Swatch Türkiye mağaza çalışanları enflasyonun üzerinde ücret talebiyle 14 gündür grevde
Dünyaca ünlü saat markası Swatch’ın Türkiye’deki mağazalarında çalışan işçiler, haklarını aramak amacıyla 10 Kasım’da başlattıkları grevi sürdürüyor. KOOP-İŞ Sendikası öncülüğündeki eylemin temel talebi; lüks tüketim veya aşırı zam talepleri değil, enflasyon karşısında erimeyen bir ücret almak. Sendika temsilcileri, aynı işi yapan Avrupalı çalışanlarla Türkiye’deki personel arasındaki gelir farkına dikkat çekiyor.

İnsani talepler: “Enflasyonun üzerinde bir ücret istiyorlar”
KOOP-İŞ Ankara 2 No’lu Şube Başkanı Soner Berk, grevdeki işçilerin taleplerinin insani boyutlarda olduğunu vurguladı. Berk, çalışanların çocuklarına, eğitimine, yemeğine, gıdasına ve ev kirasına yetecek, enflasyonun üzerinde bir ücret talep ettiklerini belirtti. “Çocuklar yat kat istemiyorlar. Enflasyonun üzerinde bir ücret istiyorlar. Enflasyon üzerinde ücreti götürüp çoluğuna çocuğuna, okuluna, yemeğine, gıdasına verecekler, ev kirasına verecekler. Bunu bile kabul etmiyorlar.” ifadeleriyle taleplerin gayet makul olduğunu aktardı.

Toplu iş sözleşmesi görüşmeleri tıkandı, 15 mağazada iş bırakma eylemi devam ediyor
Türk-İş konfederasyonuna bağlı Koop-İş Sendikası ile işveren arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin tıkanması sonucu, Swatch Group Türkiye bünyesindeki 15 mağazada çalışanlar 14 gündür greve çıktı. Berk, sürecin tıkanma nedenlerini ve işverenin tutumunu şöyle anlattı: yetki sürecinin 2024 Ocak’ta başladığını, sendikaya üyelik ve yetki alındıktan sonra işverenin yetkiye itiraz ederek süreci uzatmak istediğini; ardından işverenin geçmişe ait 1,5 yıllık emeği yok sayma teklifinde bulunduğunu söyledi.
Berk, masada tekrar oturduklarında işverenin enflasyonun altında ücret teklif ettiğini, sosyal haklar ve ikramiyeler konusunda taleplerin yarısını bile kabul etmediklerini belirtti. “Çok düşük; yani insan onuruna yakışır bir ücret istedik sadece enflasyon üzerinde. Çalışma düzenleri sıkıntılı, devamlı çalışıyorlar. Burada bir düzenleme istedik ama kabul etmediler. Sonuna kadar da arkadaşlarımızın yanındayız.” dedi. Berk, markayı değer kaybetmemesi için diyaloğa çağırdıklarını, anlaşma ve konuşma kanallarını açık tuttuklarını ifade etti.
Maaş farkı ve etikette eşitlik iddiası: “Maaşlarda uçurum var ama etiketler aynı”
Greve katılan bir mağaza çalışanı da ekonomik verilerle durumu özetledi. Ürün fiyatlarının küresel piyasalarla eşdeğer olmasına rağmen personel maaşlarının yerel kriz koşullarına hapsolduğunu söyledi. Çalışanın aktardığı verilere göre, Ekim 2025 verilerinde piyasa enflasyonu yüzde 32,84, gıda ve alkolsüz içecekler enflasyonu yüzde 36 seviyesinde. Açlık sınırı 28.484 TL, yoksulluk sınırı ise 95.000 TL civarına gelmiş durumda.
Çalışan, yalnızca enflasyona dayalı, yakın bir zam oranı istediklerini belirterek, “Dünyayla karşılaştıracak olursam, diğer ülkelerdeki Swatch saatlerinin fiyatlarıyla ülkemizdeki Swatch saatlerinin fiyatları hemen hemen neredeyse aynı. Ama alınan maaşlar ve yan haklara baktığımız zaman ne yazık ki çok çok gerisinde kalıyoruz.” dedi ve taleplerine rasyonel yaklaşılmasını talep etti.
Teknoloji ile İsviçre’ye mesaj: QR kod aracılığıyla destek çağrısı
Eylemdeki işçiler, seslerini markanın İsviçre merkezine duyurmak için teknolojiyi kullandı. Vatandaşların desteğini alan çalışanlar, oluşturdukları karekodla doğrudan İsviçre’ye şikayet, istek ve dileklerin iletilebildiğini belirtti. “Genellikle olumlu karşılıyorlar. Bize destek verdiklerini söylüyorlar. Biz de buradan bir karekod oluşturduk. Direkt karekod okutarak İsviçre’ye şikayetlerini, isteklerini, dileklerini iletebiliyorlar.” ifadeleriyle bu yöntemin kullanıldığını aktardı.
Gelecek kaygısı ve kişisel gerekçeler
Bir başka çalışan geçim sıkıntısı ve gelecek kaygısını dile getirerek taleplerini özetledi: “Taleplerimiz çok net. Ülkemizin bulunduğu enflasyon koşullarında daha iyi maaşlar almak, daha iyi haklara sahip olmak, bunun yanı sıra daha iyi bir yaşam seviyesine ulaşmak için grevdeyiz. Markayı seviyoruz, burada çalışmayı çok seviyoruz. Ama, emeğimizin karşılığını alamadığımızı düşünüyoruz.” Beş yaşındaki bir çocuğun babası olduğunu belirten çalışan, hem çocuğunun geleceğini hem de mevcut yaşam koşullarını idame ettirmek zorunda olduğunu söyleyerek taleplerin kişisel gerekçelerini paylaştı.
















