Erdoğan’dan NATO Parlamenter Zirvesi’nde Güvenlik ve Savunma Çağrısı
Kıymetli parlamento başkanları, saygıdeğer parlamenterler ve değerli misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. NATO Parlamenter Zirvesi vesilesiyle bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Kıtaların ve kültürlerin kavşak noktası olan güzel İstanbul’umuza hepiniz hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Zirvenin verimli geçmesini temenni ediyor, katkı sunacak tüm katılımcılara teşekkür ediyorum.
Avrupa-Atlantik güvenliği tarihi bir dönemeçten geçmektedir. İttifakımızın özellikle doğu ve güneydoğu sınırlarında yaşanan savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler, güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerektiriyor. Eski kalıplar ve ön kabuller yıkılırken yerlerine neyin geleceği henüz net değildir. İstikrar yerine gerilim, düzen yerine kargaşa arttığı; öngörülebilirliğin azaldığı ve belirsizliklerin arttığı bir dönemin içindeyiz.
“NATO’NUN CAYDIRICILIĞI DAHA KRİTİK HALE GELDİ”
Küresel sistemi ve siyaseti tanımlayan mevcut kavramlar bugün önemli ölçüde anlamını yitirmiştir. Başta Gazze ve Lübnan olmak üzere yakın dönemde yaşanan katliamlar insanlığın vicdanında derin yaralar açarken uluslararası kurumların ve kuramların itibarını zayıflatmıştır. Bu tabloyu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamak zordur. Bu ortamda hem NATO’nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesinin daha da kritik hale geldiğine inanıyorum. Mevcut jeopolitik denklem NATO’nun üstlendiği rolün önemini artırmıştır.
Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz. Kriz bölgeleriyle 1800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip olan Türkiye, güçlü ordusu, modern askerî kabiliyetleri ve gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO’nun güvenliğine katkı sunan başlıca müttefikler arasındadır. NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek veriyoruz. Bölgesel krizleri yönetmedeki tecrübemizi ve NATO içindeki engin birikimimizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz.
“ANKARA ZİRVESİ’NE YOĞUN BİR İLGİ SÖZ KONUSU”
Ankara Zirvesi, tecrübe paylaşımının en üst düzey zemini olacaktır. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de zirveye yönelik yoğun bir ilgi söz konusudur. Parlamenterler olarak en temel insan haklarından biri olan yaşama hakkını garanti altına almak gibi önemli bir sorumluluğunuz bulunmaktadır. Halklarımızın bizden beklentisi, gelecek nesillerin huzur, refah ve barış içinde yaşamasını sağlayacak koşulların oluşturulmasıdır.
“İTTİFAKTAN BEKLENTİMİZ ÇOKTUR”
Zirveden temel beklentimiz; müttefiklerin millî güvenlik hassasiyetlerini gözeten, ittifak dayanışmasını ve birlik ruhunu güçlendiren neticelerin elde edilmesidir. Uzun yıllar terörle başarıyla mücadele etmiş ve şimdi terörü tamamen sona erdirmenin çalışmalarını yürüten bir ülke olarak bu alanda ittifaktan beklentimizin büyük olduğunu ifade etmek isterim. Karşılaştığımız sınamalarla mücadele etmek istiyorsak müttefikler arasında külfet paylaşımını dengeli ve adil şekilde sağlarken savunma sanayi ticareti önündeki engelleri de kaldırmalıyız. Önceki zirvelerde alınan kararların uygulanması her iki başlıkta da son derece önemlidir. Külfet paylaşımında üzerimize düşeni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.
“NATO HAREKÂTLARINA EN FAZLA KATKI SAĞLAYAN İLK BEŞ MÜTTEFİK ARASINDA YER ALIYORUZ”
Lahey Zirvesi’nde kabul edilen taahhütler doğrultusunda savunma harcamalarımızı artırıyoruz ve NATO misyonlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer almaktayız. Buna rağmen Türkiye’nin Avrupa güvenliğine sağladığı vazgeçilmez katkıların zaman zaman göz ardı edildiği bir gerçektir. Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz. Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye’nin dâhil edilmesi konusunda parlamenterlerin yakın ilgi ve desteğini bekliyoruz. Türkiye’nin savunma alanındaki kapasitesini dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. Bu noktada ittifak çapında Teksas’tan Ankara’ya uzanan, amasız fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız.
Ankara Zirvemizin bir diğer ayırt edici özelliği, savunma sanayi iş birliğine yapacağı vurgu olacaktır. Zirve kapsamında düzenlenecek NATO Savunma Sanayi Forumu’nda bir yandan gelişmiş ürünlerimiz sergilenecek, diğer yandan bu iş birliğini daha etkili hâle getirecek tedbirler ele alınacaktır. Misafirlerimiz Türkiye’nin savunma sanayi alanında kısa sürede kat ettiği önemli mesafeyi görme imkânı bulacaklardır. Ayrıca NATO’nun güvenliğe 360 derece yaklaşımı uyarınca Ukrayna, İran, Körfez ve Filistin başta olmak üzere küresel ve bölgesel gelişmeler değerlendirilecektir.
“KALICI BARIŞA GİDEN YOLUN KAPISI İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMDÜR”
Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözüme ulaşması için Pakistan ve Katar’ın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle birlikte gereken katkıları vermeye devam edeceğiz. Bölgeye ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan, özellikle Lübnan’ı hedef alan saldırıları yakından takip ediyoruz. Bölgemizin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören provokasyonlara fırsat verilmemesini bekliyoruz.
Orta Doğu’daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İşgal sona ermeden ve İsrail’in sürekli artan toprak gaspı durdurulmadan bölgede kalıcı barış sağlanamaz. Kalıcı barışa giden yolun kapısı iki devletli çözümdür. 1967 sınırlarında bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti mutlaka kurulmalıdır.

