Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Hüseyin Kocabıyık’tan Erdoğan’a Eleştiri: ‘Demokrasi ve Hukuk Devleti Vasıf Kaybı Yaşıyoruz’

Bir dönem AK Parti İzmir milletvekilliği yapan Hüseyin Kocabıyık, Cumhuriyet’e

Bir dönem AK Parti İzmir milletvekilliği yapan Hüseyin Kocabıyık, Cumhuriyet’e verdiği röportajda geçmişten bugüne siyasette yaşadığı dönüşümü ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la olan ilişkisini samimi bir dille anlattı. Kocabıyık, hem Erdoğan’la cezaevi döneminde başlayan dostluğunu hem de bugün geldiği noktada neden eleştiriler yönelttiğini aktardı.

Kocabıyık, geçmişte Erdoğan’ın haksız yere cezalandırıldığını ve o dönem demokrat bir refleksle yanında yer aldığını belirtti. Ancak bugün aynı yöntemlerin siyasi rakipler için kullanılmasını, yani yargı eliyle tasfiye sürecini, ülke demokrasisi açısından büyük bir tehlike olarak tanımlıyor.

‘Eskiden Merhametliydi, Şimdi Bambaşka Biri’

Cezaevi günlerinde Erdoğan’ın sempatik, yardımsever ve merhametli bir karaktere sahip olduğunu belirten Kocabıyık, bugünkü Erdoğan’ı ise tanıyamadığını ifade etti. “Artık o eski Tayyip Bey yok,” diyen Kocabıyık, geçmişte demokratik değerlerin savunucusu olan bir liderin bugün otoriter bir yola girdiğini savundu.

‘Eskiden Merhametliydi, Şimdi Bambaşka Biri’

‘İmamoğlu’na Yapılan da Bir Nevi Darbedir’

Kocabıyık’a göre Ekrem İmamoğlu’nun yargı süreci, 28 Şubat döneminde Erdoğan’a yapılan uygulamalardan farksız. Ona göre “darbenin sadece tankla değil, yargı eliyle de yapılabileceğini” tarih bir kez daha gösteriyor. Kocabıyık, bu tutumun yalnızca İmamoğlu’nu değil, Türkiye’nin demokratik geçmişini de hedef aldığını belirtiyor.

“Erdoğan o gün mağdurdu, biz yanında olduk. Bugün ise kendi mağduriyetinin aynısını rakibine yaşatıyor,” diyen Kocabıyık, geçmişten gelen bu çelişkinin onun için derin bir hayal kırıklığı yarattığını vurguladı.

Parti Disiplini ve İhraç Süreci

Kocabıyık, Osman Kavala gibi isimlere yapılan yargılamalara da itiraz ettiği için partiden ihraç edildiğini hatırlatarak, gerekçesinin “demokrasiye ve hukuka aykırı davranmak” olmasının komik olduğunu söyledi. AK Parti’nin kendi kuruluş ilkelerine ihanet ettiğini ve artık demokrasi yerine korku düzenini benimsediğini öne sürdü.

“Bugün herkes bir şekilde sistemin içinde menfaat bağıyla tutuluyor,” diyerek parti içindeki suskunluğun nedenine de dikkat çekti. Ona göre, ailesi ya da yakın çevresi üzerinden devletle çıkar ilişkisine giren birçok kişi, korkudan sesini çıkaramıyor.

‘Hem İmamoğlu Hem Türkiye İçin Meşruiyet Sorunu Var’

Kocabıyık, İmamoğlu’nun siyasetten men edilmesinin sadece kişisel değil, ülke açısından da meşruiyet krizi yarattığını vurguladı. Geçmişte Deniz Baykal’ın Erdoğan’ın yasağını kaldırarak sağladığı demokratik olgunluğu hatırlatan Kocabıyık, “bugün aynı vicdan ve bilinç ortamının kalmadığını” söyledi.

‘MHP Etkisi ve Devlet Bahçeli’nin Sürprizleri’

Mevcut Cumhur İttifakı dengelerine de değinen Kocabıyık, MHP’nin AK Parti üzerindeki etkisinin sanılandan büyük olduğunu savundu. Bahçeli’nin siyasi geçmişinde her an yön değiştirme potansiyeli olduğunu hatırlatarak, “Devlet Bey sürprizleri bitmez” ifadesini kullandı ve olası bir erken seçimin yine onun çağrısıyla olabileceğini öngördü.

‘Erdoğan Kaybetmeye Oynamaz’

Erdoğan sonrası senaryolara değinen Kocabıyık, Cumhurbaşkanı’nın hep kazanma stratejisiyle hareket ettiğini belirtti. “Anketlerde kimin kazanma ihtimali yüksekse onu destekler, hiçbir zaman kaybetmeye oynamaz” ifadesiyle Erdoğan’ın siyasetteki hesaplı tavrını vurguladı.

Ancak İmamoğlu’nun özgürlüğüne kavuşmadan yapılacak bir seçimin meşru kabul edilmeyeceğini de sözlerine ekledi.

‘Demokrasi Kaybının Bedelini Ekonomi Ödüyor’

Kocabıyık, Türkiye’nin bugün yaşadığı asıl problemin ne enflasyon ne de dış politika olduğunu söyledi. “Asıl sorun, demokrasi ve hukuk devleti vasıflarının zedelenmesidir,” diyen Kocabıyık, bu çöküşün ülkeye hem ekonomik hem diplomatik anlamda pahalıya patladığını savundu.

Son olarak, hukuksuz cezalar ve siyasi baskılar ortadan kalkmadığı sürece ne iç barışın sağlanabileceğini ne de yabancı yatırımın geleceğini söyledi. “Türkiye gerçek anlamda bir hukuk devleti olmadıkça hiçbir şey düzelmez,” sözleriyle konuşmasını tamamladı.