1. Haberler
  2. Gündem
  3. Dünya
  4. Erhürman: ‘Siyasi Eşitlik Kırmızı Çizgimiz — Türkiye ile İlişkilerimiz Vazgeçilmez’

Erhürman: ‘Siyasi Eşitlik Kırmızı Çizgimiz — Türkiye ile İlişkilerimiz Vazgeçilmez’

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bugün Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde yapılan devir teslim töreninin ardından Erhürman gündeme dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Meclis içindeki sert tartışmaların dışarıda dostane sohbetlere dönebildiğini vurgulayarak, Kıbrıs Türk halkının derin bir demokrasi bilinci ve hoşgörüye sahip olduğunu belirtti. Seçimle ilgili olarak ise “Bu seçimin kaybedeni yok, Kıbrıs Türk halkı kazandı” mesajını yineledi.

Erhürman, Cumhurbaşkanının en önemli görevinin temsil olduğunu söyleyip, toplumda derin ayrışmalara asla izin vermeyeceğini ifade etti. Hedefinin kısa sürede toplumsal uyumu yeniden sağlamak ve birlikte çalışmayı hızla başlatmak olduğunu belirtti.

BM ve Müzakereler: Siyasi Eşitlik Vurgusu

Kıbrıs sorununda Rum tarafının algı düzeyinin toplum bazında yeterli olmadığını, liderlik düzeyindeki geçmiş müzakerelerin ise siyasi eşitlik konusunda geri durduklarını gösterdiğini söyledi. Annan Planı sürecinden örnekler vererek, bazı Rum liderlerin son anda çözümden çekildiğini; Papadopoulos ve Anastasiadis örneklerini hatırlattı. Erhürman, siyasi eşitlik konusunu pazarlık konusu yapmayacaklarını net biçimde ilan etti: “Siyasi eşitlik benim yaşamsal kırmızı çizgimdir”.

BM Genel Sekreteri’nin zaman sınırlaması önerisine değinerek, BM’nin verdiği sözlere sadık kalmasını talep etti. Müzakerelere ancak takvimle oturulmasının kabul edilebilir olduğunu, belirsiz ve yıllara yayılan süreçlere Kıbrıs Türk halkının tahammülünün kalmadığını belirtti.

Geri Dönüşün Engellenmesi ve İzolasyonlar

Eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın raporundaki ve referandum sonrası dönemin koşullarına atıfta bulunarak, o raporda Kıbrıslı Türklerin ‘evet’ iradesinden sonra izolasyonların meşruiyetinin kalmayacağı yazdığını hatırlattı. Ancak o raporun o dönem Güvenlik Konseyi’ne ulaşmadığını, dolayısıyla o çağrının bağlayıcı olamadığını ifade etti ve benzer bir durumun tekrar yaşanmaması için taahhüt istedi.

Rum tarafının bu koşullara sıcak bakmadığını gözlemlediğini söyleyerek, böyle bir yaklaşımın çözüm masasını sonuç getirmeyecek bir görüşmeye dönüştüreceğini aktardı. Yine de müzakere masasından kaçmayacaklarını; ancak kapsamlı çözüm hariç, ‘görüşme masasında’ geçiş noktaları, Yeşil Hat tüzüğü, turizm ve karma evliliklerden doğan çocukların durumları gibi pratik konuların ele alınabileceğini belirtti.

Garantörlük ve Bölgesel Güvenlik

Adadaki yabancı askeri varlığın artışına dikkat çekerek, bu durumun hem Kuzey hem Güney için kaygı verici olduğunu ifade etti. Türkiye, İsrail, ABD, Fransa ve İngiltere gibi aktörlerin ada çevresindeki askeri mevcudiyetinin güvenliği karmaşıklaştırdığını anlattı. Bu bağlamda “Türkiye Cumhuriyeti, Ada’nın tamamının garantörüdür” ifadelerini vurguladı ve garantörlüğün tartışılamayacağını söyledi.

İsrail’in bölgedeki eylemlerinin yaratabileceği risklere değinip, GKRY’de bazı üslerin kullanımı ve bunun doğurduğu tehlikeler nedeniyle KKTC’de sığınakların konuşulmaya başlandığını aktardı. Kıbrıslı Türklerin kendi iradesi dışında alınan kararların bedelini ödeme riskiyle karşı karşıya kaldığını belirtti.

Dış İlişkiler ve Türkiye ile İşbirliği

Seçim sürecinde defalarca vurguladığı gibi müzakerelerin Türkiye ile istişare edilmeden yürütülmeyeceğini yineledi. Tüm önceki cumhurbaşkanlarının bu şekilde hareket ettiğini, kendisinin de başbakanlık döneminde Türkiye ile sürekli istişare içinde çalıştığını hatırlattı. İlişkilerin çok özel olduğunu, başka hiçbir ilişkiye benzemediğini; bundan sonra da dış politika ve müzakerelerde Türkiye ile koordinasyonun kesintisiz devam edeceğini açıkladı.

Türkiye ile ilişkileri daha da geliştirmeyi kişisel bir görev ve misyon olarak gördüğünü, KKTC-Türkiye bağlarının güçlendirilmesinin öncelikleri arasında olduğunu ekledi.

Güneydeki Askeri Varlık ve Bölgesel Etkiler

GKRY’nin dış aktörleri adaya çekme çabalarının bölgeyi güvenlik açısından daha kırılgan hale getirdiğini söyledi. Hristodulidis’in denge kurma arayışının, başka devletlerin askeri varlığı üzerinden yapılmasının Ada’yı uzun vadede güvensiz kılacağını ve bu aktörlerin girdiği coğrafyalardan çıkmadıklarını hatırlattı.

Enerji projelerindeki güzergah tercihlerinin siyaseten Türkiye’yi dışlamaya yönelik olduğunu belirterek, ekonomik ve coğrafi gerçeklerden uzak tercihlerin kalıcı istikrarı zorlaştıracağını vurguladı. Türkiye ve Kıbrıs Türk halkının bölgeden görmezden gelinemeyeceğini, kimsenin onları yok sayamayacağını ve bu tavrın sonunda kaybedenin kendileri olacağını söyledi.

Sonuç olarak, Erhürman hem müzakere yaklaşımında hem de güvenlik ve dış ilişkilerde net çizgiler koydu: siyasi eşitlik vazgeçilemez bir ilke, BM taahhütleri takip edilmeli, garantörlük tartışılamaz ve Türkiye ile koordinasyon temel şarttır. Toplumsal birlik ve hoşgörü vurgusuyla, ayrışmaları hızla kapatıp birlikte çalışmaya dönme hedefini yineledi.

Erhürman: ‘Siyasi Eşitlik Kırmızı Çizgimiz — Türkiye ile İlişkilerimiz Vazgeçilmez’
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Giriş Yap

ATA TV HABER ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir