Orta Doğu’da Tırmanan Gerilim ve Küresel Ekonomi Üzerindeki Etkileri
Orta Doğu’da artan askeri gerilim, küresel ekonomide yeni bir kırılganlık dalgasını tetikleyebilir. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonu ile bölgede yükselen tansiyon, riskleri sınırlı bir çatışmanın ötesine taşıyarak enerji piyasalarını doğrudan etkileyen bir başlığa dönüştürdü. Uzmanlara göre piyasalar artık sadece çatışmanın varlığını değil, belirsizliğin süresini de fiyatlıyor.
Hürmüz Boğazı ve Enerji Piyasalarının Durumu
Küresel enerji arzının kilit noktası olan Hürmüz Boğazı, gelişmelerin merkezinde yer alıyor. Gazete Pencere’den Yağız Kutay’ın değerlendirmesine göre dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri bu dar geçitten geçiyor; burada yaşanabilecek olası aksama, petrol fiyatlarında sert sıçramalara yol açabilir. Bloomberg’in piyasa projeksiyonları, uzun süreli bir kesinti halinde petrol fiyatlarının 110 doların üzerine çıkma ihtimalini işaret ediyor. Ancak şu aşamada fiyatların 70 doların altına inmesi ve sınırlı bir yükseliş göstermesi, piyasaların şimdilik temkinli bir bekleyiş içinde olduğunu gösteriyor.
İki Kritik Senaryo
Yağız Kutay süreci iki temel senaryo üzerinden değerlendiriyor:
- Kısa süreli kriz senaryosu: Çatışmanın ilk üç ay içinde kontrol altına alınması halinde, yaşanan dalgalanmanın risk primi artışıyla sınırlı kalabileceği belirtiliyor.
- Uzayan kriz senaryosu: Çatışmanın üç ayı aşması ve Hürmüz Boğazı’nda uzun süreli aksama yaşanması durumunda ise tablo ağırlaşabilir. Enerji maliyetlerindeki artış üretimi baskılarken, Avrupa ekonomisinde olası bir durgunluk Türkiye’nin ihracat performansını zayıflatabilir. Bu da düşük büyüme ve yüksek enflasyonun aynı anda görüldüğü stagflasyon riskini gündeme getirebilir.
Merkez Bankası’ndan İlk Adımlar
Artan jeopolitik riskler karşısında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası aktif likidite yönetimi adımlarını devreye aldı. Bu kapsamda gecelik piyasa TL faiz oranı yüzde 37’den yüzde 40’a çıkarıldı. Amaç, piyasadaki fazla TL likiditesini çekerek mevduat faizlerini yukarı taşımak ve Türk lirasının cazibesini korumak. Ayrıca TL uzlaşmalı döviz satım ihaleleri yeniden devreye alınarak rezervleri doğrudan azaltmadan kur oynaklığının sınırlandırılması hedeflendi.
Olası Ek Sıkılaştırma Adımları
Yağız Kutay’a göre savaşın uzaması ve enflasyonist baskının artması halinde Merkez Bankası ilave araçları da devreye alabilir. Bu araçlar arasında zorunlu karşılık oranlarının artırılması yoluyla miktarsal sıkılaştırma, kredi büyümesine yönelik sınırlamalar ve daha sert sözlü yönlendirme adımları bulunuyor. Faiz artışı ise mevcut koşullarda tamamen dışlanmış değil. Para Politikası Kurulu’nun 12 Mart toplantısına kadar gelişmeler yakından izlenecek.
Kısa Vadede Risk, Uzun Vadede Fırsat
Kutay, her krizin aynı zamanda yeniden konumlanma fırsatı sunduğunu vurguluyor. Türkiye’nin enerji koridoru rolünü güçlendirmesi, LNG altyapı yatırımlarını artırması ve yenilenebilir enerji kapasitesini hızlandırması, uzun vadede stratejik avantaj sağlayabilir. Ancak kısa vadede tablo temkinli olmayı gerektiriyor: enerji fiyatlarındaki olası yükseliş, maliyetleri, enflasyonu ve cari açık üzerindeki baskıyı artırarak fırsatların önüne geçebilir. Küresel piyasalar ise gelişmelere ilişkin haberleri, özellikle Hürmüz Boğazı’ndan gelecek sinyalleri yakından takip ediyor.
















