ABD’li Diplomat Tom Barrack’tan Türkiye-Yunanistan İlişkilerine İlişkin Değerlendirmeler
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın Yunan Kathimerini gazetesine verdiği röportaj, ABD’nin ilerleyen süreçte Türkiye ile gireceği diyaloglar açısından önemli mesajlar içeriyor. Barrack, Yunanistan’ın Türkiye ile yaşadığı sorunların çözümünde devreye girebileceğini belirtti.
Barrack’ın Rolü ve Değerlendirmeler
Barrack, İstanbul Fener’deki Patrikhane ziyaretinde verdiği mülakatta Heybeli Ruhban Okulu’nun (Heybeliada/Halki Ruhban Okulu) yeniden açılma talebine vurgu yaptı ve Ankara ile Atina arasındaki sorunları çözme niyetine işaret etti. Kathimerini’ye göre Barrack’ın sözleri, yalnızca Ankara’daki bir büyükelçi ve Donald Trump’ın kişisel arkadaşı olması nedeniyle değil, aynı zamanda ABD başkanının Suriye özel temsilcisi olması nedeniyle de ekstra ağırlık taşıyor; bu nedenle açıklamalar daha geniş bir bölgesel perspektif anlamına geliyor.
Analize göre Barrack’ın açıklaması Washington’un, ilgili aktörler için somut ticari faydalar sağlayacak işbirliğine dayalı bir bölgesel çerçeve kurulmasını kolaylaştırmaya istekli olduğunu teyit ediyor. Kathimerini ise “Tabii ki, bir süreci kolaylaştırmayı teklif eden üçüncü bir aktör ile, bu çabanın meyvesini verebilmesi için potansiyel katılımcılardan birinin maksimalist hedeflerinden vazgeçip uzun süredir sürdürdüğü tutumunu değiştirmesini sağlamak arasında büyük bir fark var” diyerek Türkiye’nin tutumuna ilişkin itirazını sürdürdü.
Heybeliada Ruhban Okulu ve Yunan Medyasının Yorumu
Yunan medyası, daha olumlu bir ortam yaratma çabasının bir adımı olarak Heybeliada (Halki) Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasına işaret etti. Medya, bunun ikili bir Yunanistan-Türkiye meselesinden çok din özgürlüğü meselesi olduğunu belirtiyor ve bu adımın muhtemelen 2026 sonbaharında gerçekleşebileceğine dikkat çekiyor.
Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Bölgesel Refah Vurgusu
Doğu Akdeniz’deki durumu değerlendiren Barrack, geçmişin pişmanlıklarını bir kenara bırakıp yeni bir paradigma yaratma yönünde bir ivme olduğunu söyledi ve bunun Yunanistan ile Türkiye’den başlaması gerektiğini vurguladı: “Birbirine bağlı iki büyük ülkenin, yüzlerce, binlerce yıl önce yaşanan olaylar yüzünden hâlâ birbirlerine kin beslemesi mantıklı değil.”
Barrack, Yunanistan’daki Amerikan elçisinin dostu olduğunu hatırlatarak Başkan Donald Trump ile “Bu iki tuğlayı yeni bir şekilde, adım adım bir araya getirmek için bir şekilde harç görevi görebilir miyiz?” sorusunu birbirlerine sorduklarını ve bunun için “zamanın geldiğini” savunduklarını aktardı.
Muhabirin, “Doğu Akdeniz için iki ülke arasında bir tür forum oluşturmanın etkili bir yol haritası olabileceğini düşünüyor musunuz?” sorusuna Barrack şu yanıtı verdi: “Kesinlikle. %100. Öyle olmalı. Her şey iletişimle başlar. Ve iletişim, korkudan çok refahtan kaynaklanır. Öyleyse, iki ülkenin bir araya gelmesiyle neler yaratılabileceğini düşünün; her iki ülke için, tüm insanlar için, Doğu Akdeniz’de yeni bir yapı, birlik, refah, çocuklar için daha iyi bir yaşamın tüm umutlarını ve hayallerini düşünün.”
Daha önce Hazar Denizinden Akdeniz’e uzanan bir hattan bahsettiği hatırlatıldığında Barrack, Baharat Yolu ve İpek Yolu’nun Doğu ile Batıyı “üç veya dört farklı rotada” birbirine bağladığını ve “bu refah yolunda medeniyetlerin kaynaşmasının gerçekleştiğini” savundu. Bunun tekrar olabileceğini belirten elçi, 1919’dan beri ulus devletlerin bu süreci engellediğini, her ülkenin farklı bir hükümet tarafından yönetilmesinin “pek işe yaramadığını” öne sürdü ve şöyle devam etti:
“Dolayısıyla, yeni bir refah tarzı yaratmak için şunu düşünün: Akdeniz’e açılan kapı olan Yunanistan ve Türkiye ile buraya erişimi engellenen çok sayıda fosil yakıt kaynağına sahip Hazar Denizi var. Nasıl açık olmayabilirler? Bu siyasi müdahaleyi nasıl ortadan kaldıracaksınız? Siyasi müdahaleyi refahla ortadan kaldırabilirsiniz. Umudumuz bu.”
Kıbrıs Meselesi ve Sürece Dahil Olma Beklentisi
Kıbrıs meselesiyle ilgili olarak Barrack, “sağlıklı bir vücudun ortasında apse olamayacağını”, “vücudun her parçasının iyileşmesi gerektiğini” söyleyerek Kıbrıs’ın bu süreçte kilit rol oynadığını vurguladı ve “umudumuz, Kıbrıs’ın da bu sürece dahil olması” dedi.

