlara etkisi, farklı sigorta statüleri arasındaki eşitsizlikler ve belirli kesimlerin yaşadığı hak kayıplarının milyonlarca vatandaşı mağdur ettiği vurgulandı. Erdursun, ekonomik koşulların zorlaştığı bu süreçte sosyal güvenlik sistemindeki temel sorunların yeniden öne çıktığını ifade etti.

1- Düşük Emekli Aylıkları ve Aylık Bağlama Oranları
Sosyal güvenlik sisteminde en çok tartışılan konuların başında düşük emekli aylıkları geliyor. Bunun temel nedenlerinden biri, yıllar içinde aylık bağlama oranlarının düşürülmüş olması gösteriliyor. 2000 ve 2008 yıllarında yapılan reformlarla emekli aylıklarının hesaplanma yöntemi önemli ölçüde değişti. Bu değişiklikler sonucunda:

- Emekli aylıklarının hesaplanmasında kullanılan aylık bağlama oranları düştü.
- Çalışma süresi uzasa bile emekli aylığındaki artış sınırlı kalıyor.
- Yüksek prim ödenmesine rağmen emekli aylıkları beklenenden düşük kalabiliyor.
- Bazı durumlarda ödenen primlerin aylığa katkısının sınırlı kalması, sistemin adaleti açısından eleştirilerin artmasına neden oluyor.
2- 2008 Sonrası Memurların Emeklilik Sorunu
Sosyal güvenlik sisteminde, 1 Ekim 2008 öncesi ve sonrası göreve başlayan memurlar arasında önemli bir ayrım bulunuyor. 2008 öncesi girenler 5434 sayılı Kanun’a, sonrakiler ise 5510 sayılı Kanun’a tabi. Eski sistemde derece, kademe ve ek gösterge maaşı belirlerken; yeni sistemde aylıklar prime esas kazanç üzerinden hesaplanıyor. Burada memurların maaşlarının önemli bir kısmının prime esas kazanca dahil edilmemesi ciddi bir sorun yaratıyor. Memurun eline geçen fiili gelir ile SGK’ya bildirilen kazanç arasında büyük farklar oluşuyor. Örneğin, aylık geliri 60–70 bin TL olan bir memurun SGK kazancı 35–40 bin TL seviyesinde kalabiliyor. Bu durum, ileride emekli olacak memurların çok daha düşük maaşlarla karşılaşacağı anlamına geliyor.

3- Doğum Borçlanmasında Kapsam Sorunu
Kadın çalışanlara tanınan doğum borçlanması hakkı tüm kadınları kapsamıyor. Mevcut uygulamada borçlanma yapabilmek için önce sigortalı olup sonra doğum yapmış olmak gerekiyor; bu nedenle sigortalı olmadan önce doğum yapan kadınlar bu haktan yararlanamıyor. Uygulamanın adı “doğum borçlanması” olsa da tüm kadınları kapsamadığı için daha geniş bir düzenleme talebi sürüyor.
4- Bağ-Kur Prim Gün Sayısının Düşürülmesi Beklentisi
Bağ-Kur sigortalılarının emeklilik şartları uzun süredir tartışılıyor. SSK’lı çalışanlar için işe giriş tarihine göre 5000 ile 7200 gün arasında prim istenirken, Bağ-Kur’lular için bu sayı kadın ve erkeklerde 9000 günü buluyor. Bu durum özellikle küçük esnaf ve kendi adına çalışanlar için büyük bir dezavantaj oluşturuyor. Geçmişte bakanlık tarafından prim gün sayısının düşürülebileceğine dair açıklamalar yapılsa da bugüne kadar somut bir düzenleme yapılmadı.
5- Bağ-Kur Tescil Mağdurları
Sistemdeki bir diğer kronik sorun ise Bağ-Kur tescil mağduriyeti. Özellikle 4 Ekim 2000 tarihinden önce iş yeri açan veya şirket ortağı olan bazı kişiler, kayıtlarını zamanında yaptıramadıkları için o dönemdeki çalışma sürelerini sigortalılık süresine dahil ettiremiyor. Geçmişteki bu süreleri emeklilik hesabında kullanamayan kişiler ciddi hak kaybı yaşıyor ve çözüm bekliyor.
6- Staj ve Çıraklık Başlangıcının Emeklilikte Sayılmaması
Meslek lisesi öğrencileri ve çıraklar staj döneminde sigortalı gösteriliyor; ancak bu sigorta sadece iş kazası ve meslek hastalığını kapsıyor. Bu nedenle staj başlangıcı emeklilik hesaplamasında başlangıç tarihi olarak kabul edilmiyor. Pek çok kişi için ilk sigorta kaydı staj döneminde yapıldığı için, bu tarihin emeklilikte de başlangıç sayılması yönündeki talepler artarak devam ediyor.
7- Kademe Bekleyenler
EYT düzenlemesi sadece 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olanları kapsıyor. 9 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 arasında ilk kez sigortalı olanlar ise düzenlemenin dışında kalıyor. Bu kesim, EYT’li olanlarla aralarında sadece bir gün fark olsa bile emeklilik yaşlarının çok yükselmesinden şikayet ediyor. 2008 sonrası için zaten kademeli bir sistem bulunurken, 1999–2008 arası sigortalı olanlar da benzer bir kademe düzenlemesi talep ediyor.
Milyonlarca Kişi Çözüm Bekliyor
Erdursun’un 7 maddede topladığı sosyal güvenlik sisteminde çözüm bekleyen konular milyonlarca kişiyi yakından ilgilendiriyor. Düşük aylıklardan memur emeklilik sistemine, Bağ-Kur primlerinden staj mağduriyetine kadar pek çok başlık gündemde kalmaya devam ediyor. Ancak tüm bu sorunlara rağmen kapsamlı bir yasal düzenleme henüz yapılmadı. Bakanlık bünyesinde çalışmaların olduğu ifade edilse de kamuoyuna yansıyan somut bir taslak bulunmuyor. Bu nedenle milyonlarca kişi, önümüzdeki dönemde bir adım atılıp atılmayacağını merakla beklemeye devam ediyor.
















