Citi Research: Kur Riski Primi Haziran 2026’da Yüzde 12,6 ile 2010’dan Bu Yana Zirvede
ABD merkezli çok uluslu finans kuruluşu Citi Research bünyesindeki ekonomistler İlker Domaç ve Gültekin Işıklar, Türkiye’nin finansal dengelerini sarsan kur riski primini inceleyen kapsamlı bir rapor yayımladı. Raporda, iki yıllık devlet tahvillerinin getirisi ile Türkiye’nin dolar bazındaki Eurobond (dış borçlanma senedi) getirileri arasındaki fark ayrıştırılarak Kur Riski Primi (CRP) hesaplaması yapıldı.

Citi Research Raporunda Korkutan Tablo
Elde edilen bulgulara göre, 2010-2017 yılları arasındaki dönemde ortalama yüzde 1 seviyesinde seyreden bu prim, 2021-2023 yılları arasındaki düşük faiz politikası döneminde eksiye düşmüştü. Ancak ekonomi politikalarındaki normalleşme adımlarıyla birlikte prim yeniden hızla tırmanarak, Haziran 2026 itibarıyla yüzde 12,6 seviyesine ulaştı; bu, 2010 yılından bu yana görülen en yüksek değerlerden biri olarak kaydedildi. Analizde, 2018 yılında tecrübe edilen büyük kur şokunda bile bu primin şimdiki seviyesinin ancak yarısına (yaklaşık yüzde 7) yaklaşabildiği bilgisine yer verildi.

Piyasa Ani Bir Kur Düzeltmesi Riskini Fiyatlıyor
Raporda üzerinde durulan en kritik unsurlardan biri, kontrollü kur politikasının finansal sistemde yarattığı “peso problemi” oldu. Kamunun döviz kuru üzerindeki baskıcı kontrol mekanizması kısa vadede gidişatı öngörülebilir kılarken, uluslararası piyasaların asıl fiyatladığı konunun günlük dalgalanmalar olmadığı vurgulandı. Yatırımcıların, bu para politikasının sürdürülebilirliğini sorguladığı ve olası bir ani düzeltme riskine karşı pozisyon aldığı belirtildi. Reel döviz kuru düzeltmesinin kademeli olarak ötelenmesinin, yabancı yatırımcılar nezdinde gelecekte yaşanabilecek ani bir kırılma ihtimaline karşı ek tazminat (prim) talebi doğurduğu, bunun da risk primini zirvede tuttuğu ifade edildi.
Riskin Azaltılması İçin Gerekli Koşullar
Bahsi geçen riskin kalıcı olarak düşürülebilmesi için dezenflasyon sürecinin tam anlamıyla yerleşmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca, mevcut kontrollü kur sisteminden çıkışa dair şeffaf ve güvenilir bir yol haritasının sunulmasının şart olduğu savunuldu; bu adımların yatırımcı güvenini yeniden tesis edeceği ve kur riski primini azaltacağı ifade edildi.
Türk Lirası Tahvilleri Yabancıyı Koruma Altına Alıyor
Rapor, iki yıllık yerel tahvillerin dış yatırımcılara kur riskine karşı oldukça geniş ve korunaklı bir alan sağladığını hesapladı. Paylaşılan finansal analizlere göre, iki yıl vadeli bir Türk Lirası (TL) tahvilinin, Türkiye’nin dolar cinsinden ihraç ettiği Eurobond performansının gerisinde kalması (yani zarar yazması) için liranın her yıl ortalama yüzde 33 seviyesinde değer kaybetmesi gerekiyor. Bu senaryoda dolar kurunun 2028 senesinin ortalarında 82 TL sınırına ulaşması gerektiği belirtildi.
Halihazırda piyasada beklenen yıllık kur değer kaybı oranı yüzde 17,8; son bir yıllık süreçte gerçekleşen fiili kayıp ise yüzde 17,0 seviyesinde hesaplandı. Bu veriler ışığında iki yıllık tahvillerin, beklenen kur erimesinin neredeyse iki katı oranında devasa bir kur koruması barındırdığı görülüyor.
















