Emeklilerin Geçim Sıkıntısı TBMM’de Tartışılırken İzmir ve Diğer İllerden İfade Edilen Zorluklar
En düşük emekli maaşının 20 bin liraya yükseltilmesine ilişkin kanun teklifinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmeleri sürerken, aldıkları maaşlarla geçinemediklerini söyleyen emekliler konuştu.
29 yıl boyunca devlet memuru olarak çalıştığını belirten 76 yaşındaki Niyazi Yıldız, İzmir’de depo olarak kullanılan bir 1+1 evde yaşadığını anlattı. Yıllar önce emekli olunca yurt dışına gitmeyi hayal ettiğini söyleyen Yıldız, emeklilik sonrası özgürlüğü yaşamak istemesine rağmen durumun beklentileri karşılamadığını ifade etti: “29 yıl devlet memurluğu yaptım. Çok seviniyordum. Emekli oldum da özgürlüğüme kavuştum. Torunlarıma bakıyorum, çocuklarıma bakıyorum. Güzel bir ortamda yaşayayım. Yurt dışına gideyim, dağlara, taşlara gideyim, temiz hava alayım. Maalesef, meğersem öyle değilmiş. Ama söylerken şimdi içimden bir ağlamak geliyor”.

Yıldız, aldığı maaşla geçinemediğini vurgulayarak duygularını şöyle dile getirdi: “BEN İŞ İSTİYORUM, YOK. NE YAPMAM GEREKİR YANİ? EMEKLİ NE YAPSIN?” Aldığı bir somun ekmeğin yarısını göstererek yarım ekmeği peynirle yiyeceğini anlattı ve devam etti: “Aldığım 20 bin lira. Dördüncü katta bir artı bir. İstersek de oraya bakabiliriz. Tuvalet, banyo, mutfak, üçü bir arada. Bir artı bir. Aldığım 22 bin 600. Nasıl geçineceğim? Gasp mı yapalım? Soygun mu yapalım? Esrar eroin mi satalım? Ne yapalım? Ben girmişim 76 yaşına. Nasıl çalışacağım? Halkbankası’nda veznedarlık yaptım. Çalışsam da iş yok. Buyur emekli arkadaşım, ocakta çalışıyor. Ben iş istiyorum, yok. Ne yapmam gerekir yani? Emekli ne yapsın? Yani emeklileri toplayalım, dağa mı çıkalım? Eylem mi yapalım? Biz hakkımızı istiyoruz kardeşim. 29 yıl devlet memurluğu yapmışım. Sana verdiğim vergilerin bana hesabını yap. Bana öde, maaş verme. 29 yıl hesabımı yap. O zamanlar 5 kuruş, 10 kuruş vardı.”
Yıldız, dönemin maaşlarıyla bugünü kıyaslayarak ekledi: “200 LİRA BANA BİR ÇORBA VERMİYORLAR” ve anlattı: “Ben 1974’te memur oldum. En büyük paramız 10 liraydı. Şimdi 200 lira. 200 lira bana bir çorba vermiyorlar. Zaten cebimde 200 lira yok. Yapacak bir şey yok. Ama Allah sonumuzu hayır etsin. Bu böyle gitmez. Karaman’ın koynu sonradan çıkıyor oyunu. Ben kendimi söylüyorum. 22 bin 600 lira alıyordum. Şimdiki artışı bilmiyorum. Kaç para olduğunu bilmiyorum. SSK Bakur, 16 bin 800 lira alıyordu. 20 bin lira oldu. Allah onlara da yardım etsin. Yani 20 bin lira şurada. 1 artı 1, 20 bin lira ben kira etmişim. 1 artı 1. Yani 3 artı 1 değil. 2 artı 1 değil. 1 artı 1 kardeşime söylüyorum. 3 artı 1, burada kaç para biliyor musun? 35-40 bin lira. Ha diyecekler emeklisin git otur. Burası oturduğum yer depo. Malzeme var içerisinde. Esnafın birisi depo olarak tutmuş. 40 bin lira. 30 bin lirasını o veriyor. 10 bin lirasını da ben veriyorum. Depoda yatıyorum depoda. Geleceğim bir şey yok.”
Diğer bir emekli, 5.5 yıl önce emekli olduğunu belirten ve hâlihazırda çay ocağında çalışan Metin Yıldırım, geçmiş yıllarda emeklilerin durumunun daha iyi olduğunu anlattı. Yıldırım, “AKP HÜKÜMETİ PERİŞAN ETTİ BİZİ YOK ETTİ TÜM EMEKLERİ” başlıklı yakınmasını ifade ederek şunları söyledi: “Emekli olduğumda asgari ücretin 2 katı maaş alıyordum. Şu an 27 bin lira. Yüzde 12 zam alıyoruz. Yani bir asgari ücrete falan anca geliyor. Yani çok zor. 68 yaşındayım. İhtiyacımız var. Kira, bir sürü ihtiyaçlar şeyler. İki çocuğumuz var. Çalışmak zorundayız yani. Kızım bazen iş buluyor, bazen bulamıyor. Eşim de rahatsız tedavi görüyor. Yani bu hükümet, AKP hükümeti perişan etti bizi yani. Yok etti, tüm emekleri. Şu an az gece anca maaş alıyoruz. Yazık yani. Akşam 6’ya kadar burada çalışıyoruz. Aldığımız ücretle sınırlı belli. 20 alıyoruz. Yazık yani. Böyle giderse herkes perişan olacak. 20 bin değil, 2 tane 20 bin olsa yine yetmez. Ben 21 bin kira veriyorum. Taksitler ödüyoruz. Ayda 30 bini geçiyor. Pazara, çarşıya eskiden 200-300 lira çıkardık. Şimdi 1000 liraya bir şey alamıyorsun yani. Çok zor. Zaten alamıyoruz.”
Yıldırım, gıda harcamalarındaki düşüşe dikkat çekerek “PERİŞAN DURUMDAYIZ” dedi ve şunları aktardı: “Eskiden ayda bir kuşbaşı alırdık. Şimdi ayda bir yarım kilo. 700 gram kıyma alıyoruz. Onu da eşim 3-4 yemeğe bölüyor yani. Tamamen gıdasızlık, yani perişan durumdayız. Herkes perişan yani. İşte benim yeğenim var. Tarım şeyinden emekli oldu. Yani emekli olduğunda 900-1000 lira maaş alıyordu. Kaç yıl, 10 yılı geçti. Yani onlar 16-17 hiçbir prim ödemeden 16-17’yi 20 yapıyor. Ama biz yüksekten prim ödemişiz. BAĞKUR’dan, sigortadan. dünya prim ödedik yani. Ne olacak bunlar? Yani emeklerin hepsini eşit yapsın yani. Onlar tam yükselsin de. Bizlerin hakkı, ben asgari ücretini 2 katından fazla alıyordum. Asgari ücret 28 bin. Benim 56-60 maaş almam lazım. 27 binlerde, 28 binlerde geziyoruz yani.”
Oya Tüzün ise iki emekli maaşı almalarına rağmen geçinemediklerini belirterek durumun zorluğunu şöyle özetledi: “ÇOK ZOR GÜNLERDEN GEÇİYORUZ” ve ekledi: “Zaten kıt kanaat geçiniyor insan. 2 emekli maaşı giriyor bizim evimize, artı işleyen bir dükkanımız var, kiralarımız yok ve şu an ben sıkıntı yaşıyorum. Düşünün, tek bir maaşla evini geçindiren, kirasını veren, çoluk çocuk okutan bir insan ne yapabilir? 20 bin lirayla. Bugün bir pazara çıkıyorsunuz, en az 3-4 bin lira pazarda harcamanız gerekiyor ki istediklerinizi alabilirsiniz. Yani ufak bir çocuğu olan, çocuğunu alıp pazara gidemez. Bizlerin canı istiyor, çocuğun canı istediğinde ailesi onu yerine getiremez. Çok zor günlerden geçiyoruz”.

