Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Gültekin Uysal: PKK liderinin muhatap alınması endişelerimizi artırıyor

Gültekin Uysal Samsun’da Gündemi Değerlendirdi Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin

Gültekin Uysal Samsun’da Gündemi Değerlendirdi

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Samsun’da gazetecilere yaptığı açıklamada Türkiye’deki seçim sürecinin fiilen başladığını belirterek, ülkenin tarihi bir kavşağa yaklaştığını söyledi. Uysal, seçim gongunun vurulduğunu ve kavramların, tanımların değiştiği yeni bir siyasal döneme girildiğini ifade etti. İktidarın kendisi açısından en olumlu sonucu alabileceği eşikte seçim yapma kararında olduğunu vurguladı. Aynı zamanda Türkiye’nin karşı karşıya olduğu daha esaslı meselelerin bulunduğunu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin (adını ‘keyfi rejim’ olarak verdiği) ağır sorunlar ürettiğini, milyonlara bedel ödettirilen yanlış politikaların var olduğunu belirtti.

“Keyfi Rejim Türkiye’nin Bütün Dengelerini Bozdu”

Uysal, 16 Nisan referandumuyla hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırdığını, ülkeyi tek kişinin iradesine teslim ettiğini söyledi. Kademe kademe uygulanan sistemin kuvvetler ayrılığını aşındırdığını, Türkiye’nin adeta parti devletine döndüğünü ve yetkilerin tek kişinin şahsında toplandığını kaydetti. Bu sistemin bugün yaşanan bütün krizlerin temel sebebi olduğunu, sayısal çoğunluğun tek başına siyasal ve toplumsal istikrar üretmediğinin acı şekilde görüldüğünü belirtti. Hangi alana bakılırsa bakılsın çürüme, yozlaşma ve kurumsal çöküşle karşı karşıya olunduğunu ve bu tablonun 86 milyon vatandaşı etkilediğini ifade etti.

“Bu Program Milyonları Yoksullaştırma Programıdır”

Uysal, iktidarın yıllarca savunduğu yanlış ekonomi politikalarının bedelinin vatandaşa ödettirildiğini, ‘Faiz sebep, enflasyon sonuçtur’ söylemiyle yürütülen politikaların ardından hiçbir pişmanlık gösterilmediğini söyledi. Sonrasında iktisat biliminin ortodoks politikalarına dönüldüğü ilan edildiğini, Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetiminin başına getirildiğini belirtti. Uygulanan programın enflasyonla mücadele programı olmadığını, milyonları yoksullaştırma programı olduğunu ve güven vermeyen veriler üzerine kurulduğunu ifade etti. TÜİK’in iktidarın ihtiyaçları doğrultusunda manipüle ettiği enflasyon rakamlarının esas alınarak hazırlanmış bir programın başarılı olmasının mümkün olmadığını, Merkez Bankası başta olmak üzere ekonomi yönetiminin bağımsız karar alamaz hale getirildiğini, serbest piyasa düzeni yerine talimat ekonomisi oluşturulduğunu ve bunun bedelini milyonlarca vatandaşın ekmeğinden, aşından ödediğini söyledi.

“Yoksulluğa Mahkûm Edilmiş Milyonlar Var”

Uysal, ekonomideki bozulmanın en somut örneklerinden birinin emekli aylıkları olduğunu dile getirerek, 2002’de en düşük emekli maaşının asgari ücretin yüzde 140’ına denk geldiğini; bugün ise aynı maaşın asgari ücretin yüzde 70’ine gerilediğini belirtti. Bu adaletsizlik düzeltilmeden gerçek anlamda enflasyonla mücadele edilemeyeceğini vurguladı. Son 23 yılda kamu kaynaklarının önceliklerinin yanlış belirlendiğini, usulsüzlükler, yolsuzluklar ve sistematik yanlış uygulamaların Türkiye’ye ağır faturalar çıkardığını söyledi. 2022 sonunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yaklaşık 19,9 milyar dolar faiz ödediğini, bugün bu rakamın 65 milyar dolara ulaştığını; dört yılda yaklaşık 45 milyar dolarlık ilave faiz yükünün milletin sırtına yüklendiğini kaydetti. 2022’de 19,9 milyar dolar olan faiz giderinin 2026’da neden 65 milyar dolara çıktığını sordu ve bunun cevabının mevcut keyfi düzende olduğunu, yanlışlarının bedelini millete ödeten bir yönetim anlayışıyla karşı karşıya olunduğunu belirtti.

“Yüzde 50 Artı 1 Sistemi Yeni Arayışlara Mahkûm Etti”

Uysal, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin siyasette de yeni sorunlar doğurduğunu savunarak, iktidarın seçim hesabıyla hareket ettiğini öne sürdü. Mevcut düzenin sürdürülemez olduğunu iktidarın da gördüğünü belirtti. Sistemin bir sonucu olarak ortaya çıkan yüzde 50 artı 1 mecburiyetinin, Sayın Erdoğan’ı PKK ile, Öcalan ile iş birliği arayışına mahkûm ettiğini iddia etti. Seçim odaklı bir süreç işletildiğini, etnik bölücü siyasetin Doğu ve Güneydoğu’da vatandaşlar üzerindeki vesayetini kaldırmak yerine PKK liderinin muhatap alınmasının endişe verici olduğunu söyledi. Bu yaklaşımın PKK’nın bölgedeki ve Kürt kökenli vatandaşlar üzerindeki etkisini kurumsallaştırmasından kaygı duyduklarını belirtti.

Terör ve Etnik Bölücü Siyasetle Mücadele Vurgusu

Uysal, Türkiye’nin meselelerinin sadece terörle mücadele olmadığını, terörü de içine alan etnik bölücü siyasetle mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. PKK’nın hedeflerinden vazgeçmediğini, Cemil Bayık’ın açıklamalarını hatırlatarak silahlı mücadeleden siyasal zemine geçiş hedefinin sürdüğünü belirtti. Yüzde 50 artı 1 hesabıyla hareket eden iktidarın farklı arayışlara yönelmesini doğru bulmadıklarını söyledi. Türkiye’de PKK ile iş birliği yapma imtiyazını kendisinde gören siyasi iradenin AK Parti ve Sayın Erdoğan olduğunu iddia etti ve bugün de benzer bir sürecin işletildiğini gözlemlediklerini belirtti.

“Geçici Rahatlama, Türkiye’ye Daha Büyük Sorunlar Getirebilir”

Konuşmasının sonunda Uysal, yürütülen sürecin uzun vadede Türkiye açısından ciddi riskler doğurabileceğini, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini söyledi. On binlerce insanın hayatını kaybettiği, binlerce şehidin verildiği, öğretmenlerin katledildiği bir terör geçmişi varken günü kurtarmaya yönelik adımların kalıcı çözüm üretmeyeceğini belirtti. Bugün ortaya çıkabilecek geçici bir rahatlamanın yarın Türkiye’nin karşısına çok daha büyük sorunlar çıkarabileceği endişesini paylaştı ve bu endişeleri başta TBMM olmak üzere her platformda dile getirdiklerini ifade etti.