Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Dilek İmamoğlu, İBB Davası’ndaki tahliyeler sonrası Saraçhane’de konuştu: ‘Bugün tahliye edilenler için sevindik ama…’

Aile Dayanışma Ağı 30. Buluşması Saraçhane Parkı’nda Gerçekleşti 19 Mart

Aile Dayanışma Ağı 30. Buluşması Saraçhane Parkı’nda Gerçekleşti

19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 30. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. Buluşmaya; CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Millî Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılar ve kalabalık bir vatandaş topluluğu destek verdi. Basın açıklamasını, iktidar kumpasıyla özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu okudu.

Dilek İmamoğlu: “Tek Bir Günümüz Bile Gerçekte Normal Geçmiyor”

“Aile Dayanışma Ağı buluşmamız için bugün yine Saraçhane’deyiz” diyen Dilek İmamoğlu, dayanışmayı büyüttükleri ve mücadeleyi güçlendirdikleri için katılanlara teşekkür etti. İmamoğlu, bir yılı aşkın süredir yaşanan olağan dışı günleri, maruz kalınan haksızlıkları, yalanları ve iftiraları anlattı. Ömrü boyunca yasal bir sorun yaşamamış kişilerin yeni normalinin her sabah Silivri’ye gitmek haline geldiğini, ailelerin her duruşma günü erken kalkıp uzun yolculuklar yaptığını ve gün boyunca ayakta beklemek zorunda kaldıklarını vurguladı.

Çocuklar ve Aileler Üzerindeki Ağır Yük

İmamoğlu, bu yükün özellikle çocuklar için ağır olduğunu belirtti; okuldan geri kalan, mahkeme kapılarında beklemeyi öğrenmek zorunda bırakılan çocukların durumuna dikkat çekti. Anne ve babaların yaşları veya sağlık durumları ne olursa olsun evlatlarına kavuşabilmek için büyük fedakârlıklar yaptığını, mahkeme salonundaki duygusal anların birleşerek ortak bir ses haline geldiğini anlattı. Ailelerin sevdiklerinin yaşadığı adaletsizliği izlemek zorunda kalmasının yarattığı duygusal yük ve özlemin giderek arttığını söyledi.

Tahliyeler ve Adaletin Gecikmesi

İmamoğlu, 18 kişinin tahliye kararının sevindirici olduğunu fakat geç gelen adaletin adalet olmadığını vurguladı. Tahliyelerin hiç yaşanmaması gereken mağduriyetlerin geç de olsa sona ermesi olduğunu, hakkında kesin hüküm olmayan kimselerin özgürlüğünden mahrum bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Tutukluluğun fiili cezalandırmaya dönüştüğünü, masumiyet karinesinin yok sayıldığını ve yargılamanın tutuksuz yürütülmesi gerektiğini belirtti. Hukukun araçsallaştırılmasına ve aile bağlarının cezalandırılmasına karşı çıktı.

Süreç Aileleri de Hedef Alıyor

İmamoğlu, yargılama sürerken operasyonlar, görüntü servisleri ve medya karalama kampanyalarıyla süreçlerin ailelere kadar genişletildiğini söyledi. Kendi ailesinden örnekler vererek, somut suç unsuru olmadan tutukluluk taleplerinin sürdüğünü, iddiaların kanıtlanmadığını ve özgürlüklerin bu gerekçelerle elinden alındığını anlattı. İnsanların özgürlüklerinin hangi dayanakla kısıtlandığının açıklanması gerektiğini vurguladı.

Yargılama Sistemi ve Hukuka İlişkin Eleştiriler

İmamoğlu, aile bağlarının şüphe sebebi haline gelmesine, aynı soyadını taşımak ya da aynı aileden olmak nedeniyle hedef alınmaya karşı çıktı. Bursa Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında ailelerin toplu şekilde gözaltına alınmasına ve İBB iddianamesinde aynı kurumda çalışmanın örgüt faaliyeti gibi gösterilmeye çalışılmasına dikkat çekti. Böyle bir yargılama sistemini kabul etmediklerini belirtti.

Canlı Yayın Talepleri ve Sağlık Hizmetleri

İmamoğlu, davaların TRT’de canlı yayınlanmasını talep ettiklerini, şeffaflık istediklerini ancak taleplerinin karşılık bulmadığını söyledi. Sağlık durumu ağır olan tutukluların durumuna değinerek, tutukluların gerekli sağlık hizmetlerini alabilmesi ve tam teşekküllü hastanelere nakledilmesi gerektiğini vurguladı. Aile Dayanışma Ağı’nın içeride haksız yere tutulan son kişi de özgürlüğüne kavuşana kadar mücadeleye devam edeceğini belirtti.

Avukat Sinem Keleş Akgün: “İddianame Sahipsiz”

Dilek İmamoğlu’nun ardından söz alan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün’ün eşi ve avukatı Sinem Keleş Akgün, dosyadaki hukuksuzlukları gözaltı anından duruşma salonuna kadar bizzat deneyimlediğini söyledi. Keleş, dört haftalık yargılama sürecinin iddianamenin aslında zayıf ve sahipsiz olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Etkin pişmanlık ifadelerinin çöktüğünü, bazı kişilerin ifadelerini geri çektiğini veya iradeleri dışında ifade verdirildiğini bildirdiklerini aktardı.

Delil İddiaları ve HTS Verileri

Keleş, karışan sanıklar, isim benzerlikleri ve kopyalanan tutukluluk itirazları gibi uygulamaların örneklerini verdi. HTS baz verilerinin hukuki karşılığının olmadığını, bu kayıtların sevdiklerini aynı saniyede farklı kıtalarda gösterdiğini ve sözde delillerle insanların özgürlüklerinden mahrum bırakıldığını anlattı.

Ağaç AŞ ve İddia Makamının Yanıltıcı Belgeleri

Keleş, Ağaç AŞ örneğinde mahkemeye sunulan ödeme tablolarındaki rakamların gerçekle ilgisinin olmadığını, belgelerle bunun çürütüldüğünü söyledi. İddia makamının ve karar makamının karşısında sunulan belgelerle kamuoyunun ve mahkemenin yanıltılmaya çalışıldığını belirtti. Hiçbir delil olmadan insanların özgürlüğünden mahrum bırakılmasının hukukun da tutuklanması anlamına geldiğini ifade etti.

Şehir Plancılarının ve Bürokratların Hedef Alınması

Keleş, Resul Emrah Şahan ve Ceyhun Avşar’ın savunmalarının davanın gerçek yüzünü ortaya koyduğunu söyledi. Seçilmiş Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın yolsuzluk nedeniyle değil, rant projelerine ve İstanbul’un talanına karşı durduğu için hedef alındığını belirtti. Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’ın ise iddia edilen kamu zararı iddialarını somut belgelerle çürüterek kamuya tasarruf sağladığını ifade etti. Dosyada şoför, emekçi ve kadınlar gibi adı eylemle geçmeyen kişilerin de tutuklu olduğunu, fiilen cezaevinde fazla süre geçirdiklerini anlattı.

Yargılamanın Süresi ve Hukuksal Eleştiri

Keleş, mahkemenin yargılamanın 12 yıl sürebileceğini öngördüğünü ve dört haftada sadece 17 sanığın dinlendiğini belirtti. Bu şartlarda suçsuz insanların yıllarca cezaevinde bekletilemeyeceğini, tutuksuz yargılamanın esas olması gerektiğini vurguladı. İddianamenin çökmesiyle haklı olduklarını, mücadeleyi sevdiklerini alana kadar sürdüreceklerini ilan etti.

Nergis Tufan: Bayrampaşa Operasyonunun Ailelere Etkisi

Buluşmada son sözü Bayrampaşa Belediyesi operasyonu kapsamında tutuklanan Ahmet Tufan’ın ablası Nergis Tufan aldı. “Bugün burada bir hikâye anlatmak için değil, bir adaletsizliğin ağırlığını paylaşmak için konuşuyorum” diyen Tufan, 21 Ocak sabahı evlerinin kapısının çalınarak Ahmet’in gözaltına alınmasının aile yaşamında derin bir kopuş yarattığını anlattı. Daha önceki gözaltı deneyiminden sonra bir kez hayattan koparılmanın geri dönüşü olmadığını, 21 Ocak’ta Ahmet’in çocuklarının da belediyedeki işlerinden çıkarıldığını ve ailenin geçim şartlarının daha da zorlaştığını aktardı.

Adalet Umudu ve Dayanışma Mesajı

Nergis Tufan, yaşadıkları acıyı sadece kendi aileleriyle sınırlı görmediklerini, bunun hepimizin hikâyesi olduğunu söyledi. Ailenin hafızasının silinemeyeceğini, kırılmalarına rağmen dik duracaklarını ve adaletin er veya geç yerini bulacağına inandıklarını belirtti. Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, belediye başkanı ve diğer yol arkadaşlarının bir gün özgürlüğüne kavuşacağına dair umudunu dile getirdi. Aile Dayanışma Ağı, içeride haksız yere tutulan son kişi de özgürlüğüne kavuşana kadar mücadeleyi sürdürme kararlılığını açıkladı.