Maden-İş 13. Olağan Genel Kurulu Ankara’da Yapıldı
Türkiye Maden İşçileri Sendikası’nın (Maden-İş) 13. Olağan Genel Kurulu, teşkilat mensupları, delegeler ve konfederasyon yöneticilerinin katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını yapan Maden-İş Genel Başkanı Nurettin Akçul, küresel düzeyde kritik mineraller ile hammadde güvenliğinin öne çıktığı bir dönemde olduklarını ve Türkiye’nin madencilik potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kritik Minerallerde Rekabet ve Türkiye’nin Fırsatı
Akçul, dünyada kritik mineraller yarışının özellikle nadir toprak elementleri odağında tırmandığını belirterek, Çin’in ardından dünyanın en büyük ikinci rezervinin Eskişehir Beylikova’da yer aldığını hatırlattı. Bu kaynağın Türkiye için tarihi bir fırsat olduğunu vurgulayan Akçul, yenilenebilir enerjiden uzay teknolojilerine kadar birçok kritik sektörün bu elementlere ihtiyaç duyduğunu söyledi. Akçul, ülkenin sahip olduğu bu potansiyelin milli ve yerli politikalar doğrultusunda, kamu işletmeciliği yoluyla ekonomiye kazandırılması gerektiğini savundu ve stratejik madenlerin yabancı sektörlerin eline bırakılmaması gerektiğini ifade etti.
Kamu İktisadi Teşebbüslerinde Çalışanların Durumu
Çalışma hayatının çözüm bekleyen kronik sorunlarını da gündeme getiren Akçul, taşerondan kadroya geçiş sürecinde Kamu İktisadi Teşebbüsleri’nde (KİT) çalışan yaklaşık 85 bin emekçinin kapsam dışı bırakıldığını belirtti. Bu durumun adalet ve eşitlik sorunu olduğunu vurgulayan Akçul şu değerlendirmeyi yaptı: “10’LUK KISIMDAKİ KİT ÇALIŞANINDAN ESİRGENDİ”
Akçul, taşeron işçilerinin yüzde 90’ına verilen bir hakkın, yüzde 10’luk kısımdaki KİT çalışanından esirgendiğini, KİT çalışanlarına reva görülen bu adil olmayan anlayışı şiddetle kınadıklarını ve bu haksızlığın ivedilikle giderilmesini talep ettiklerini söyledi. Yıllardır ertelenen bu mağduriyetin sona erdirilmesi gerektiğini belirtti.
Sendikal Örgütlenme ve Yetki Süreçleri
Sendikal örgütlenmenin önündeki hukuki engellerin çalışma barışını zedelediğini ifade eden Akçul, çoğunluk tespiti yapılmasına rağmen işveren itirazları nedeniyle toplu iş sözleşmesi (TİS) yetki süreçlerinin yıllarca süren davalara takıldığını anlattı. Davalar sonuçlanana kadar örgütlü yapının dağılma noktasına geldiğine dikkat çeken Akçul, itirazların kısa sürede karara bağlandığı yeni ve etkin bir mekanizmanın kurulması gerektiğini savundu.

