Kemal Okuyan, soL TV’de yayımlanan Komünist Bakış programında Nevzat Evrim Önal’ın sorularını yanıtladı. Okuyan, yürütülen “casusluk” soruşturmasını siyasetin bir parçası olarak niteleyerek, bu tür operasyonların siyasi boyutunun ağır bastığını ve partisi adına bunun yargı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Okuyan, soruşturmaya dair değerlendirmelerinde İBB ve Ekrem İmamoğlu ekseninin öne çıktığını vurguladı. İmamoğlu’nun Batı eksenine yakınlığı üzerinden yapılacak ithamların sistemin genel mantığıyla bağlantılı olduğunu belirtip, “Bu sistemin kurallarından biri de Batıcı olmak” ifadelerini kullandı.
Operasyonların siyasi karakteri ve muhalefetin konumu
Okuyan, operasyonların tamamen siyasi bir yönü olduğuna dikkat çekti ve İmamoğlu üzerinden yürütülen tartışmanın, sistem içindeki muhalefetin sınırlarını gösterdiğini savundu. Eğer bir yakınlık Batı eksenine dayanılarak casusluğa dönüştürülecekse, sistemdeki tüm aktörlerin benzer şekilde itham edilmesi gerekebileceğini ifade etti.
“Türkiye’nin ABD’den meşruiyet istediğini” söyleyen Okuyan, bunun partisinin bakışına göre yanlış olduğunu ancak mevcut sistem içinde böyle bir alışkanlığın var olduğunu kaydetti. Devletin vatandaşlarını casusluk faaliyetlerinden koruma görevine dikkat çekerek, yazışmalarda suç unsuru olmadığını düşündüğü örnekler üzerinden değerlendirmelerde bulundu.
CHP iç dengeleri ve adaylık tartışmaları
Okuyan, İmamoğlu’nun AKP’nin alanına girme ve taklit etme iddiasını gündeme getirirken, Özgür Özel’in muhtemel adaylığına doğru bir yönelim olduğunu belirtti. Bu konunun CHP’nin iç meselesi olduğunu vurguladı ve siyasetin içinde güç ilişkilerinin belirleyici olduğunu söyledi.
Veri güvenliği: Yurttaş verilerinin korunmasızlığı
“BİZİM VERİ GÜVENLİĞİMİZ YOK” değerlendirmesiyle Okuyan, Türkiye’de kişisel verilerin piyasa içinde dolaştığını ve bu verilerin şirketlere satıldığını, dolayısıyla yurttaşların savunmasız olduğunu belirtti. Verilerin piyasada bulunduğu sürece yabancı güçlerin de bunlara erişebileceğini söyleyerek, veri güvenliğinin siyasi ve stratejik bir mesele olduğuna dikkat çekti.
Okuyan ayrıca, toplumsal manipülasyonun teknolojik araçlarla kolaylaştığını; seçim ve kamuoyu mühendisliği örnekleri üzerinden sistemlerin toplumu aldatmaya dönük işlevini eleştirdi.
Türkiye’nin Batı ile ilişkileri ve NATO bağlamı
Türkiye’nin Batı ittifakıyla bağlarının güçlü kaldığını söyleyen Okuyan, Ankara’nın Rusya ile ilişkilerini geliştirmesine rağmen Batı ve NATO’dan kopmanın mümkün olmadığını savundu. Türkiye’nin NATO içinde “mümkün olduğunca problemli” bir ülke olarak konumlandırılmak istendiğini öne sürdü.
Ukrayna politikası üzerinden yapılan eleştiride ise, Türkiye’nin başlangıçtaki dengeli duruşunun yerini daha belirgin bir Batı yanlısı tutuma bıraktığını ve bunun toplumsal direnç oluşturacak sağlıklı bir çizgiye dönüşmediğini vurguladı.
Kültürel alan, bağımsız yayıncılık ve teknoloji kullanımına dair öneriler
Okuyan, çok uluslu tekellerin denetleyemeyeceği yayıncılık yöntemleri geliştirilmesi gerektiğini söyledi ve teknolojiyi bağımsız kullanma yollarının araştırılmasını önerdi. Yüz yüze temas gerektiren tiyatro, konser ve basılı yayın gibi mecraların ayakta tutulmasının önemine işaret etti. Yeni yaratıcı yollarla toplumsal iletişim kanallarının güçlendirilmesini savundu.
Sonuç olarak, Okuyan Türkiye’deki siyasi operasyonların, veri güvenliği sorunlarının ve dış politika yönelimlerinin birbirine bağlı alanlar olduğunu; bu konularda kamuoyunun bilinçlenmesi ve bağımsız iletişim kanallarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
















