CHP’li Yankı Bağcıoğlu: ‘‘Milli Güvenlik ve Deniz Yetki Alanları Önceliğimiz Olmalı’’
CHP’li Yankı Bağcıoğlu, İzmir Foça’da düzenlediği aylık değerlendirme toplantısında gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Mutlak butlan kararı sonrası partide yaşanan gelişmelere değinen Bağcıoğlu, yaşanan gayrihukuki süreçlerin seçilmişlerin makamlarının gasbedilmesine yol açtığını ve bunun bir yönetim sevdası ile tasfiye girişiminin ötesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin milli güvenliğini ilgilendiren ciddi bir durum olduğunu söyledi.
Bağcıoğlu, 2007’den itibaren başlayan isimli kumpasların, siyasi parti yönetimlerinin değiştirilmesinin ve 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin safha safha uygulamaya konulduğunu belirterek bu sürecin ülkenin bekasını ve geleceğini ilgilendiren bir milli güvenlik sorunu olduğunu vurguladı. Atanmışların dış politika değerlendirmelerinin, milli savunma veya güvenlik konularından sorumlu yetkili atanmadan yapıldığında etkisiz kaldığını ifade etti.
Askeri alandaki sorunları ayrıntılı şekilde sıralayan Bağcıoğlu, askeri sağlık sisteminin çökertilmesi, askeri eğitimde gerileme, personel temin, atama, terfi ve emeklilik süreçlerindeki liyakatsizlik ve hukuksuz uygulamalar, son 14 yılda muharip uçak tedarik edilmemesi, savunma sanayindeki yapısal zaaflar ve mavi vatandaki hak ve menfaatlerin korunamaması gibi konuları gündemde tutacaklarını söyledi. Ayrıca askeri alanların rant uğruna elden çıkarılmasını, emekli askerlerin özlük ve sosyal haklarının gasp edilmesini, muvazzaf personelin artan ekonomik sorunlarını, şehit aileleri ve gazilerin çözüm bekleyen sorunlarını, OYAK ve Türk Hava Kurumu’ndaki yönetim zaaflarını, afetlerdeki gecikme ve koordinasyon eksikliklerini, Atatürk’e bağlılıklarını ifade eden teğmenlerin ihracını ve ihmal nedeniyle şehit olan Mehmetçiklerimizin hesabının sorulmamasını takip etmeye devam edeceklerini açıkladı.
“TASARRUF KONUSU YAPILMAMALIDIR”
Rusya-Ukrayna savaşının seyriyle ilgili değerlendirmede bulunan Bağcıoğlu, Rusya’nın Ukrayna şehir ve altyapısını yoğun füze ve İHA saldırılarıyla hedef alırken, Ukrayna’nın da Rusya’nın enerji, lojistik ve askeri altyapısına yönelik uzun menzilli saldırılarını artırdığını belirtti. Karadeniz’in savaşın bir harekât alanı olmaya devam ettiğini, Kırım batısında Türk balıkçı teknesi DURU67’ye yönelik saldırıda bir vatandaşın hayatını kaybettiğini ve beş kişinin yaralandığını anımsattı. Üçüncü devletlerin münhasır ekonomik bölgeleri içinde bile balıkçılık faaliyetlerine karşı ölümcül ve orantısız güç kullanılmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı.
Karadeniz’de deniz güvenliğinin kötüleştiğini belirten Bağcıoğlu, kıyıdaş devletlerin bu tür uygulamalar konusunda açıkça uyarılması gerektiğini; Türk balıkçılarının üçüncü devletlerin münhasır ekonomik bölgelerindeki faaliyetleri konusunda bilgilendirme, denetim, ceza ve risk uyarı mekanizmalarının güçlendirilmesi gereğini dile getirdi. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın fedakârca görev yaptığını ancak sahilden uzak mesafedeki arama-kurtarma görevleri için deniz üzerinde uygun nitelikli genel maksat helikopteri tedarikinin acil harekât ihtiyacı olduğunu vurguladı.
Gökbey Helikopteri’nin keşif ve gözetleme görevi icra edebileceğini, ancak uzak mesafe deniz kurtarma görevleri için hazır çözümlere başvurulması gerektiğini belirten Bağcıoğlu, bu kabiliyetin münhasır ekonomik bölgede milli güvenlik ve prestij için önemli olduğunu ve tasarruf konusu yapılmaması gerektiğini söyledi.
Bağcıoğlu Suriye’de SDEG/YPG ile Suriye Geçiş Hükümeti arasındaki entegrasyon sürecinin tamamen çözülmediğini, komuta-kontrol yapısı, ağır silahların durumu, yerel güvenlik yapılanması ve unsurların orduya bireysel mi yoksa blok hâlinde mi entegre olacağı konularında belirsizliklerin devam ettiğini aktardı. İsrail’in Güney Lübnan ve Güney Suriye’de kalıcı güvenlik kuşağı ve saha kontrolü yaklaşımına devam ettiğini, İran merkezli kriz dinamiğinde geniş ölçekli savaşı düşük tutulmaya çalışılsa da stratejik baskı unsurlarının sürdüğünü ifade etti. Genel tablonun kalıcı barıştan çok kontrollü çatışma, askeri baskı ve uzun süreli pazarlık dönemine işaret ettiğini söyledi.
ABD’nin yoğun hava harekâtıyla İran’ı müzakerelere zorlamaya çalıştığını ve durumun gelişimine bağlı olarak ülkemize yönelik hava tehdidinin artmasının, ticaret gemilerine yönelik risklerin ileride yaşanabilecek gelişmeler olduğunu dile getirdi.
Doğu Akdeniz’de GKRY ile Fransa arasında imzalanan Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması’nın Fransa’nın bölgede askerî varlığını daha kurumsal ve kalıcı hale getirdiğini, ayrıca ABD, Yunanistan, GKRY ve İsrail tarafından Doğu Akdeniz Enerji Merkezi kuruluş sürecinin başlatıldığını; bu merkezin enerji altyapısının korunması, deniz enerji hatlarının güvenliği, kritik altyapı güvenliği, siber güvenlik, enerji teknolojileri iş birliği ve bölgesel koordinasyon alanlarında faaliyet göstermesinin planlandığını belirtti.
Bu gelişmelerin Doğu Akdeniz’de enerji, güvenlik ve askerî iş birliğini aynı çatı altında birleştiren yeni bir bölgesel mimariyi işaret ettiğini söyleyen Bağcıoğlu, GKRY’nin adanın tamamını temsil ettiği varsayımıyla aldığı askerî ve güvenlik düzenlemelerinin Kıbrıs Türk halkının eşit kurucu ortaklık haklarına aykırı olduğunu vurguladı. Türkiye açısından bu gelişmelerin deniz yetki alanları, enerji güvenliği ve İsrail’in etkinlik kazanma çabaları bakımından stratejik önem taşıdığını belirtti.
“3-5 OY HESABIYLA İÇ POLİTİKAYA KURBAN EDİLDİ”
Deniz Yetki Alanları Kanunu tartışmalarına değinen Bağcıoğlu, iktidara yakın sosyal medya hesaplarının kanun ve olası adacık gündemleriyle ilgili söylemlerinin daha sonra sönümlendiğini; kanunun sadece iç hukuka yönelik olduğu açıklamasının yapıldığını, bunun sonucunda millî hak ve menfaatlerin ‘‘3-5 oy hesabıyla iç politikaya kurban edildiğini’’ ifade etti. Yunan basınının kanun onay sürecinin teknik nedenlerle ekim ayına ertelenebileceğini ve bunu diplomatik bir zafer olarak sunduğunu belirtti. Eğer kanunun Meclis gündeme gelişinin ertelenmesi ve içeriğinin sadece iç hukuka yönelik olması durumunda bunun devlet güvenliğine vurulmuş büyük bir darbe olacağını söyledi.
“ÇOK BOYUTLU ELE ALINMALI”
Yunanistan’ın Nisan 2025’te yayımladığı Deniz Mekânsal Planlama Haritası’nı anımsatan Bağcıoğlu, haritanın Ege’nin büyük bölümünü Yunan egemenlik alanı içinde gösterdiğini, karasularını 12 mile çıkarma hakkını saklı tuttuğunu ve egemenliği anlaşmalarla devredilmemiş ada, adacık ve kayalıkları Yunan egemenliğinde gösterdiğini söyledi. Yunanistan’ın bu haritayı resmî devlet politikası olarak yayımladığını; Türkiye’nin ise kendi Deniz Mekânsal Planlama Haritası’nı Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi aracılığıyla UNESCO Oşinografi Komisyonu’na sunduğunu fakat bu çalışmanın henüz devlet politikası ve yasal mevzuat düzeyine taşınmadığını belirtti.
Bu nedenle Deniz Yetki Alanları Kanunu’nun bir an önce yasallaştırılmasının stratejik bir gereklilik olduğunu; kanunda Ege’deki egemenliği devredilmemiş bölgeler meselesine gri bölge statüsüyle, ada ismi belirtilmeden açık şekilde yer verilmesinin değerlendirildiğini söyledi. Ayrıca kanun yürürlüğe girdikten sonra Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge ilan ederek “önce ilan, sonra müzakere ve anlaşma” yaklaşımıyla hareket etmesinin ülkeye daha geniş diplomatik ve hukuki manevra alanı sağlayabileceğini belirtti. Deniz yetki alanları, münhasır ekonomik bölge ve egemenliği anlaşmalarla devredilmemiş adacıklar gibi konuların deniz hukuku, diplomasi, enerji güvenliği ve askerî strateji uzmanlarının katkısıyla çok boyutlu ele alınması gerektiğini vurguladı.
KURULTAYA ÇAĞRI
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bağcıoğlu, CHP’de 28 PM üyesinin istifasına ilişkin olarak hukuki açıdan derhal kurultaya gidilmesi gerektiğini, çeşitli gayrihukuki gerekçelerle sürecin engellendiğini ve bunun yalnızca bir yönetim değişikliği olmadığını, altında milli güvenliğe yönelik temel tehditler barındırdığını söyledi. Aklıselim ve hukukun üstünlüğünün esas alınması gerektiğini, genel başkanın ve parti yönetiminin talebi doğrultusunda olağanüstü kurultaya bir an önce gidilmesi gerektiğini belirtti. Ülkenin gerçek sorunlarına odaklanması gerektiğini vurguladı.
















