Muskat’ta Kritik ABD-İran Görüşmeleri: İstanbul Talebinin Reddi ve Arkasındaki Nedenler
İran’ın İstanbul’da yapılmasına itirazı yüzünden neredeyse iptal edileceği söylenen ABD-İran görüşmeleri, iddialara göre etkili kimi Arap ülkelerinin Washington’a yönelik “ısrarlı telkinleri” sonucu bugün (6 Şubat) Umman’ın başkenti Muskat’ta yapılacak.
Gelişme, ABD Donanması’na ait bir savaş uçağının geçen Salı günü bir Amerikan uçak gemisine yaklaştığı iddia edilen İran’a ait bir insansız hava aracını düşürmesinin ardından geldi.
Karışık bir manzara var karşımızda. Birkaç gün önce “çatışma” havası varken şimdi iki taraf da birbirleriyle “konuşabilir” durumda. Bir yandan müzakerelere karar verilmişken öte yandan ABD donanma saldırı grubu Batı Asya sularında konuşlandırılmış halde. Gerçekten karmakarışık bir görüntü bu.
Net olan tek şey, İran’ın görüşmelerin İstanbul’da yapılmasını istememesi. Başlangıçta yaşanan küçük bir krizin ardından İran’ın talebi kabul gördü. Türkiye’nin uzun zamandır kimi krizlerde soyunduğu “arabulucu” ya da “uzlaştırıcı” görünme çabası İran’ın itirazı yüzünden gerçekleşmedi böylelikle. ABD’ye bunu kabul ettiren İran’ın Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi memnuniyetini açıklamasıyla belli de etti açıkça.
İran’ın İstanbul’u istememesinin birkaç nedeni var:
- İlki, İstanbul’da yapılacak görüşmelere çok sayıda Arap ülkesinin davet edilmesi. Bu durum görüşme gündeminin hayli “çeşitli” olacağı anlamına geliyordu; İran bunu istemiyordu. İran, tek gündemli, yani “nükleer konularla sınırlı” bir görüşmeden yana; bölgedeki diğer ülkelerle füzeler veya vekil gruplar gibi konuları tartışmak istemiyor.
- İkinci neden, Umman’ın uzun süredir ABD ile İran arasında dolaylı görüşmelerde gizli arabulucu rolü üstlenmesi. Umman’da daha önce de nükleer müzakereler gerçekleştirildi; İran bu yeni görüşmenin de öncekilerin devamı olmasını istiyor. Ayrıca Umman, 2015 İran nükleer anlaşmasına (JCPOA) yol açan tarihi müzakerelerde de önemli bir rol oynamıştı.
- Üçüncü neden, Türkiye’nin ABD karşısındaki son tutumu ve liderler arasındaki ifadelerle ilgili değerlendirmeler. ABD Başkanı Donald Trump’ın Recep Tayyip Erdoğan’ı “dediklerimi yapar” anlamına gelen ifadelerle övmesi, İran tarafında İstanbul’u dezavantajlı duruma getirdiği düşüncesine yol açmış olabilir. İran, İstanbul’da Türkiye’den ve davet edilen Arap liderlerden ABD’nin isteklerine uyma konusunda baskı göreceğini tahmin ediyor olabilir.
- Dördüncü neden olarak, İran ile Türkiye arasındaki farklılıklar gösterilebilir. Irak, Azerbaycan ilişkileri ve Suriye konusundaki karşıt tutumlar İstanbul’da İran’ın rahat hareket etmesini engelleyebileceği düşünüldü. Ayrıca Türkiye’nin diplomaside öne çıkmasını istememesi de İran’ın tutumunu açıklayan etkenlerden biri sayılabilir.
Türkiye açısından ise görüşmelere ev sahipliği yapamamak, İran’ın İstanbul’a gelmesini sağlayacak güveni sunamadığını gösteriyor. Bu durum Türkiye için sevimsiz bir tablo oluşturuyor. Türkiye, daha önce de ABD-İran görüşmelerinde “ev sahipliği” yapma fırsatını kaçırmış ve bazı arabuluculuk girişimlerinden beklediği sonucu alamamıştı.
Reddedilen önemli arabuluculuk girişimleri arasında Ukrayna ile Rusya arasındaki çatışma, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki anlaşmazlık ve Somali ile Etiyopya arasındaki çatışma konularında yapılan arabuluculuk girişimleri sayılabilir.
Bugünkü ABD-İran müzakerelerinin neler doğuracağını bekleyip göreceğiz.

