Yön/Fikret Bilâ — Hayırsever Monarşi Tartışması
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Temsilcisi Tom Barrack, bu göreve atandığından bu yana büyükelçilik yetki ve görev alanını aşan açıklamalar yapıyor. Ortadoğu ülkelerine rejim öneriyor; Türkiye’ye “millet modeli” öneriyor. Tam bir bölge valisi havasında konuşuyor. Son önerisi şu şekilde: “Ben bir demokrasi görmüyorum… İster beğenin ister beğenmeyin ‘hayırsever bir monarşi’ olmuştur. İşleyen model budur.”
Böyle bir öneri bir büyükelçinin işi değil; fakat Barrack, ABD büyükelçisi olarak kendisinde bu yetkiyi görüyor ve “monarşi” öneriyor. Ayrıca daha önce Suriye’de bölge ülkelerine federasyon önermişti. Türkiye ile ilgili önerilerde de bulundu ve Türkiye’ye “Osmanlı millet sistemi”ni önererek çok milletli devlet modelini savundu. Bununla da yetinmeyip, “1919’da bu bölgede çok engellendik” diyerek Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik eleştirilerde bulundu.
Atatürk’ün anti-emperyalist Kurtuluş Savaşı’nı başarıya ulaştırmasından ve laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni ulus devlet olarak kurmasından memnun olmayan bu yaklaşım, büyükelçilik sınırlarını aşan ve fazla yukarıdan konuşmalar niteliğinde değerlendiriliyor.
Maalesef Barrack’ın bu aşırılıklarına iktidardan bir yanıt gelmedi. Dışişleri Bakanlığı Barrack’a yanıt vermedi ve büyükelçilik sınırlarını hatırlatmadı. CHP Lideri Özgür Özel ile bazı eski diplomatların Barrack’ın Persona Non Grata (istenmeyen kişi) ilan edilip ülkesine gönderilmesi önerisi iktidar tarafından dikkate alınmadı.
Barrack’ı böyle konuşturan etkenler arasında ABD ve İsrail’in Suriye üzerindeki müdahaleleri gösteriliyor. Bu zemine dayanarak Barrack, Suriye dahil bölge ülkelerine yön verme çabası içinde; onlara “laik, demokratik, hukuk devleti” önerisinde bulunmuyor. Atatürk’ün izinden gitmelerini söylemiyor; bunun yerine “Demokrasi size fazla, hayırsever monarşi size yeter” yaklaşımıyla ABD-İsrail emperyalizminin bölge kaynaklarını daha rahat sömürmesine zemin hazırlamak istediği iddia ediliyor.
Oysa bölge ülkelerinin örnek alması gereken modelin, Atatürk devrimleri ve laik, demokratik, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti olduğu savunuluyor. Atatürk, anti-emperyalist bir Kurtuluş Savaşı vererek işgalcilere karşı mücadele etmiş ve modern bir devlet kurmuştur. Yönetim biçimi, aşiretlere, tarikatlara veya eğitimsizliğe dayanan bir yapı değil; aksine akıl ve bilime, kadın-erkek eşitliğine dayanan laik bir ulus devlet ilkesine dayanmıştır. Bu nedenle Ortadoğu dahil mazlum halklara örnek olacak devrimler gerçekleştirmiştir.
Ortadoğu ülkelerine bir model önerilecekse bunun “monarşi” değil; demokratik, laik, aklı ve bilimi esas alan hukuk devleti modeli olması gerektiği vurgulanıyor. İzlenmesi gereken yolun Atatürk devrimleri olduğu, krallıklar, sultanlıklar ve emirliklerin yalnızca hanedan çıkarlarını koruduğu ve halka fayda sağlamadığı ifade ediliyor.

