TBMM Dışişleri Komisyonu Toplantısı Açılışı ve Genel Değerlendirme
TBMM Dışişleri Komisyonu, Başkan Fuat Oktay başkanlığında toplandı. Toplantının açılışında konuşan Oktay, gündemdeki konular ve bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçen hafta Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin ittifak içindeki konumunu ortaya koyduğunu belirten Oktay, zirveye üst düzey katılımın Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a duyulan güven ve saygının göstergesi olduğunu söyledi. Orta Doğu’daki gelişmelere de değinen Oktay, İran Körfezi’nde yeniden başlayan çatışmaların bölgesel istikrarı ve küresel piyasaları tehdit ettiğini vurguladı ve taraflara itidalli davranmaları çağrısında bulunarak bölgede barış ortamının yeniden tesis edilmesini diledi. Oktay, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında da diplomatik çabaları desteklemeyi sürdürdüğünü ifade etti.
İsrail’e Kınama ve Suriye Süreci
Oktay, İsrail’in Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırılarını kınadı ve “Gazze ve Batı Şeria’daki durumun ikinci plana düşmemesi büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Suriye’de Halk Meclisi’nin ilk oturumunu gerçekleştirmesini siyasi sürecin ilerletilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. Avrupa Parlamentosu’nun KKTC ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ilişkin kararına tepki gösteren Oktay, söz konusu kararın asılsız ve akıl dışı iddialar içerdiğini belirterek “Bizim açımızdan yok hükmündedir” dedi.
Komisyon Gündemi ve Meclis Çalışmaları
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’ne değinen Oktay, darbe girişiminin milletin direnişiyle engellendiğini belirterek TBMM çalışmalarının birlik ve beraberlik anlayışıyla sürdürüldüğünü söyledi. Komisyonun gündemine ilişkin bilgi veren Oktay, bugün görüşülecek üç teklif dışında esas komisyon olarak bekleyen 24 teklif bulunduğunu; 28’inci Yasama Dönemi’nde 73 uygun bulma kanun teklifinin yasalaştığını ve komisyonca kabul edilerek Genel Kurul gündeminde bulunan teklif sayısının 117 olduğunu bildirdi.
COP31: Türkiye’nin Ev Sahipliği ve Diplomatik Süreç
Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya, TBMM Dışişleri Komisyonu’nda yaptığı sunumda, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31’inci Taraflar Konferansı’na (COP31) Türkiye’nin ev sahipliği yapacağını belirterek bunun “Türk diplomasisi açısından tarihi bir başarı” olduğunu söyledi. Kulaklıkaya, Türkiye’nin BM ve çok taraflılık ilkesini güçlü şekilde desteklediğini vurgulayarak COP31’in bu iş birliğinin en somut ve güncel örneği olduğunu ifade etti. COP31 adaylığının ilk kez 2022’de açıklandığını anımsatan Kulaklıkaya, yaklaşık iki yıl süren diplomatik temasların ardından Brezilya’da düzenlenen COP30 sırasında uzlaşı sağlandığını; COP31’in ülkemizde düzenlenmesi, Türkiye’nin başkanlığı üstlenmesi ve Avustralya’nın müzakereleri yürütmesinin kararlaştırıldığını aktardı. Konferansın 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenleneceğini, 196 ülkeden 100 binden fazla katılımcı beklendiğini ve Kyoto Protokolü ile Paris Anlaşması taraflar toplantılarının eş zamanlı gerçekleştirileceğini bildirdi.
COP31 Etkinlikleri ve Katılımcı Profili
Kulaklıkaya, konferansa taraf devletlerin yanı sıra özel sektör, uluslararası kuruluşlar, sivil toplum ve akademi temsilcilerinin de katılacağını; 11-12 Kasım 2026 tarihlerinde COP31 Liderler Zirvesi düzenleneceğini söyledi. Ev sahipliği ülke anlaşmasının 9 Haziran 2026’da Bonn’da imzalandığını belirten Kulaklıkaya, anlaşmanın konferansın hukuki, idari ve operasyonel çerçevesini düzenlediğini ifade etti. COP31’i yalnızca bir konferans değil gelecek nesillere sağlıklı ve yaşanabilir bir dünya bırakmak adına bir sorumluluk olarak gördüklerini vurguladı. 17 Kasım 2026’da düzenlenmesi planlanan Parlamenterler Toplantısı ile TBMM’nin de sürecin doğrudan paydaşı olacağını söyledi ve anlaşmanın onaylanmasına TBMM desteği istedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Başkanlığı Sunumu
COP31 ve BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne ilişkin sunumu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar yaptı. Komisyon görüşmeleri sırasında Oktay, düşük karbonlu sanayileşme ve iklim dirençli şehirlerle ilgili uygulamalara ilişkin sorular yöneltti. Hasar, ABD’nin iklim politikalarındaki değişime rağmen özel sektörün yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürdüğünü belirtti ve şehirleşme konularında kimlik, yeşil alan, planlama ve altyapı eksikliklerine dikkat çekilmesi gerektiğini söyledi. Japonya ziyaretinde “güneş hakkı” uygulamasını örnek veren Oktay, Türkiye’de çarpık şehirleşmenin devam ettiğini ve bunun ortak bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
Yetki, Uygulama ve Yerel Yönetimler
Oktay, yerel yönetimlerle merkezi idare arasında yetki ve sorumluluk karmaşası olup olmadığını sorguladı; iklim dirençli şehirler içinde bunların yer alıp almadığını ve söylemin ötesinde nasıl uygulanabileceğini, komisyon ve Meclis olarak üzerlerine düşenin ne olduğunu sordu. Hasar, şehirleşme uygulamalarında farklı ülkelerde farklı uygulamalar bulunduğunu, Japonya’da yapılaşmada “güneşlenme açısı” esasına göre hesaplamalar yapıldığını söyledi. Oktay’ın yerel yönetim uygulamalarıyla ilgili eksiklik sorusuna Hasar, poşet uygulaması ve depozito yönetim sistemini örnek göstererek geri dönüşüm ve çevre kirliliğinin azaltılmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü anlattı. Şehirleşme konusunda yetkisinin bulunmadığını belirten Hasar, “Ben İklim Değişikliği Başkanıyım. Şehirleşme ile ilgili uygulamalar konusunda bilgim var ama yetkim yok” dedi.
Yeşil Sanayileşme ve Uluslararası Eğilimler
Hasar, yeşil sanayileşme konusunda değerlendirmelerde bulunarak, ABD yönetiminin iklim politikalarındaki tutumuna rağmen özel sektör yatırımlarının sürdüğünü belirtti: “Amerika çıkmış olabilir bugün itibarıyla fakat Amerika’nın özel sektörü çıkmadı… İklim teknolojileri konusunda yatırımlarında hiçbir azalma yok.” Çin’in yeşil dönüşüm ve iklim teknolojilerinde öncü konumda olduğunu söyleyen Hasar, Türkiye’nin de bu alanda çalışmalarını hızlandırdığını ifade etti.
CHP’den Güvenlik ve Haklar Vurgusu
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, COP31 kanun teklifinin görüşmeleri sırasında uluslararası organizasyonların güvenlik gerekçesiyle temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmaması gerektiğini belirtti: “COP31 yapılacak diye Türkiye’de önleyici gözaltılar, önleyici tutuklamalar yapılmamalıdır.” NATO Zirvesi öncesinde gözaltına alınan ve tutuklanan kişilere değinen Çakırözer, TEMA gönüllüleri, akademisyenler ve sendika temsilcileri dahil çok sayıda kişinin hala tutuklu olduğunu, bu kişilerin protesto da yapmadıklarını ve güvenlik gerekçesiyle tutuklandıklarını söyledi. NATO Zirvesi’nin dünya basınında hem gündemi hem de Türkiye’nin aldığı olağanüstü güvenlik önlemleriyle yer aldığını ifade etti. COP31 sürecinde benzer uygulamaların yaşanmaması gerektiğini vurguladı: “İnsanlar Antalya’da ya da çevre illerde COP31’i izleyecek, protesto edecek ya da açıklama yapacak diye cezaevine girmemeli.”
Basın Hakları ve Yerel Yönetimler
Çakırözer, basın mensuplarının zirveyi izlemesine yönelik yaşanan tartışmalara da değinerek bazı gazetecilerin akreditasyon alamadığını öne sürdü ve COP31 sürecinde katılımcıların ve basın mensuplarının eşit haklarının güvence altına alınmasının önemine dikkat çekti. Yerel yönetimlerin COP31’in temel paydaşlarından biri olduğunu belirten Çakırözer, yerel yönetimlerin bir bölümünün cezaevinde, bir bölümünün kayyum yönetiminde olmasının bu görüntüyle COP31’e girilmemesi gerektiğini söyledi. Belediye başkanlarının yargılanmasına karşı olmadığını ancak bunun uluslararası standartlara uygun olması ve tutuksuz yargılamanın esas olması gerektiğini belirtti. Merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Konuşmasının sonunda hükümete, COP31’in Türkiye’de düzenlenmesi için ek bir mali taahhütte bulunulup bulunulmadığını ve varsa miktar ile içeriğini sordu.
Turizm ve STK Katılımıyla İlgili Endişeler
İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, Brezilya’da COP30 öncesinde vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşlarının ifadeleri nedeniyle hukuki işleme tabi tutulmayacaklarına ilişkin güvence verildiğini hatırlatarak benzer bir güvencenin Türkiye’de neden yer almadığını sordu. Ergun, zirve nedeniyle alınacak güvenlik tedbirlerinin Antalya turizmini olumsuz etkileyebileceği uyarısını yaparak kasım ayında kentte turizm faaliyetlerinin yoğun olduğunu belirtti. Ayrıca sivil toplum kuruluşlarının zirveye katılımına herhangi bir sınırlama getirilip getirilmeyeceğini ve kayıt sisteminin nasıl işleyeceğini sordu.
Finansman, Ortaklık Modeli ve STK Akreditasyonu
Musa Kulaklıkaya, COP31 ev sahipliği kapsamında Türkiye’nin BM’ye peşin bir mali taahhütte bulunmadığını ve ev sahibi ülkelerin konferansın organizasyon giderlerini karşılamasının uluslararası uygulama olduğunu belirtti. Halil Hasar, ev sahibi ülke anlaşmasında yer alan 7,7 milyon dolarlık tutarın BM’nin COP sürecindeki harcamalarına ilişkin olduğunu, konferans sonrasında kullanılmayan kısmın ev sahibi ülkeye iade edildiğini söyledi. Ev sahibi ülkenin ayrıca müzakere salonları ve altyapı düzenlemeleri gibi organizasyona ilişkin maliyetleri üstleneceğini anlattı. Hasar, COP31 ev sahipliği adaylığında Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu (WEOG) ülkeleriyle üç yıldır müzakere yürüttüklerini ve süreç sonunda Türkiye ile Avustralya’nın ortak ev sahipliği modelinde uzlaşı sağlandığını belirtti. Sivil toplum kuruluşlarının katılımına ilişkin olarak Hasar, BM akreditasyonuna sahip yaklaşık 7 bin STK’nın “mavi bölge”ye katılabildiğini, Türkiye’den başvuruların İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından akredite edildiğini söyledi. COP’larda STK’ların yan etkinlik düzenlediğini ve bugüne kadar bu konuda herhangi bir kısıtlama uygulanmadığını; liderler zirvesinin yapılacağı iki gün dışında güvenlik gerekçesiyle özel bir sınırlama öngörülmediğini kaydetti.
NATO Zirvesi Gözaltı Eleştirilerine Yanıt
AKP Milletvekili Seda Gören, NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltılara ilişkin eleştirilere cevap verdi. Zirvenin güvenlik açısından başarıyla tamamlandığını söyleyen Gören, İçişleri Bakanlığı verilerine göre zirvede 56 bin kolluk personelinin görev yaptığını bildirdi. Gören, açıklanan yaklaşık 4 bin 400 gözaltının zirve nedeniyle değil, haklarında arama veya gözaltı kararı bulunan kişilerin güvenlik uygulamaları sırasında yakalanmasından kaynaklandığını; zirveyle doğrudan bağlantılı gözaltı sayısının ise 500’ün üzerinde olduğunu söyledi. Gözaltılara ilişkin değerlendirme yapılmadan önce gerekçelerinin ve İçişleri Bakanlığı açıklamalarının dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Gazetecilerin akreditasyonuna ilişkin ise zirveyi 3 binden fazla akredite gazetecinin takip ettiğini ve akreditasyon verilmeyen basın mensuplarıyla ilgili gerekçelerin açıklanabileceğini ifade etti.
Komisyon Kararı
Konuşmaların ardından Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması Sekretaryası arasında COP31, Kyoto Protokolü Taraflar Toplantısı, Paris Anlaşması Taraflar Toplantısı ve diğer BMİDÇS toplantılarına dair ev sahipliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun teklifini komisyon heyetinin oylarına sundu ve teklif komisyonda kabul edildi.
















