Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kılıçdaroğlu’nun canlı yayındaki açıklamalarına CHP’den tepki: ‘En vahim cümlelerinden biri…’

CHP hukukçusu Gül Çiftci’den Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına tepki Cumhuriyet Halk Partili

CHP hukukçusu Gül Çiftci’den Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına tepki

Cumhuriyet Halk Partili hukukçu Gül Çiftci, “mutlak butlan” kararıyla genel başkanlığa atanmış olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun canlı yayında yaptığı değerlendirmeleri çelişkili bulduğunu belirterek, “Büyük bir çelişki olmasını geçtim, masumiyet karinesini de açıkça yok sayıyor” dedi. Çiftci, Sözcü TV yayınına ilişkin değerlendirmelerini sosyal medya hesabından paylaştı ve yaptıkları yorumlarda yalnızca gözlemlerini aktardı.

Çiftci’nin çelişki iddiaları

Çiftci, Kılıçdaroğlu’nun ifadelerini eleştirerek şu noktalara dikkat çekti: Bir yandan “yargı bağımsız değildir” denilirken, diğer yandan aynı yargının CHP’li belediye başkanları, parti yöneticileri ve seçilmiş temsilciler hakkında yürüttüğü soruşturmaların peşinen doğru kabul edildiğini; “bu iddianamelerin tamamını okumadım” denilirken okunmadığını söylediği dosyalardan kesin hükümler çıkarıldığını; “ben hukukçu değilim” denilirken yargı süreci devam eden dosyalarda mahkeme kararı varmış gibi konuşulduğunu belirtti. Ayrıca “karşı dava açılsın” denilse de iftirayı, etkin pişmanlık baskısını, çıplak aramayı, ailelerle tehdidi ve siyasi operasyon düzenini görmezden gelmenin tutarsızlık olduğunu vurguladı.

Masumiyet karinesine vurgu

Çiftci, masumiyet karinesinin soyut bir ilke olmadığını; hukuk devletinin, adil yargılanma hakkının ve yurttaşların hukuk güvenliğinin temeli olduğunu kaydetti. Kesinleşmiş mahkeme kararı olmayan kişiler için “rüşvetçi”, “kirli” veya “arınması gereken unsur” gibi ifadelerin hukuk ve vicdanla bağdaşmayacağını belirtti. Sözcü TV yayınında CHP’li belediye başkanları ve parti yöneticileri hakkında iktidar yargısının iddiaları esas alınarak konuşulduğunu; oysa aynı yargının Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala kararlarında siyasi saikle hareket ettiği kabul edildiğini dile getirdi.

Yargının tutarlı ele alınması gerektiği eleştirisi

Çiftci, diploma iptalinden Gezi sürecine kadar farklı dosyalarda yargının siyasallaştığının kabul edildiğini, ancak CHP’li belediye başkanlarına gelindiğinde dosyaların “itirafçı beyanı”, “banka hareketi” veya “dava açılmadıysa kabuldür” gibi yaklaşımlarla meşrulaştırıldığını savundu. En vahim cümlelerden birinin “Bunlar siyasi dava değil” söylemi olduğunu belirterek, Türkiye’de yargı bağımsız değilse ve iktidar yargı eliyle muhalefeti dizayn etmeye çalışıyorsa, bu tür davalara “siyasi değil” demenin iktidarın kurduğu hukuksuz zemini kabullenmek anlamına geleceğini ifade etti.

“Dava açmıyorsa kabuldür” söylemine hukuk eleştirisi

Çiftci, “Dava açmıyorsa kabuldür” sözünü hukuken kabul edilemez bulduğunu belirtti. Ceza hukukunda ispat yükünün suçlanan kişide olmadığını, hiç kimsenin masumiyetini kanıtlamak zorunda bırakılamayacağını; suç isnadında bulunanın iddiasını kanıtlamak zorunda olduğunu vurguladı. İtirafçı beyanlarının, baskı altında alınan ifadelerin, duyuma dayalı anlatımların ve siyasi operasyon dosyalarının tartışıldığı bir zeminde “dava açmadıysa kabul etmiştir” demenin hukuk devleti mantığını tersine çevireceğini söyledi.

Kurultay süreci ve sorumluluk eleştirisi

Kurultay sürecine ilişkin olarak Çiftci, “Ben bu davanın tarafı değilim” denilirken mahkeme kararının siyasi sonucunun kabul edildiğini; “Davayı ben açmadım” denildiğini ama davanın yarattığı sonucun meşru görüldüğünü belirtti. “Hem bilmiyorum diyeceksiniz, hem dosyanın tarafı değilim diyeceksiniz, hem de CHP’nin seçilmiş yönetimini şaibe, kirlilik ve arınma kavramlarıyla hedef alacaksınız” diyerek bunun tutarlılık olmadığını kaydetti.

Dokunulmazlık ve siyasal sonuçlar uyarısı

Çiftci, “Ben dokunulmazlığımın kaldırılmasını isterdim” sözünü Türkiye’nin yakın siyasi hafızası açısından ağır bulduğunu belirtti. Siyasallaşmış yargı düzeninde dokunulmazlıkların kaldırılmasının hukuk önünde aklanma zemini yaratmayacağını, muhalefetin yargı eliyle tasfiye edilmesinin kapısını açacağını ifade etti. Aynı hatanın yeniden savunulmasının siyasal basiretsizlikten öteye gidebileceğini söyledi.

Sonuç: Ahlaki üstünlük masumiyet karinesinde

Çiftci sözlerini şu şekilde tamamladı: Cumhuriyet Halk Partisi’nin ahlaki üstünlüğünün, iktidarın iddianamelerine yaslanarak kendi yol arkadaşlarını suçlamakla korunamayacağını; ahlaki üstünlüğün masumiyet karinesini savunarak, seçilmiş belediye başkanlarına, yöneticilere ve örgüte sahip çıkarak korunacağını belirtti. Bugün yapılması gerekenin iktidarın yargı operasyonlarına meşruiyet kazandırmak değil, millet iradesine sahip çıkmak, seçilmişleri savunmak, hukuku ve demokrasiyi ayakta tutmak olduğunu vurguladı.