Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TES- İŞ Genel Başkanı Kabaloğlu geçim sıkıntısının istisna değil, yaygın bir gerçek olduğunu söyledi: ‘Sermayenin kaçtığı yerde işçi, dar gelirli ne yapacak’

TES-İŞ Genel Başkanı İrfan Kabaloğlu ile Ücret, Enflasyon ve Enerji

TES-İŞ Genel Başkanı İrfan Kabaloğlu ile Ücret, Enflasyon ve Enerji Üzerine Röportaj

TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı ve Türkiye Enerji, Su ve Gaz İşçileri Sendikası (TES-İŞ) Genel Başkanı İrfan Kabaloğlu, Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. Kabaloğlu, toplu sözleşmeler, asgari ücret, enflasyon hesapları, kıdem tazminatı, sığınmacıların istihdam üzerindeki etkisi ve enerji politikalarına dair görüşlerini paylaştı.

TES-İŞ Genel Başkanı İrfan Kabaloğlu ile Ücret, Enflasyon ve Enerji Üzerine Röportaj

– Örgütlü olduğunuz işyerlerinde toplu sözleşmeler yapıyorsunuz ve oranlar da yüksek görülüyor. Ama sonra enflasyon bu kazanımlardan ne kadar geriye götürüyor?

Hem kamuda hem özel sektörde toplu iş sözleşmeleri imzalıyoruz. İki dönemdir yapılan sözleşmelerle ücretler geriye gitmedi. Sözleşmeli çalışanlar asgari ücretlilere göre daha iyi durumda. Ancak enflasyonun etkisi ve genel ekonomik koşullar hâlâ ciddi bir baskı oluşturuyor.

– En düşük ücret nedir?

Türkiye’de çalışanların yüzde 45’i asgari ücretle çalışıyor; bu oran çok yüksek. TES-İŞ’in örgütlü olduğu enerji iş kolunda yaklaşık 70 bin üye bulunuyor. En düşük ücret 50 bin lira, ortalama ücret 80 bin lira, kamuda giydirilmiş en düşük ücret ise 75 bin lira. Buna rağmen bu ücretler insan onuruna yaraşır bir yaşam için yetersiz. TÜRK-İŞ’in Şubat 2026 Açlık ve Yoksulluk Sınırı araştırmasına göre yoksulluk sınırı 105 bin lira, açlık sınırı 32 bin lira ve asgari ücret 28 bin lira. Bu durum ucuz işçilik yaratıldığını ve ülkenin ucuz işçi cennetine dönüştüğünü gösteriyor.

– Kim programlıyor bu oyunu?

Bunun tamamını tek bir tarafa yüklemiyorum ama işverenlerin bu durumu en çok kullananlar arasında olduğunu düşünüyorum. Çalışan fakirleşirken zenginler daha da zenginleşiyor. Bu dengesizliğe karşı durmamız gerekiyor.

– TÜİK’in sepetindeki kalemlerin ağırlıkları sürekli değiştiriliyor. Sepet ve ürün değişiklikleriyle enflasyon düşük gösteriliyorsa bu sepet ücret belirlemek için ne kadar güvenilir?

Enflasyon rakamlarıyla oynandığını biliyoruz. Sepet kalemleriyle oynayıp enflasyonu düşük göstermek doğru değil. Bankalar da gerçek enflasyonun altında kimseye kredi vermez. Asgari ücret belirlenirken kira ve gıda öncelikli tutulmalı; ulaşım, sağlık, eğitimdeki artışlar da öngörülerek belirleme yapılmalı. Bu taleplerimizi sunduk ama kabul edilmedi.

– TÜRK-İŞ zaten masaya oturmadı…

TÜRK-İŞ Genel Başkanımız Ergün Atalay, asgari ücret masasına oturmayacağımızı açıkladı. Çünkü gerçekte olması gereken asgari ücreti belirleyecek bir ortam yoktu. Zammın düşük tutulacağı belli iken oturup sonra eleştirilmek istemedik.

– Oturmadığınız için de eleştiriler oldu…

Eleştiriler oluyor ancak neden katılmadığımız artık daha iyi anlaşılıyor. Asgari ücretlileri yalnız bırakmadık; taleplerimizi sürekli ülke gündemine taşıdık. TÜRK-İŞ olarak eylemler düzenliyoruz ve üye ile asgari ücretlilerin bu eylemlere güçlü katılımını bekliyoruz.

– Masada en çok kimin etkisi oluyor?

Masa eşit değil; işveren, hükümet ve işçi tarafını temsilen beşer kişi katılıyor. Neticede hükümet karar veriyor. İşçinin etkisi sınırlı, işverenin etkisi daha belirgin. “Asgari ücret artarsa fabrikaları kapatırız” gibi söylemler gündeme getiriliyor. Hükümet işçinin evine para girmesini istiyor ama alım gücünün tamamen bittiğini ve insanların kira, eğitim, sağlık gibi temel masrafları karşılayamadığını göz önüne almıyorlar.

– İşverenler de seslerini yükseltti. Bu durum çalışma barışını nasıl etkiliyor?

Çalışma barışı zaten bozuldu. İnsanlar artık Türkiye’de çalışmak istemiyor; yurt dışında iş bulabilenler gidiyor. İş yerlerini dolaşıyoruz; insanlar gerçekten zor geçiniyor. Maaşı yatmadan ikinci avansını almak zorunda kalan çalışanlar var.

‘SEÇİM YAKINSA ZAM OLUR’

– Asgari ücrete ikinci kez zam yapılır mı bu yıl?

Asgari ücrete ikinci zam gerekli; ancak seçim yaklaşırsa zam yapılma olasılığı artıyor. Temmuza kadar alım gücü daha da düşecek. Hem asgari ücretlilerin hem emeklilerin geçim koşulları dikkate alınarak düzenleme yapılmalı.

‘MÜCADELE BÖYLE OLMAMALI’

– Uygulanan ekonomi politikalarıyla enflasyonla gerçekten mücadele edildiğini düşünüyor musunuz?

Hayır. 2025’te 25 milyar dolar dış borç faizi ödendiyse enflasyonla etkili mücadele edildiğini söyleyemeyiz. Borcu borçla kapatan bir ülkeyiz. Enflasyonla mücadele dikey, ani düşüşlere dayalı değil; yatay, dar gelirli vatandaşın ani gelir kaybına uğramaması şeklinde olmalı.

– Bu ekonomi politikaları zorunluluk mu, tercih mi?

Tercihler sonucu bu noktaya gelindi. Ülkede 65 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı; dış borç 500 milyar doların üzerine çıktı. Ekonomi, ücretli kesimi, dar gelirlileri ve adil gelir dağılımını gözeterek yönetilmeli. Ekonomi Bakanı televizyonlara pembe tablolar çiziyor ama sahada insanların durumunda iyileşme görülmüyor. Gelir dağılımı bozulmadan, vergi adaleti sağlanmadan durum düzelmez.

‘BÜTÇEYİ ÇALIŞANLARIN VERGİLERİ AYAKTA TUTUYOR’

– Vergi adaletsizliği sürerse neticesi ne olur?

Türkiye’de bütçeyi çalışanların ödediği vergiler ayakta tutuyor. Dolaylı vergilerin yüksek olması gelir dağılımını bozuyor. Kimlerin vergi borçlarının affedildiği veya vergi kaçırdığı kamuoyunda biliniyor; bu durum sosyal dengeleri zedeliyor.

– TÜRK-İŞ, diğer konfederasyonlarla birlikte ülke çapında daha sert eylemler düzenleyemez mi?

Türkiye’de örgütlülük oranı yüzde 14 civarında. Bu sendikalı kesim diğerlerine göre daha iyi durumda. Biz “Zordayız, Geçinemiyoruz” eylemleri yaptık ancak beklediğimiz düzeyde katılım gelmedi. Tüm kesimlerin katılımıyla geniş kitlelerle yapılmayan eylemler istenilen sonucu vermez. TÜRK-İŞ 1952’den bu yana aynı ilkelerle hak mücadelesini sürdürecek; ülkenin birlik, beraberlik ve bütünlüğünü, laik, demokratik ve tam bağımsızlık ilkelerini ön planda tutarak üyelerini korumaya devam edecek.

– Kıdem tazminatlarıyla ilgili düzenleme ihtimali var mı?

TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu’nun kararı var: Kıdem tazminatının kaldırılması bizim için genel grev ilanıdır. Kıdem tazminatına en ufak bir müdahaleye asla müsaade etmeyeceğiz. DİSK bu konuda katılıyor; HAK-İŞ’in daha az katıldığı görülüyor. Kıdem tazminatına dokunulduğunda genel grevde tüm işçilerin ve sendikaların TÜRK-İŞ’in yanında olacağına inanıyoruz.

– Kıdem tazminatının kaldırılması neden bu kadar gündemde?

Avrupa’da kıdem tazminatının olmadığı söyleniyor ama Avrupa’daki iş güvencesi, gelir dağılımı ve maaş düzeyi bizim koşullarımızdan farklı. Avrupa’daki refah seviyesinin Türkiye’de varmış gibi göstermesi bu konunun zaman zaman dayatılmasına yol açıyor; TÜRK-İŞ bunu kabul etmez.

‘PATRONLAR UCUZ DİYE SIĞINMACILARI TERCİH EDİYOR’

– Milyonları bulan sığınmacılar Türk işçilerini nasıl etkiliyor?

Sığınmacılar önemli bir sorun oluşturuyor. Uzun süreli misafirlik olmamalı; Afganistan, Suriye, Irak’tan gelenlerle sanayide daha düşük ücretlerle çalışan yabancı işçiler görülüyor. Patronlar ucuz işçi olarak sığınmacıları tercih ediyor. Bu düşmanlık değil; işsiz kalan ve düşük ücretle çalıştırılan işçiler açısından sorun yaratıyor.

‘ÜYE SAYIMIZ 90 BİNDEN 20 BİNE DÜŞTÜ’

– Özelleştirmeler iş kolunuzu nasıl etkiledi? Hangi düzenlemelere ihtiyaç var?

Ağır ve çok tehlikeli işlerde çalışanların iş güvencesi zayıfladı. Enerji iş kolu stratejik olduğu için grev hakkı yok; özelleştirme yapılabiliyor. Stratejik öneme sahip iş kolları kamuda tutulmalı veya korunmalı. Deprem, sel, pandemi gibi durumlarda bu çalışanlar sahada çalışıyor; bu yüzden iş güvencesi önem taşıyor.

‘YERLİ KÖMÜR MİLLİ ZENGİNLİĞİMİZ’

– Özelleştirmelerle fiyatlar arttı…

Fiyatlar gerçek değerinde değil çünkü devlet bazı mekanizmalarla süspansiyon uyguluyor. Enerjide dışa bağımlılık yüksek olduğu için maliyetler artıyor. Yerli kömür milli zenginliğimizdir; üretimini artırmalıyız. Gelişmiş ülkeler yıllarca kömürden gelir elde etti; bugün Türkiye üzerinde baskılar olsa da yerli kömürün kullanımı stratejik öneme sahip.

‘DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTMALIYIZ’

Türkiye güneş, rüzgar ve nükleer gibi alternatif kaynaklara da yatırım yapıyor; bu yatırımlar gerekli. Ancak dünya genelinde halen yeni termik santraller inşa ediliyor. Yerli kömür ve termik santraller baz yükü, enerji arz güvenliği ve istihdam açısından stratejik öneme sahip. Gelecek planlamasında çevre ve istihdam boyutu birlikte değerlendirilmeli. Kömürün dünya standartlarında çevreci baca sistemleri uygulanarak kullanımı, dışa bağımlılığı azaltmada etkili olabilir.

Portre: İrfan Kabaloğlu

1964’te Artvin’de doğdu. 1986’da Türkiye Elektrik Kurumu’nda (TEK) işe başladı. Ankara Çayırhan Termik Santrali’nde, Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.’de (SEDAŞ) Kocaeli İl Müdürlüğü’nde çalıştı. 1992’de iş yeri temsilcisi, 1998’de TES-İŞ Adapazarı Teşkilatlandırma Sekreteri, 2010’da Şube Sekreteri, 2011’de Şube Başkanı oldu. 2022’de TES-İŞ Genel Başkanı seçilen Kabaloğlu, TÜRK-İŞ Teşkilatlandırmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı görevini yürütüyor.