Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Hakan Fidan, ‘Dünya kamuoyunun pek bilmediği bir şey var’ diyerek açıkladı: ‘Onların hepsini tanıyoruz…’

Hakan Fidan’dan Al Jazeera Röportajında Gündeme Dair Açıklamalar Dışişleri Bakanı

Hakan Fidan’dan Al Jazeera Röportajında Gündeme Dair Açıklamalar

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar’ın Al Jazeera kanalında Resul Serdar Ataş’ın sorularını yanıtladığı röportajda güncel bölgesel ve uluslararası konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

YPG, SDG ve Geçici Suriye Yönetimi Anlaşması

Fidan, YPG ile geçici Suriye yönetimi arasında varılan mutabakatın anlamlı ve önemli olduğunu belirterek, Türkiye’nin taraflar hangi isimde olursa olsun uzlaşıya varılırsa bunu destekleyeceğini söyledi. Bakan, belirli ilkeler üzerinde anlaşma sağlandığında Türkiye’nin bunu desteklemeye değer bulduğunu vurguladı. Ancak Türkiye’nin ulusal güvenlik çıkarları konusunda endişeleri ve kırmızı çizgileri bulunduğunu ifade etti. Fidan ayrıca, Şam hükümeti ile SDG arasında anlaşma olduğunda bunların genellikle gözetildiğini, mevcut durumda ateşkesin devam ettiğini ve bunun Amerikan güçlerinin DEAŞ tutuklularını Suriye’den Irak’a nakletmesine olanak sağladığını belirtti. Bu gelişmeye herkesin yardımcı olması gerektiğini, Türkiye’nin Amerikalılarla birlikte süreci kolaylaştırmak için çaba gösterdiğini söyledi.

Türkiye’nin Suriye Kürtlerine Bakışı

Fidan, SDG’nin esasen Suriye’deki PKK’nın bir uzantısı olduğunu, PKK’nın Suriye, Irak, İran ve Türkiye’de kol faaliyetleri olduğunu belirtti. Türkiye’nin Suriye Kürtlerine değer verdiğini, onlara adil davranılması gerektiğini söyledi. Ancak SDG ve PKK unsurlarının Türkiye’nin ulusal güvenlik çıkarlarına zarar verme amaçları olduğuna dikkat çekti.

PKK Unsurları ve Türkiye’ye Yönelik Tehditler

Fidan, PKK terör örgütünün geçmişte yüzlerce kişiyi seferber edip YPG ile Suriye’ye görevlendirdiğini, bu unsurların Suriyeli olmadıklarını ve Türkiye’nin güvenliğine zarar verme amacında olduklarını söyledi. Ayrıca dünya kamuoyunun pek bilmediği bir başka konunun, SDG kontrolündeki bölgelerde sadece PKK unsurlarına değil, Türkiye’ye karşı faaliyet gösterebilecek Türk solcu unsurlarına da yer verildiği olduğunu belirtti. Bu bölgelerde yaklaşık 300 silahlı kişi bulunduğunu, bunların Türk sol örgütlerinin üyeleri olduğunu ve hedeflerinin Türk askeri ve güvenlik güçlerine saldırı fırsatları aramak olduğunu söyledi. Türkiye bu durumun ortadan kalkmasını istiyor.

Suriye’de Tek Otorite ve Ordu İstemi

Fidan, Suriye meselesinde tarafların egemen ve üniter devlet ilkeleri çerçevesinde ele alınması gerektiğini, egemen ve üniter bir devlette iki ordunun bulunmasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Tek bir ordu ve tek bir otorite tarafından komuta edilen bir yapı gerektiğini, polis güçleri ve diğer bazı konuların ise Şam ile SDG arasında düzenlenebileceğini ifade etti. Türkiye’nin hassasiyetlerinin farkında olduğunu ve SDG ile diğer taraflardan talep edilenlerin yapılabilir olduğunu düşündüğünü belirtti.

ABD ile İlişkiler ve Trump Yönetimi

Fidan, ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika hedeflerinin bazı yönlerden fark yarattığını söyledi. Gazze’de ateşkes sağlanmasına yönelik çabaları desteklediklerini ve işbirliği içinde olduklarını belirtti. Ukrayna konusunda Trump yönetiminin savaşın durdurulmasına yönelik tutumunun Türkiye açısından değerli olduğunu, Suriye konusunda ise görüşlerin büyük ölçüde örtüştüğünü ifade etti. Yeni Suriye yönetiminin kendi sorunlarını çözmesini ve uluslararası toplumun sorumlu bir üyesi olmasını istediklerini belirtti.

Şam Hükümeti ve Uluslararası İşbirliği

Fidan, Şam hükümetinin uluslararası ve bölgesel taleplere iyi yanıt verdiğini düşündüğünü, bölge ülkeleri ve uluslararası toplumun Suriye’nin yaralarını sarmaya yardımcı olmak için işbirliği yaptığını söyledi. Son 14 yılda kitlesel göç ve terör örgütleri sorunlarının ön plana çıktığını vurguladı. Ahmed Şara’nın Washington ziyaretinde DEAŞ’a karşı Uluslararası Koalisyon’a katılmaya yönelik şartı imzalamasını, yeni hükümetin DEAŞ karşısında Koalisyon’un parçası olması açısından önemli bulduğunu belirtti. SDG ile ilgili konularda Amerikalılar ve Şam arasında bazen anlaşmazlıklar olduğunu, bu sorunu Amerikalılar ve Suriyelilerle kapsamlı görüşmeler yaparak çözmek için çaba gösterdiklerini söyledi.

Gazze Barış Süreci ve Barış Kurulu

Fidan, Gazze Barış Planı’nın Gazze sorununu çözmeye yönelik başladığını ve Barış Kurulu’nun sürecin bir uzantısı olduğunu belirtti. 25 Eylül’de New York’ta BM Genel Kurulu sırasında 8 Müslüman ülke liderinin Başkan Trump ile bir araya gelerek Gazze’deki soykırımı çözmenin yollarını aradığını, bunun Gazze Barış Planı’nın doğduğu yer olduğunu söyledi. Sürecin kurumlar oluşturma, anlaşmalara varma ve görüş alışverişi şeklinde devam ettiğini; ateşkesin ilk aşamasının tamamlandığını ve Barış Kurulu’nun Gazze gündemini ilerletebilecek bir platform olduğunu ifade etti.

Hamas’ın Caydırıcılığı ve Güvenlik Durumu

Fidan, askeri açıdan Hamas’ın İsrail için caydırıcı bir güç olmadığını; Amerikan ordusunun desteğiyle İsrail’in askeri gücü ile Hamas’ın gücü arasında denge bulunmadığını belirtti. Hamas’ın işgale direniyor olsa da caydırıcı olamayacağını, en iyi ihtimalle rahatsız edici bir faktör olabileceğini söyledi. Hamas güvenlik güçlerinin Gazze’yi yönetme ve yerel güvenlik ile polislik hizmetlerini sağlama açısından yeterli olduğunu, fakat İsrail’i caydırma konusunda İsrail’in her zaman istediği zaman askeri operasyon düzenleyebilecek durumda olduğunu vurguladı.

Uluslararası İstikrar Gücü ve Filistin Meselesi

Fidan, Uluslararası İstikrar Gücü’nün uygulanmasının her iki taraf için de saldırıya uğramama güvencesi ve güvenlik anlaşmalarının ihlal edilme riskinin azaltılması bakımından faydalı olacağını, bunun Filistin sorununda yeni bir sayfa açacağını söyledi. Türkiye’nin Barış Kurulu’na katılımına İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun itiraz ettiğini hatırlatan Fidan, Türkiye’nin davet edildiğini, katıldığını ve Gazze Yürütme Kurulu’na dahil olduğunu; Mısır, Katar ve ABD ile arabuluculuk grubunun çekirdek üyeleri arasında yer aldıklarını belirtti. Türkiye’nin Gazze’deki barış sürecine insani, askeri ve siyasi katkı sağlamaya hazır olduğunu ve talep edilirse Uluslararası İstikrar Gücü’ne askeri birlik sağlayabileceğini söyledi.

Türkiye-İsrail İlişkileri

Fidan, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin kopuşunun şartlara bağlı olduğunu belirtti. İsrail ile ticareti kesme kararının net olduğunu; savaş devam ettiği ve Gazze’ye insani yardım girişine izin verilmediği sürece ticaretin yeniden başlatılmayacağını ifade etti. Türkiye’nin sorununun İsrail ile değil, bölgedeki İsrail politikaları ve özellikle Filistinlilere yönelik politikalar ile Gazze’de yaşananlarla ilgili olduğunu söyledi.

İsrail’in İran Planı

Fidan, İsrail’in olası bir İran saldırısında hedefinin İran ordusunun bazı kritik yeteneklerini yok etmek olacağını söyledi. İsrail’in İran’da rejim değişikliği isteyip istemediğine dair soruya, istemelerinin mümkün olduğunu ancak bunun başarılabilirliği konusunda şüpheleri olduğunu belirtti; İran halkının dış askeri müdahale karşısında liderlerinin etrafında birleşme eğiliminde olduğunu ifade etti.

Rusya-Ukrayna Savaşı ve Türkiye’nin Rolü

Fidan, barış müzakerelerinde Türkiye’nin rolüne ilişkin, tüm tarafların —büyük Avrupa ülkeleri, ABD ve belirli ölçüde Rusya’nın— dahil olmasıyla önceki girişimlere kıyasla olası bir barış anlaşmasına her zamankinden daha yakın olunduğunu söyledi. Tarafların çözmeye çalıştığı bir veya iki önemli konu bulunduğunu, Türkiye’nin ateşkes müzakerelerinde birçok boyutta rol oynadığını ve ilgili taraflarla sürekli iletişim halinde olduğunu belirtti. Türkiye’nin görüşmelere, esir değişimine ve diğer insani konulara olanak tanıdığını, bu ihtiyaca duyarlı olduğunu ve Rusya ile Ukrayna arasında olası bir ateşkeste kolaylaştırıcı rol üstlenmekten memnuniyet duyduklarını anlattı.

Barışın Kapsamı ve Güvence Mekanizmaları

Fidan, nihai barışa ulaşmanın mümkün olduğunu, tarafların yaratıcı yaklaşması gerektiğini ve toprakla ilgili bazı konuların kolay ele alınamayacağını söyledi. Güvenlik garantileri konusunda belli düzeyde mutabakat sağlandığını, herhangi bir barış anlaşmasının sadece Rusya ile Ukrayna arasında değil aynı zamanda Avrupa ile Rusya arasında da olacağını, bunun Rusya-ABD ve Rusya-Avrupa arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri yeniden tanımlayacağını belirtti.

Transatlantik İlişkiler, Grönland Gerginliği ve NATO

Fidan, ABD ile Avrupa arasındaki Grönland gerginliği, NATO’nun rolü, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Çin ile ilişkiler gibi konuların Transatlantik topluluğunda büyük meseleler olduğunu söyledi. Amerika’nın Avrupa güvenlik mimarisinden olası ayrılığının Avrupalılar için büyük endişe doğurduğunu, Grönland meselesi ve tarifelerin de başka sorunlar oluşturduğunu değerlendirdi.