1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. CHP’ye Yüz Yıl Sonra Yeni Görev Verildi

CHP’ye Yüz Yıl Sonra Yeni Görev Verildi

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

CHP ve Cumhuriyetin Kurucu Mirası

“CHP 2000 yılına kadar bir siyasi parti olmaktan ziyade, cumhuriyete bağlı ve demokrasiyi savunan kadroların yetiştiği bir ‘üniversite’ görevi görmüştür.” “Bugün Ülkemizin En Acil İhtiyacı: Dürüst, güvenilir, vicdanlı ve liyakatlı insanların devleti yönetmesidir! Hep birlikte, daha güçlü, daha adil ve daha aydınlık bir Türkiye için mücadele edeceğiz!” Dr. Hamit Çelik ile ülke gündemine bakışını ve umutlarını konuştuk.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ve o dönemin kadrolarının en belirgin özelliği neydi?

Kurtuluş Mücadelesi döneminde Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu kadrosu, yani Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, dış güçlerin tehditlerine karşı Milli Mücadele’yi başlattı, vatan topraklarını kurtardı ve cumhuriyeti ilan etti. Bu kurucu kadronun en belirgin ortak özelliği, canlarını, maddi ve manevi geleceklerini ve şahsi beklentilerini bir kenara bırakarak kendilerini cumhuriyetin devamlılığına adamasıydı. Çıkardıkları kanun ve yasalar sayesinde devletimiz bir asırdır ayakta kalmayı başardı.

Peki, CHP’nin cumhuriyetin kuruluşundan itibaren bir siyasi partiden beklenenin ötesinde nasıl bir misyon üstlendiğini düşünüyorsunuz?

Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana CHP kadrolarının birinci görevi devletin kurumlarını hem içerideki hem de dışarıdaki tehditlere karşı korumak oldu. İkinci görev ise ülke genelinde demokrasinin tam anlamıyla yerleşmesi ve sürdürülebilmesi için siyasi kadrolar ve bireyler yetiştirmekti. Bu nedenle CHP, 2000 yılına kadar siyasi partiden çok cumhuriyete bağlı ve demokrasiyi savunan kadroların yetiştiği bir ‘üniversite’ işlevi gördü.

Sizce 2000’li yıllardan sonra bu yapıda bir değişim yaşandı mı? Neler oldu?

Maalesef evet. 2000 yılından sonra, dış güçlerin desteğiyle içeride cumhuriyet karşıtı unsurlar hızla güçlenerek devlet kurumlarını ele geçirmeye çalıştı. Cumhuriyetin kurucu partisi CHP’nin kadroları tasfiye edilmeye çalışıldı; kurumların başına liyakatsiz, demokrasi ve cumhuriyet anlayışından uzak kişiler getirildi. Zamanla bu kadrolar kurumları bireysel çıkarları için kullanmaya başladı. Zenginleşme, güç sahibi olma, hak, hukuk ve eşitliğe riayet etmeme ile yasa ve kanunlara saygısızlık biçiminde bir yönetim anlayışı hâkim oldu ve devlet kurumları giderek zayıfladı.

Bu gidişatın ulaştığı noktayı, yani 2025 yılındaki durumu nasıl özetlersiniz?

2025 yılı itibarıyla devlet kurumları büyük oranda çökme noktasına gelmiştir. Devlet hazinesi hesap sorulmadan talan edilmektedir. Kurumlarda yolsuzluk en üst seviyededir. Halk yoksullaşmış, sokaklarda çeteleşme artmış; yargı mekanizmalarının zayıflaması nedeniyle haksızlıklara maruz kalma ve keyfi cinayetler yaygınlaşmıştır. Devletin kaynakları, uyduruk vakıflar ve şirketler aracılığıyla yurt dışına aktarılmakta, halk günbegün daha da yoksullaşmaktadır. Kısacası devlet içerideki açgözlü ve vicdansız unsurlar yüzünden zarara uğramaktadır.

Bu tablo karşısında ne yapılmalı? CHP’ye bu noktada nasıl bir rol düşüyor?

Yüz yıl önce CHP’nin kurucu kadrosu açgözlü dış güçlere karşı verdiği mücadeleyle vatanı kurtardı. Günümüzde de CHP, dürüst, vicdanlı, güvenilir, liyakat sahibi ve maddi-manevi beklentisi olmayan kadroları bir araya getirerek ‘ikinci bir kurtuluş mücadelesi’ başlatmalıdır. Bu mücadele içerideki açgözlü güçlere karşı olacaktır. Bu nedenle CHP hızlıca tekrar o ‘üniversite’ kimliğine dönmeli ve devletin kurumlarını iç tehditlerden arındırma görevini üstlenmelidir.

Bu sadece CHP’nin mücadelesi mi olmalı?

Asla. Bu mücadele tüm milletimizin ortak mücadelesi olmalıdır. Cumhuriyet sadece bir yönetim biçimi değil, milletimizin ortak değerlerinin, bağımsızlığının ve onurunun ta kendisidir. Kuruluş günlerindeki gibi birlik ve beraberlik içinde hareket etmek zorunludur. CHP’nin görevi bu ortak mücadelenin öncüsü olmaktır.

Son olarak, umudunuzu ve bu mücadelenin temel ilkelerini özetler misiniz?

Elbette. Atatürk ve silah arkadaşları imkânsız görülen bir mücadeleyi kazanarak vatanı kurtardı. Bugün de aynı azimle, içerideki yozlaşmış güçlere karşı mücadele ederek cumhuriyeti yeniden inşa edebiliriz. Bunun için dört temel ilke belirlenmelidir:

  • Dürüstlük: Bir devletin temelidir.
  • Güvenilirlik: Toplumsal barışın anahtarıdır.
  • Vicdan: Adaletin rehberidir.
  • Liyakat: Devletin geleceğidir.

Bu ilkeleri savunmak, cumhuriyetin kendisini savunmaktır!

Peki, bugün ülkemizin en acil ihtiyacı nedir?

Bugün ülkemizin en acil ihtiyacı: dürüst, güvenilir, vicdanlı ve liyakatlı insanların devleti yönetmesidir. Hep birlikte, daha güçlü, daha adil ve daha aydınlık bir Türkiye için mücadele edeceğiz!

Sevgili hocam, değerli bilgileriniz için teşekkür ediyoruz. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…

CHP’ye Yüz Yıl Sonra Yeni Görev Verildi
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Akşam Kapanışı 29 Temmuz 2026 akşam Haber Bülteni
Giriş Yap

ATA TV HABER ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

HABERCİ ile Sohbet Et

HABERCİ ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir