Kadıköy’de 2 Temmuz Anması: Alevi Dernekleri 33 Yıldır Adalet Talep Ediyor
Alevi kurum ve dernekleri, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta gerçekleşen Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak ve adalet talep etmek amacıyla Kadıköy’de yürüyüş ve anma düzenledi. Sürayya Operası önünde bir araya gelen vatandaşlar, zılgıt ve alkışlar eşliğinde Kadıköy Rıhtım’a yürüdü.
Yürüyüş boyunca katılımcılar “Sivas için adalet, herkes için adalet”, “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, “Gün gelecek, devran dönecek, katiller halka hesap verecek”, “Susma, sustukça sıra sana gelecek”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” gibi sloganlar attı.
Yürüyüşün ardından rıhtımda gerçekleştirilen anmada bağlama sanatçıları deyişler seslendirdi ve semah dönüldü. Anma, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin basın açıklamasıyla sonlandırıldı. Açıklamada “33 yıldır adalet peşindeyiz” vurgusu yapıldı ve Madımak Oteli’nin bir “Utanç Müzesi”ne dönüştürülmesi talebi yenilendi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Örgütlenme Sekreteri Gülsem Kaya tarafından okunan açıklamada şu değerlendirmelere yer verildi: Bugün 21 Haziran; Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında, kalbi adaletten, özgürlükten ve eşitlikten yana atan canlarla meydanlardayız. Ülkemizin birçok şehrinde, Britanya’dan Avustralya’ya, Avrupa’nın pek çok kentinden Kıbrıs’a kadar pirlerimizin boyun eğmez duruşuyla alanları dolduruyoruz. Meydanlarda adalet ve eşit yurttaşlık çağrımızla bir kez daha bir araya geldik. Hakk’ın ve halkların huzurunda dara durduk; adalet istiyoruz.
Gülsem Kaya, bugün buraya sadece 33 yıl önce yitirdikleri canları anmaya gelmediklerini, hesap sormaya, yüzleşmeye ve ülkenin kötü talihini değiştirmek için omuz omuza vermeye geldiklerini belirtti. Gerici, ırkçı, tekçi, inkârcı ve katliamcı zihniyetin utancını basının ve halkın huzurunda o karanlık odakların yüzüne vurmak için alanda olduklarını söyledi. Yürekte 33 yıldır sönmeyen kor ateşi haykırmak için burada bulunduklarını ifade etti.
Açıklamada, ailelerin büyük bir direngenlikle yürüdükleri adalet mücadelesinde ne yazık ki birer birer Hakka yürüdükleri; en insani hakları olan adaleti göremeden ve Madımak Oteli’nin bir “Utanç Müzesi” olduğuna tanık olamadan yaşamlarını yitirdikleri anıldı. Onların anıları önünde saygıyla eğildikleri, mücadele mirasını sonuna kadar sahiplenip 33 canın ve ardından uğurlanan ailelerin düşlerini gerçeğe dönüştüreceklerinin sözünü verdikleri belirtildi.
Açıklamada ayrıca devlet ve hükümete şu çağrı yapıldı: Canların katledildiği, insanlığın yakıldığı Madımak Oteli derhal, amasız ve fakatsız utanç müzesi yapılmalıdır. Hafızayı silmek ve katliamı unutturmaya çalışmak isteyen egemen akla karşı bu talep sürdürülecektir. Bugün yaşanan çürümüşlüğün temel sebebinin geçmişle yüzleşilmemesi olduğu, sokak ortasında öldürülen kadınların, doğanın talanı, derelerin ve ormanların zarar görmesi, kayyum atamaları, hukuk darbeleri ve irade gasplarının ana nedeninin katliamlarla hesaplaşılmaması ve faillerin cezasızlığı olduğuna dikkat çekildi.
Açıklamada, dünün aydınlatılmaması halinde bir ülkenin bugün ve yarınının karanlık olacağı vurgulandı: Geçmişin ağır hesapları verilmeden bu ülkeye ne gerçek demokrasi gelebilir ne de hakiki bir barış inşa edilebilir.
Metinde yakın tarihte yaşanan katliamlara da değinilerek, Suriye’de Alevi halkına yönelik uygulamalara dikkat çekildi. Ancak “Kerbela’dan bu yana hiçbir zaman biat etmedik, zalimin önünde diz çökmedik, zulme boyun eğmedik. Bu onurlu duruşu Pirlerimizden devraldık. Asla zalime biat etmeyeceğiz” denildi.
Açıklama ayrıca katliamların emperyalizm bağlamından bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti: Dünyanın her yerinde yaşanan katliamlar emperyalizmden bağımsız değerlendirilemez. Ülkemizdeki Yeşil kuşak projeleri ve 12 Eylül darbesi gibi olayların arkasında emperyalizmin ve NATO’nun etkileri olduğu savunuldu. Emperyalist politikalara destek vermenin katliamlara ortak olmak anlamına geldiği, emperyalist boyunduruktan kurtulmanın eşit yurttaşlık için olmazsa olmaz bir koşul olduğu ifade edildi.
Pirler ve Alevi toplumunun mücadelesinin sadece kendileri için değil, bu topraklarda yaşayan tüm halklar, inançlar ve ezilenler için eşit yurttaşlık mücadelesi olduğu; Alevileri asimile etmeye çalışanlara, işçiyi sömürenlere ve kadını yok sayanlara karşı tek çarenin eşit yurttaşlığa dayalı, demokratik ve laik bir Cumhuriyet olduğu vurgulandı. İnançların özgür olduğu, devletin dinden elini çektiği, laiklik ve demokrasinin hâkim olduğu bir ülke hedeflendiği belirtildi.
Açıklamada ayrıca “33 yıldır süren adalet kavgamızı uluslararası alanda da büyüterek devam ettireceğiz” mesajı verildi. Ezilen, sömürülen, kültürü ve inancı yok sayılan herkese seslenilerek örgütlü güçlerin birleştirilmesi çağrısı yapıldı. Barikatları yıkan, meydanları dolduran omuz omuza duruşla karanlığın yırtılacağı kaydedildi.
Metinde duygusal ve sembolik ifadelerle Pir Sultan’ın bağlaması, Şah-ı Merdan Ali’nin avazı, Asuman’ın ve Belkız’ın yarım kalan semahı, Hasret, Nesimi, Muhlis’in anıları üzerinden 33 canın —Serkan, Koray, Handan, Murat ve diğerleri— anıları yaşatılacağı ve hayallerinin gerçekleştirilmesi için 33 yıldır olduğu gibi bundan sonra da meydanlarda olunacağı taahhüt edildi. Katliamlarla hesaplaşılmadan demokrasi gelmeyeceği vurgulanarak hesaplaşılacağı ve er ya da geç mutlaka hesabın sorulacağı ifade edildi.
















