Yaklaşık 5 milyar ışık yılı uzaklıkta bulunan iki kara delik, 12 yıllık bir yörüngede birbirinin etrafında dönüyor. Bu etkileyici gözlem, hem yeryüzündeki hem de uzaydaki radyo teleskoplarından elde edilen son derece hassas veriler sayesinde gerçekleştirildi.
Astronomların ilgisini çeken unsur, kara deliklerden yayılan ışık değil, onların çevresinde neredeyse ışık hızında hareket eden parçacık jetleri oldu. Sisteminin büyük bileşeni, Güneş’in yaklaşık 18 milyar katı kütleye sahip süper kütleli bir kara delik olarak tanımlanırken, bu yapı OJ287 olarak bilinen bir blazar sınıfına ait. Daha küçük kara delik ise, tıpkı dönen bir bahçe hortumu veya sallanan bir köpek kuyruğu gibi titreşen bir jet yayıyor.
Araştırmanın başyazarı, Finlandiya’daki Turku Üniversitesi’nden gökbilimci Mauri Valtonen, kara deliklerin doğrudan görülemediğini belirterek şunları ifade etti: “Kara delikler tamamen karanlık olduklarından doğrudan görülemezler. Ancak jetleri sayesinde konumları tespit edilebiliyor.”
OJ287 sistemine ait gözlemler 19. yüzyıla kadar uzanıyor. O dönemde kara deliklerin varlığı bilinmiyordu, ancak sistemin zaman zaman parlaklaşıp sönmesi dikkat çekmişti. 1980’lerden itibaren bu düzensizliklerin bir kara delik çifti tarafından açıklanabileceği düşünülmüş, ancak bugüne kadar iki kara deliği ayrı olarak çözebilecek güçte bir teleskop mevcut değildi.
Bu önemli gelişme, 2011–2019 yılları arasında faaliyet gösteren Rus yapımı uzay teleskobu RadioAstron sayesinde sağlandı. Uydu anteninin, Dünya’dan Ay’a kadar uzanan menzili, daha önce elde edilemeyen bir çözünürlük seviyesine ulaştı. Bu yüksek çözünürlüklü görüntüler, önceki hesaplamalarla karşılaştırıldığında, her iki kara deliğin parçacık jetlerinin olması gereken yerlerde bulunduğunu doğruladı.
Bununla birlikte, bilim insanları hâlâ temkinli davranıyor. Görüntülerdeki iki jetin aslında üst üste binmiş olabileceği ve dolayısıyla tek bir kara deliğe ait olabileceği ihtimali hâlâ göz ardı edilmiyor. Araştırma ekibi, ileride RadioAstron benzeri teleskoplarla yapılacak yüksek çözünürlüklü gözlemler sayesinde, özellikle küçük kara deliğin “kuyruk sallama” hareketinin net bir biçimde gözlemlenebileceğini belirtiyor.
















