Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İsrail ve ABD ne yapıyor, dünya nereye gidiyor? ‘Monşer’ diplomat tane tane anlattı

Namık Tan, Ortadoğu’daki Yeni Döneme Değindi Şu anda CHP‘den milletvekilliğine

Namık Tan, Ortadoğu’daki Yeni Döneme Değindi

Şu anda CHP‘den milletvekilliğine devam eden, eski Washington ve İsrail Büyükelçisi Namık Tan, Ortadoğu’da yeni dönemin, Hamas‘ın 7 Ekim 2023’te Gazze Şeridi‘nden çıkarak İsrail‘e saldırmasıyla başladığını belirtti. Tan, İsrail’in buna verdiği yanıtın zamanla on binlerce Filistinlinin hayatını kaybettiği “toptan yıkım ve kırım düzeyine” ulaştığını ifade etti.

Namık Tan, Ortadoğu’daki Yeni Döneme Değindi

Tan, İsrail’in bu süreçte yalnızca Gazze’de değil bölge genelinde askeri ve stratejik hedefler doğrultusunda ilerlediğini söylerken, Hizbullah‘ın Lübnan‘da büyük ölçüde etkisizleştirildiğini, Suriye üzerinden kurulan İran lojistik hattının kesildiğini ve İran’ın Suriye’deki etkisinin ciddi şekilde geriletildiğini iddia etti.

Türkiye’nin Sahadaki Rolü ve Suriye’deki Değişimler

Suriye’de yaşanan siyasi dönüşüme de değinen Tan, Suriye’nin eski Cumhurbaşkanı Beşşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Ebu Muhammed el-Colani‘nin “Şara” adıyla yeni bir siyasi kimlik kazandığını ve Tahrir el Şam‘ın giderek devlet benzeri bir yapıya dönüştüğünü belirtti.

Türkiye'nin Sahadaki Rolü ve Suriye'deki Değişimler

Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelere dikkat çeken Tan, Fırat‘ın doğusunda bulunan fiili özerk yönetimin hızla zayıfladığını; buna karşın Mazlum Abdi ve İlham Ahmed gibi isimlerin Suriye devleti içinde meşru muhataplar haline geldiğini, bu isimlerin Münih’te düzenlenen diplomatik temaslara Suriye heyeti içinde katılmalarına rağmen Türkiye‘nin bu süreçte sahada görünür olmadığını söyledi.

İran’ın Hava Savunma Sistemleri ve Çatışmalar

İsrail ile İran arasında yaşanan ve yaklaşık 12 gün süren çatışmaya değinen Tan, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında son iki günde ABD’nin de devreye girdiğini; bu süreçte İran’ın nükleer programının ciddi şekilde geriletildiğini, hava savunma sistemlerinin büyük ölçüde tahrip edildiğini ve balistik füze kapasitesinin önemli ölçüde azaldığını iddia etti.

İran'ın Hava Savunma Sistemleri ve Çatışmalar

Bölgesel Dengelerdeki Değişim

Bölgesel rekabetin yeniden şekillendiğini belirten Tan, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki gerilimin arttığını ve bunun etkilerinin Libya, Sudan ve Yemen‘deki iç savaşlara yansıdığını kaydetti. Ayrıca Tan, İsrail’in Somaliland‘ı tanımasının bölgesel dengeler açısından dikkat çekici bir gelişme olduğunu dile getirdi.

Bölgesel Dengelerdeki Değişim

Türkiye ve ABD İlişkileri, Enerji ve Diplomasi Hamleleri

Tan, Türkiye’nin enerji ve diplomasi hamlelerine de değinerek Ankara’nın Doğu Akdeniz‘de Chevron ile, Kerkük‘te ise BP ile anlaşmalar yaptığını; arama gemilerinin Karadeniz ve Somali açıklarına gönderildiğini hatırlattı. Tan’a göre Türkiye’nin dış politikadaki en büyük diplomatik yatırımı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın ABD Başkanı Donald Trump ile yakın ilişki kurmasına dayandırdığı bir stratejidir.

Türkiye’nin ABD’yi Doğrudan Eleştirmekten Çekinmesi

Tan, Ankara’nın ABD ve İsrail’in İran’a birlikte saldırabileceği ihtimalini yeterince ciddiye almadığını öne sürdü. Türkiye’nin gelişmelere hazırlıksız yakalandığını savunan Tan, hükümetin ABD’yi doğrudan eleştirmekten kaçındığını ve İsrail’in operasyonunu tek başına yürüttüğü izlenimi veren bir söylemi tercih ettiğini söyledi.

Ortadoğu’daki son gelişmelerin Türkiye açısından önemli dersler içerdiğini belirten Tan, bölgesel ittifak söylemlerinin pratikte karşılık bulmadığını ve özellikle Körfez ülkelerinin ABD ile aynı çizgide hareket ettiğinin bir kez daha ortaya çıktığını ifade etti.

Türkiye’nin Uzun Vadeli Güvenlik Planı Yok Mu?

Tan, Türkiye’nin İran’ın nükleer silah edinme ihtimalini açık bir güvenlik tehdidi olarak dile getirmediğini; bunun yerine daha çok kitlesel göç riskine vurgu yaptığını belirtti. Ankara’nın bölgesel stratejisinin uzun vadeli bir güvenlik perspektifinden ziyade taktiksel adımlar üzerinden yürütüldüğünü savundu.