Uluslararası Af Örgütü’nden Türkiye’deki CHP Kurultayı ve Yargı Sürecine İlişkin Açıklama
Uluslararası Af Örgütü, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Kasım 2023 kurultayını iptal eden ara kararına ilişkin bir açıklama yaptı. Gelişmeleri Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve insan hakları açısından ciddi bir darbe olarak niteleyen örgüt, kararın partinin örgütlenme ve ifade özgürlüğüne doğrudan müdahale ettiğini ve adalet sisteminin parti içi seçimlerin sonuçlarını değiştirmek için araçsallaştırıldığı yönünde ciddi kaygılar doğurduğunu belirtti.
Örgütün açıklamasında, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Mart 2025’te tutuklanmasından bu yana partiye, seçilmiş temsilcilere ve belediye görevlilerine yönelik baskıların ciddi şekilde arttığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca, siyasi saiklerle gerçekleştirilen saldırıların ve örgütlenme özgürlüğü hakkının ihlal edilmesinin uluslararası insan hakları hukuku ve yerel hukuk uyarınca endişe doğurduğu vurgulandı.
“SİYASİ MUHALEFETE YÖNELİK BASKIYA DERHAL SON VERİLMELİ”
Uluslararası Af Örgütü’nün Avrupa Araştırmalar Direktör Yardımcısı Esther Major, baskıların son dönemde artmasının Türkiye için bir dönüm noktasına işaret ettiğini söyledi. Major, yetkililerin ülkeyi bu tehlikeli uçurumun kenarından çekmek için derhal harekete geçmesi, siyasi muhalefete ve muhaliflere yönelik baskıya son verilmesi, ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarının korunması gerektiğini belirtti.
Örgütün açıklamasında yer alan diğer ifadeler şu şekildeydi: Uluslararası Af Örgütü, Türkiye yetkililerini devletin uluslararası insan hakları hukuku ve standartları kapsamındaki yükümlülüklerine riayet etmeye, herkesin ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüğü haklarına saygı göstermeye, bu hakları korumaya ve hayata geçirmeye çağırıyor. Yetkililer ayrıca, barışçıl muhalefete ve siyasi muhalefete yönelik baskılara son vererek yargı bağımsızlığını yeniden tesis etmeli ve ona saygı göstermelidir. Ayrıca, yalnızca insan haklarını barışçıl şekilde kullandıkları için tutuklanan tüm kişiler derhal ve koşulsuz serbest bırakılmalı ve haklarındaki suçlamalar düşürülmelidir.
“BİNA İÇİNDE BİBER GAZI KULLANIMI İŞKENCE KAPSAMINA GİREBİLİR”
Ekim 2025’te Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi, Kasım 2023 kurultayında bazı mevcut ve eski CHP delegelerinin delegelere para karşılığı oy kullandırma gibi hileli faaliyetler sonucunda Özgür Özel’in genel başkan seçildiği iddialarıyla yapılan iptal talebini reddetti. Mahkeme, bazı başvurucuların CHP üyesi olmamaları nedeniyle dava açma ehliyetinin bulunmadığını, daha sonraki seçimlerde Özgür Özel’in seçilmiş liderliğinin doğrulandığını ve dolayısıyla önceki tartışmalı kurultay sonucunun her hâlükârda hükümsüz kaldığını kaydetti.
Buna rağmen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, asliye hukuk mahkemesinin kararını bozdu ve eski lider Kemal Kılıçdaroğlu’nun tekrar genel başkanlığa getirilmesine hükmetti. Karara karşı Yargıtay’da itiraz yolu açıktır.
24 Mayıs Pazar günü polis, kararı uygulamak ve Özgür Özel ile ekibini binadan çıkarmak amacıyla Ankara’daki CHP Genel Merkezi’ne müdahale etti. Kolluk görevlileri, bina içinde biber gazı kullanarak içerideki bazı kişilerin yaralanmasına yol açtı. Polis aynı zamanda genel merkezin önünde toplanan barışçıl kalabalığın üzerine tazyikli su sıkarak yaralanmalara neden oldu.
Uluslararası Af Örgütü, kişilerin güvenli bir şekilde kaçamayacağı kısıtlı veya kapalı alanlarda, özellikle de yeterli havalandırmanın olmadığı ortamlarda biber gazı kullanımının hukuka aykırı olduğunu ve işkence ile diğer türde kötü muamele kapsamına girebileceğini belirtiyor. Benzer şekilde tazyikli su kullanımının, yalnızca yasadışı bir davranışı durdurmak için daha az zararlı ve daha hedefli kalabalık yönetimi tedbirlerinin mevcut olmadığı, etkisiz veya uygunsuz olduğu yaygın şiddet içeren durumlarla sınırlı olması gerektiğini vurguladı. Her tür güç kullanımının yasallık, gereklilik, orantılılık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun olması gerekmektedir.
“ADİL YARGILAMAYLA İLGİLİ CİDDİ KAYGILAR VAR”
CHP’li siyasetçi, cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte ekibindeki kişiler, ilçe belediye başkanları, belediye çalışanları ve iş insanlarının da aralarında bulunduğu 400’den fazla kişi hakkında; suç örgütü yönetmek, rüşvet, yolsuzluk, kara para aklama, irtikap ve ihaleye fesat karıştırma gibi suçlamalar yöneltilen siyasi güdümlü toplu dava 9 Mart 2026 tarihinde İstanbul Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde bir mahkeme salonunda başladı.
Mart 2025’ten bu yana tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, suçlu bulunması hâlinde 2 bin 352 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir. Suçlamaların büyük bölümü, bazı sanıkların ceza indirimi gibi etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verdikleri ifadeler ile kimlikleri savunma avukatlarına açıklanmayan 15 gizli tanığın ifadelerine dayanmaktadır.
Dört bin sayfalık iddianameye ek olarak, sayısı yüz binleri bulan soruşturma dosyaları, çok sayıda kişinin suçlanıyor olması ve davanın yıllarca sürebilecek olması, etkili savunma hakkı da dâhil olmak üzere adil yargılanma konusunda ciddi kaygılara neden olmaktadır.
Ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayına yönelik son derece siyasallaşmış suçlamalar, İmamoğlu’nun üniversite diplomasının alındıktan 30 yıl sonra iptal edilmesi ve İmamoğlu ile bazı sanıkların akrabalarının yolsuzluk iddialarıyla hedef alınması gibi girişimler, İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığını engelleyebilecek veya adaylıktan vazgeçirebilecek diğer adımların ardından gerçekleşti.
Ceza adalet sisteminin daha geniş anlamda siyasi muhalefeti bastırmak için araçsallaştırıldığına işaret eden bir diğer örnek de, ülke genelinde CHP yönetimindeki belediyelerin siyasi güdümlü soruşturmalar bağlamında toplu gözaltılarla hedef alınmasıdır.
















